şükela:  tümü | bugün
  • 1963 yapımı akira kurosawa filmi. evan hunter'ın (ed mcbain olarak da geçer) romanından uyarlanan filmin adı orda burda "high and low" olarak geçse de, caponcadan tam türkçe karşılığı "cennet ve cehennem"dir.

    --- spoiler ---

    hızla yükselmekte olan yırtıcı bir iş adamının (bkz: toshiro mifune) çocuğu kaçırılmak istenir ancak yanlışlıkla çocuğun arkadaşı kaçırılır. yine de öldürürüz tehtidiyle pişkin pişkin fidye istenir. şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle fidye koparılacak, fakat polis teşkilatı olayın peşini bırakmayacaktır.

    --- spoiler ---

    sağlam bir roman, sağlam bir yönetmen, sağlam oyuncular ve sonuç: çok sağlam bir uyarlama. modern japonya'nın uptown ve downtown'larıyla , pek net olmasa da sürükleyici bir cennet-cehennem ilişkilendirmesi.

    edit: haa unutmadan imdb top 250'de 220. sırada.
    edit 2: bildiğin spoiler vermişim.
  • tiyatro tadında bir film, sırası gelen konuşur konuşması biten de sabit bir şekilde kimi zaman kafasını öne eğerek sırasını bekler. izleyiciyi biraz sıksa da sürükleyici hikayesi sayesinde izlenebilir iyi bir filmdir. ama yine de akira* standardının altına kalmıştır bence.
  • bugüne kadar izlediğim tüm kurosawa'ların, kendimce en iyisi diye nitelendirdiğim filmi, yonetmenin her filminden sonra aynı klişeyi yuvarlasam da ,bugune degin izledigim suç filmleri kategorisindeki en iyilerden biri hem de taaa o yıllarda çekilmiş bir tanesi olarak.

    ingilizce hikaye kitaplarından birinde filmin kısa bir öyküsünü okumuş pek de yüz vermemiştim, yonetmen farkı diyelim.
  • şu sözlerle son bulan mükemmel akira kurosawa filmidir:

    "ölmek ya da cehenneme gitmekten korkmuyorum. zaten doğduğum günden beri hayatım cehennemden farksızdı. ama eğer cennete gidecek olsaydım, işte o zaman gerçekten tir tir titrerdim. "

    ayrıca yakın planın çok az kullanıldığı, sıklıkla genel planla çekilmiş olduğu için zaman zaman tiyatro hissi veren filmdir.
  • fena bir kafayı kırma olayıyla bitiyor, çok başarılı. film de güzel. sinemadan bir sik anlamam ama güzel film yani.
  • takribi iki buçuk saat sürmesine rağmen zerre sıkmayan şahane bir akira kurosawa filmi.

    --- spoiler ---

    filmde çocuğu kaçırılan babanın istenilen fiyde sonrası çaresizliği fena etkiledi bünyemi. gondo'ya yalvarışı, duruşu, hal ve hareketleri o kadar etkileyiciydi ki "abi sen ver parayı. söz ben de ölene kadar hizmetinde çalışırım" diyesi geliyor insanın. bir diğer akılda kalan sahne de gondo ile çocuğu kaçıran elemanın yüzleştiği son dakikalar. cennet ve cehennem o tellerin iki tarafıydı resmen. son olarak ilgimi çeken bir diğer unsur da film siyah-beyaz olmasına rağmen sadece çanta'nın yandığı sahnede görülen pembe duman bulutu. neden sadece o duman renkliydi? neden? nedennnn?

    --- spoiler ---
  • cennet ve cehennem bu filmin karşılığı.
    akira'nın bir ruha dokunma çabası. vicdanı ve ruhu içine katarak aşağıda ve yukarıda yaşayanların aynı olduğunu, yukarda yaşayanlara duyduğumuz kinin aslında yersiz olabileceğini söylemekte.
    yerine göre yersiz. yerine göre yerindedir sevmemek tepede yaşayanları.
    olayın geçerliliği devam ediyor.
  • kurosawa 'biz polisiyeyi de iyi biliriz' diyor bu filmiyle. aynı ikiru'daki gibi öykü ikiye ayrılmış adeta. ikiru'da yaşlılık ve bürokrasi diye kabaca özetleyebileceğimiz bu ayrım tengoku'da fidye ve elemanı yakalama çabası olarak görülüyor. öykü klasik ama tuhaf bir albenisi var filmin. ilk bölümde destansı toshiro mifune performanslarından birini izliyoruz. biraz ayhan ışıkvari bir rolde, götü göbeği salmış. kendisini oraya buraya koştururken seyre alışmış bünye fabrikatör jön olarak ilk etapta yadırgıyor yiğidimi. utanarak söyleyeyim biraz da melih gökçek'e benzemiş bu tiple, ne yalan söyleyeyim. ikinci bölümse iyi kotarılmış bir polisiye öyküsü. sınıf farklılıkları vs. severiz biz bunları, keyifle de izleriz.

    derdi ne derseniz iki farklı insanın farklı saiklerinin sebep olduğu hırsları şeklinde özetleyebiliriz. zaten film de başında ve sonunda değiniyor bu mevzulara. diğer kısımlar olayın akışı ile haşır neşir. kulp takılmak istenirse buradan yol alınabilir.
  • filmdeki tramvay taklidi yapan bilirkisi kisa rolu olmasina ragmen cok keyifliydi.
    ayrica ekipte kurosawanin tanidik kadrosundan tipler gormek mumkun.
    dikkat cekici bir diger nokta da sincity'deki aynali gunes gozlugunun nerden geldigini anlasmis olduk.
  • ikinci yarısından sonra her sahnesinin heyecanlı, süspans dolu olduğu müthiş bi film.