şükela:  tümü | bugün
  • belli bir hızda ve sabitlikte yapılan yürüyüş biçimi...
  • beggin'i mp3 çalara dayayıp en az 1.5 saat aynı ritim ile tercihan boğazda saat 6.30'dan itibaren yapılması caizdir.
  • "bir semtin tempolu yürüyen insanları ne kadar çoksa; o semtin ipimle kuşağım, sikimle taşağım geleneği de aynı oranda kuvvetlidir." -julius caesar, bıçak tatsızlığından bir hafta önce.

    kaderin cilvesi olarak benim çalıştığım ofis de, tempolu yürüyüşle güne başlayıp hayatı kucaklayanların tam merkezinde. daha gün doğmadan suratlarında ölümcül bir ciddiyetle dökülüyorlar parkurlara, sağlıklı yaşam mottosu uğruna sabah uykusundan feragat etmiş olmanın tüm getirisi çatık kaşlarda. tartan piste değil duruşma salonuna çıkmış sanki, hızlı adımlarla vücudu zinde kalırken ruhu ekşiyor. tempoyu ayarlayamayanlar şarampolden yuvarlanırken, bu eşin ehli olanlar zımba gibi ilerliyor. benim favorim iki tane asker emeklisi, ordu malı şapkaları ve aynı tip eşofmanlarıyla intikale çıkmış gibi yürüyorlar. yanlarından geçerken tekmil vermemek için kendimi zor tutuyorum. en ufak hatamda ofise istikamet vermelerinden çekiniyorum.

    bazı teyzeler yılların götürdükleri ve kendilerine has yürüyüşleriyle zombi gibi gözüküyor, o zaman karşı kaldırıma geçiyorum. yüzünün nuru, gözünün feri gitmiş teyze; tempolu değil de sakince yürü, saçın başın dağılmasın. yaşlılar genelde tempoyu önemserken, ben ise ne kadar ağır adım atarsam o kadar geç giriyorum ofise. öyle ki, aynı güzergahta iki albayı iki kere gördüğüm oluyor. bu yaşlı çiviler her sabah tur bindiriyor bana, gençliğimi mayışa mesnetlediğimden ve olması gerekenin bu olduğuna inandığımdan pek de paniğe kapılmıyorum.

    direksiyon hakimiyetini kaybeden bir teyze ağaca çarparken, ben de o sırada ofise çıkıyor oluyorum.
  • günde 20 dk yapılabilirse müthiş olur.

    uzmanlara göre (isviçreli olabilir, ben de bilmiyorum.) tempolu yürüyüşün 24 faydası da varmış. ekliyorlar, "yarım saatten az yürüyüşler faydasızdır" diye. bu 24 faydaya geçicem fakat bizim türk insanı tempolu yürüyüşten ziyade genelde savaş halinde yürüyüş nizamında hareket ederler.

    "metrobüs sırasına yetişmek gerek adımları biraz hızlandırmalıyım"
    "bugün yine geç kalırsam patron ağzıma sıçar ağzıma, aç yavrum pergelleri"
    "oğlum karıyı kaçıncıya bekletiyorum ayıp olucak ya"

    gibi örnekler çoğaltılabilir. kıssadan hisse, her zaman tempolu yürüyüş yapılacak ne zamanı var insanlarımızın ne de mekanı. ev, iş, okul hayatında sürekli gidip geldiğimiz yolları bir parkur gibi kullanırız. bu bizim tempolu yürüyüşümüz olur. spor okullarında jok olarak geçer.

    bu uzman amcalar ve abilerimizin dediklerine göre 24 fayda şöyleymiş;

    1-- yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.

    2-- kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.

    3-- her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.

    4-- egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.

    5-- kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.

    6-- şişmanlık riskini azaltır.(türk kızları yürüsün diye boşuna demiyoruz.)

    7-- sindirimi kolaylaştırır.

    8-- beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.

    9-- lenfatik dolaşıma yardımcı olur.

    10-- egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.

    11-- solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.

    12-- büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.

    13-- kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.

    14-- hdl/ldl (iyi huylukötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.

    15-- koordinasyona olumlu etki yapar.

    16-- eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.

    17-- kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.

    18-- dayanıklılığı artırır.

    19-- yorgunluk duyumunu engeller.

    20-- uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.(bol oksijen alınınca vücut sıhhat buluyor, uyku problemi ortadan kalkıyor.)

    21-- vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.

    22-- yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar.

    23-- moral, özgüven ve iyimserliği artırır.

    24-- kan basıncını düzenler.

    bisürü faydalı etkisi olduğu aşikardır. fakat yürüyüşün, ozellkile tempolu yürüyüşün bazı beklenmeyen etkileri de görülebilir onun için ise uzmanlar şöyle uyarıda bulunuyorlar.

    dikkat edilmesi gerekenler;

    1-- kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.(hakikatten bu çok ilginç gerek yok böyle şeylere. bazen teyzeleri görüyorum haşır-huşur yürüyorlar.)

    2-- sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.

    3-- diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.

    4-- ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.(atalarımızın bi sözü vardır; yemek yedikten sonra ya sırt üstü yatacaksın 40 dk , ya da 40 adım yürüyeceksin, burada yürümek haldır-huldur yürümek değil yavaş aheste biçimde dolaşımı harekete geçirmek amaçlı yürümek, yanlış anlaşılmasın)

    5-- yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.

    6-- ince tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.

    7-- çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.

    8-- bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

    evden işe, işten eve gidip gelirken bunları bile göz önünde bulundurabiliriz. tempolu yürüyüş herkesin yapabileceği en iyi spordur.
  • evden işe işten eve (4.1 km) 50 dakika boyunca yaptığım yürüyüştür. yada ben öyle yaptığımı zannediyorum lakin 4.92 km/h bir hızla yürümüş oluyorum.

    tempolu mudur değilmidir emin olamadım şimdi. ama günde toplam 100 dk (8.2 km) yürümenin illaki iyi bir tarafı vardır diye düşünüyorum.
  • ünye'deyken her gün yaptığım spor. lakin istanbul'un havasından, insanından dolayı pek isteği gelmiyor insanın. zaten uzun mesafe yürümek için sessiz sakin az mekan var.
  • ruhu ve bedeni arındırıp maneviyatını korur, onları geleceğe hazırlar. çok faydalı çok!
  • kadın programlarında her an ameliyata girecekmişcesine giyinmiş doktorların önermelerinden sonra, bir takım hanımların sıklıkla başvurduğu yürüme şekli..
    öncesinde vücudu bim poşetiyle sarıp, üzerine hışırlı "aşortmanı" giyip, ayağa pazardan 25 liraya alınmış çakma adidas'ı da geçirirler bi de..
    süre olarak en çok 3 gün sürer zaten, sonra pasta-börek aynen devam..
  • şimdi şöyle diyeyim, ben bunu yaklaşık 8 aydır düzenli olarak yapmaya çalışıyorum. kilo vermek için değil, eğlenceli bulduğum için. haftada üç gün, 4'er saatten. bu süre boyunca kendim için önemli olanın uzun saatler boyunca hızlı yürümekten çok yürümeye odaklanmak olduğunu fark ettim. yani vücudunuz yürüdüğünün farkında olsun. mesela boş boş hayaller kurarak, denizi falan seyrederek yürümek yerine, karın bölgesine odaklanmaya çalıştım. çünkü yürüyüş boyunca ağırlığımızı bel ve sırt bölgesine yüklersek yürüyüşten sonra bel ağrısı çekiyoruz, ağırlığımızı yürüyüş boyunca karın bölgesine vermeye çalışırsak böyle bir ağrı oluşmuyor.

    bir noktadan sonra koşabilen erkek çekiciliği dikkatinizden kaçmadığından dolayı, yanınızdan hafif tempoyla koşarak geçen ve uzaklaşan insanlara özenmeye başlıyorsunuz. daha yaşınız genç değil mi? tempolu yürüyen bir teyze ve tempolu yürüyen bir amca değilsiniz hala. o halde siz de koşmaya çalışın. ben ilk koştuğum an 3 dakika 40 saniye dayanabilmiştim, nefesimi kontrol etmeyi öğrendim, şimdi yaklaşık 35 dakika aralıksız koşabiliyorum. arada tekrar yürüyüşe geçiyorum, nefesim normale dönüyor. sonra yeniden yavaş ve sakince koşmaya devam ediyorum. bu noktaya gelinceye kadar yorulduğum her an "at kuyruğu saçlarım koşarken nasıl da güzel dalgalanıyor ama hadi iki dakika daha koşayım" gibi saçma şeyler söyleyerek kendimi motive ettim. :) siz de kendinizi bir şeylerle iki dakika fazlası için motive etmeye çalışın durmak istediğiniz her an.

    son olarak, sahilde birbirine sarılmış, elele gezen, öpüşen koklaşan kızlı erkekli çiftlerle ilgilenmeyin. onlar yokmuş gibi davranın. amacınızdan sapmayın. :)
  • göbek olarak bilinen abdominal obezite sorunun baş düşmanıdır. mekik falan bu egzersizin yanında hikaye. amaç göbeği ortadan kaldırmaksa tempolu yürüyüş ve yüzmeyi tek geçerim.

    tabii aşırı karbonhidrata, alkole, doymuş yağa da veda etmek gerekiyor maalesef.