şükela:  tümü | bugün
  • bi boş bakınız bu. doldurayım dedim.

    90'ların ilk yarısında geçiyor olay. böyle bilgisayarlı milgisayarlı ekranını görünce, sürati o çubuklarla değil de dijital aksamlı rakamlarla öğrenince çıldıran insanın çılgınlığı.

    peder bey o zamanlar ticaretle uğraşırken, birinden alacağı paranın karşılığında, tempra'yı sürmüş gelmiş eve bi akşam. lan diyorum bu adam benim babam mı? tempra mı o gerçekten? böyle bi aksanlı 'whooaaa' sesiyle koşturuyoruz aşağı. beyfendide bi sırıtma hali. hoşuna gidiyo tabi. böyle bi hafta kadar balkona çıkıp çıkıp bakıyorum ben, koooskoca tempra lan oha.

    sonra bi akşam annemi ve kardeşimi de yanına alıyor peder bey. atlıyoruz tempra'ya, antalya'nın o zamanlar tenha sayılan caddelerinde tur atıyoruz 1 saat kadar. eve dönüşte bizim sokağa girerken, 'hiç tempraya binemedik demezsiniz artık' diyor babam. anlamıyorum ne demek istediğini. mutluyum ben bana ne.

    ertesi sabah her zamanki gibi balkona çıkıp bakıyorum, tempra yerinde yok. akşam öğreniyorum satıldığını.

    velhasıl, sizi bilmem de benim için hala muazzam bi arabadır tempra. olsa binerim binmem o ayrı, ama çok büyük yeri var işte. bi tek ben böyleyim sanardım, bkz'ı verildiğine göre boş beleş bi tutku değil demek ki.
  • herhalde o alışılmışın dışındaki götüyle türkiye pazarına girdiği yıllardı. bakan bi' daha dönüp bakardı, hey gidi.. gerçi ben bugün bile görsem dönüp bakıyorum yine, eski alışkanlıklar işte. evet.
  • 5-6 yaşlarında olduğum yıllardı. sanıyorum ki bu yılların sebebi o dijital göstergeydi, çocuk aklımızla o kaç basıyo bu kaç basıyo muhabetlerinde bir hız sınırı yoktu çünkü, 1000 de basardı 1500 de.
  • 1992-1993 civarı idi net tarih vermek gerekir ise.
  • bordo renk doğan slx modasının hala devam ettiği yıllardır.
  • olmayan yıllar.var sanıyorsanız kendi otomotiv cehaletiniz dostum.
  • eniştemin büyük bir tantanayla satın alıp evinin kapısına parkettiği sıfır temprasının çalındığı ve dağ gibi adamın üç ay boyunca ruh gibi dolaştığı yılda bu yıllardan biriydi.
  • o elektronik göstergeler çoluk çocuğun aklını alır tabii, alışmışsın kafayı cama dayamaya, oradan kadranı görmeye, bunda robokop gözü gibi bir yerde yazıyor kaç bastığı, hele ki gördüğün tek dijital alet yorgan altındaki yeşil ışığıyla casio f-91w ise. kalkık götü de ayrı caka unsuru, cam açmak için kol çevirmek yok, düğmeye basıyorsun iniyor. neyse arkadaş, babam aldı bizi çamlıca'ya pikniğe götürdü bir gün. yedik içtik eğlendik, akşam oldu tempra sx'imize binelim de eve dönelim dedik. arabaya doluşup emniyet kemerlerimizi büyük bir keyifle bağladık, tempra ya, o bile keyif veriyor mınakoyim. gel gör ki arabaya neler olmuş: çamlıca'daki dev antenlerin yarattığı bilmem kaç tesla'lık elektromanyetik alan arabanın aklını almıştı. ne marş basıyor, yağ-benzin göstergeleri semazene dönmüş, hız göstergesinde "leblebi" yazısı fırfır yanıp sönüyor. dijital teknolojiye lanet okuyup üsküdar'a kadar peygamber vitesiyle indiğimiz o gün, o yılların şüphesiz son günüydü.