şükela:  tümü | bugün
  • koyu bir nescafe ile birlikte güne başlamak için ideal. ya da koyu bir viski ile günü bitirmek için. en iyisi hiçbir şey eşlik etmeden dinleyin. tadına varın.
  • led zeppelinin 1975 model sahane sarkisi. sozlerini de yazayim tam olsun :

    then as it was, then again it will be
    an' though the course may change sometimes
    rivers always reach the sea
    blind stars of fortune, each have several rays
    on the wings of maybe, down in birds of prey
    kind of makes me feel sometimes, didn't have to grow
    but as the eagle leaves the nest, it's got so far to go

    changes fill my time, baby, that's alright with me
    in the midst i think of you, and how it used to be

    did you ever really need somebody, and really need 'em bad
    did you ever really want somebody, the best love you ever had
    do you ever remember me, baby, did it feel so good
    'cause it was just the first time, and you knew you would

    through the eyes an' i sparkle, senses growing keen
    taste your love along the way, see your feathers preen
    kind of makes makes me feel sometimes, didn't have to grow
    we are eagles of one nest, the nest is in our soul

    vixen in my dreams, with great surprise to me
    never thought i'd see your face the way it used to be
    oh darlin', oh darlin'

    i'm never gonna leave you. i never gonna leave
    holdin' on, ten years gone
    ten years gone, holdin' on, ten years gone
  • led zeppelin'in physical grafitti double albümünde bulabilmenin mümkün olduğu şarkı.
  • kaderci ve kendinden emin tavrıyla gönülleri fethetmiş led zeppelin eseri.
  • çok güzel bir gitar solosu vardir... led zeppelin'in su aralar en sevdigim sarkilarindan birisidir ayni zamanda.
  • achilles last stand ve stairway to heavenla beraber üst üste kaydedilen ayrı gitar melodileriyle bezenmiştir, ayrıca pagein gitar konusunda kendisini en beğendiği şarkılardan birisiymiş.
  • üç tane on yıl geçmesine karşın hala aynı tadı veren şarkı. robert plant'in "oh darlin', oh darlin' " diye yakarışı, ne zaman ne de uzam tanır.
  • ilk önce enstrümental olması planlanmış, page tarafından bol gitarla dub edilmiştir. (bkz: overdub) daha sonra plant bu parçaya sözler yazarak şarkıyı 10 yıl önce kendisine ya ben ya da müzik diyen eski sevgilisine ithaf eder. ismi de buradan gelir zaten.
  • hakkında yazıp sildiğim, yazıp sildiğim şarkı. belki bu şarkının "bana" anlattıklarını hiç bir zaman yazıya dökmeyi beceremeyeceğim ama denemekte fayda var güccük guzularım. ( olmadı dimi şimdi, baştan yazının ebesine neyse yoksa emo akımlarıyla mutailist bir evreye giriyorum, fevri ve tehlikeli bir emoya dönüşüyorum hatta saçım kendiliğinden öne düşüyor, lann!! yok yok şarkıdan değil benden benden tamamen benden. kahrolası hormonlarım ve duygusallığa yatkın liseli yönüm yüzünden.)

    evet şarkı, bir hayli dokunaklı. işte on sene öncesi ahh darling ahh darling kısımları, hee yaaa... hımm şimdi ışıkları kapadığımı ve şarkıyı açtığımı da, bir çok aklı selim kavradı. evet, bu da ikinci gerçek.

    ama şu da gerçek ki bu n'alet ve habis bir şarkı. robert babamızın diyaframından gelen nefes ilen bütünlediği, ses çeşnisi resmen bana gelip koyuyor. acımasızca, hunharca, n'alan'a ala koyan n'amık zalimliğiyle hem de.

    sanmayın ki aklıma on yıl öncesi kaybettiğim çok romantik bir aşk gelmekte. yok yaştan kaybediyorum zaten, o kısım senaryoya uygun değil ama, ama, ama şöyle bir durum da var bizim de şuncacık yaşımızda kaybettiğimiz insanlar oldu elbet. o kişiyi düşünürken gözümüzün dalıp gittiği, o esnada öğretmenin soru sorduğu, ve öylece apışıp kaldığımız.

    sevgili değil mevzu bahis yalnızca. sevgiliyi siktir et, ben otobüste yanımdan inen yolcu için bile bir yandan sevinirken bir yandan ( kendime bile şimdi itiraf ettim) üzülen bir insanım. iki muhabbet edeydim, o kadar saat mp3 ü taktım, kıçımı değdire değdire yattım, az tanıyaydım, derdine ortak olaydım, diye şöyle bir iç ses yükselir bir yerlerden, neyse ki susar. evet üzülürüm. öylece bir insan geçip gitmiştir hayatımın birkaç saatinde aha şuracığımdayken. sonra terminalde hızlı hızlı bu şarkıya gelirim ve o kimliği belirsiz bağyanın bir yakını, kocası, babası, oğlu, anası, kızı valizlerini toplarken, kucaklaşırken bakarım uzun uzun, arkasından hüzünlü hüzünlü ağlarım yok yok ağlamam. velev ki o kadar kendimi kaybetmedim.

    şu sulu zevzekliği bir yana bırakırsak, o kadar insanla neler neler yaşadık, arkadaşlarla. zamanla zaman oldu hepsi, anı, yırtık günlük parçaları. işte hepsine gitsin benden bu şarkı, hepsine. hepsi hatırlasın lann beni. on sene sonra sızımm sızımm ağlasınlar, salyalarıyla sümükleri birleşip onları boğsun istiyorum. yok yok şakacıktan öle dedim. beni kaale alma tanrım. ama size de koymuyor mu ha? yok olup gitmeleri yavaş yavaş? bir on sene de şimdi çok sevdiğim insanlar gidecek bir şekilde. bir on sene daha mı çok koyacak bu şarkı? ve kaç on sene geçecek hayatımdan? kaç onca insan? kaç sefer olacak hayatımda? ve aynı hazzı verecek mi boş sıcak koltuğa, çantaları atmak?