şükela:  tümü | bugün
  • gece vakti herkesin başına gelebilecek, rahatsız edici bir durumdur. rahatsız edici bir durumdur, çünkü bomboş sokakta arkanızdan yaklaşan sesler her an bıçaklanacakmışsınız hissini verir. bundan da rahatsız edicisi vardır;
    gece vakti kendinizi bir kızın arkasında yürürken bulursunuz ve kızın tedirgin olduğunu farkedersiniz. ardından kız tedirgin olduğu için, onun önüne geçmek istersiniz, ancak kız da tedirgin olduğu için hızlanıp çabuk gitmek ister ve siz hızlandıkça o da hızlanır. iyiden iyiye takip ediyomuş gibi olursunuz. bu gibi durumlarda en iyisi yolu değiştirmektir, ya da beş on dakika bir yerde beklemektir.
  • temsili efekti "lanlanlanlanlanlanlaan" olan durumdur.
  • sebepsiz ve sebepli gerilime en iyi çare dönüp iki laf etmek olan tecrübe
  • (bkz: paranoya)
  • adımlar yavaşlatılır. hız azaltılır. arkada yürüyen kişinin öne geçmesi sağlanır. artık roller değişmiştir. yol uzunsa bir süre sonra önde yürümek zorunda kalan kişi bir bahane bulup yavaşlar. arkadaki mecburen öne geçer. yol uzadıkça bu paradoks ta sürer gider böyle. halbu ki o iki kişi cesaretlerini toplasa, tanışsa, kaynaşsa, yola iki kişi olarak güvenle devam etse bu rezillik başlamadan bitecektir.
  • arkanizdaki şahsın ayak seslerini duyarsınız başta pek sallamazsınız mesafe uzadıkça sçtk demeye başlarsınız.geriye doğru dönüp bakmak ondan tırstığınızı belli edeceği için çaresiz yürürsünüz.yürüyüşünüzde gözle görülür değişiklikler meydana gelir arkanızda ki sizin bu halinize götüyle güler (bkz: götüyle gülmek)

    daha ilginci siz arkanizda ki ayak seslerinden tırsarken sizin önünüzdekinin de sizin ayak seslerinizden tırsmasıdr.en öndekinin arkasına döndüğünde nooluyoruz lan tren mi yapıyoruz? demesi kuvvetle muhtemeldir. (bkz: tren yapmak)
  • arkadaki insanın hal hareket davranışı çözülmeye çalışılır, bazen gölgeden,bazense bir şekilde bakılarak. tam yaklaştığı anda daha tetikte yürünür, geçip gittiğinde biter gibi.
    roller tersine dönüp hele de önde bir kadın yürüyorsa hem o kadını tedirgin ettiği suçluluk duygusu, hem de bir tepki verip ne olacağı belli olmayan bir durumla karşılaşma endişesiyle, hızla öne geçip gitme isteği uyanır.
    bahsettiğim iki durumda defalarca başıma geldi fakat korkulacak olumsuz bir durum olmadı. %90 bir şey olamaz, olursa da ne olacağı belli olmaz.
  • hep bunlar yeterli türkçe dersi alınmamasının neticeleri. nedir yahu arka arkaya yürümek. birinin arkanızdan yürümesi olmalı.
  • sene 90'lar, ortaokuldayım.
    o zamanlar minibüs yolu biraz daha tepe tarafta kalıyor, oradan bizim mahalleye olan bağlantı yolu da böyle western filmlerde kızılderililerin pusu kurduğu v şeklindeki vadinin ortasındanki dar ve kayalık geçit gibi. tepedikler sizi görebiliyor ama siz onları göremiyorsunuz. eve ulaşmak için mutlaka oradan geçmem lazım başka da yol yok.

    o sıralar yol kenarında da yeni yeni yapılan sanayi sitesi blokları var.
    her türlü iti kopuğu geceleri buraları mesken tutuyor.

    neyse yine bir gece geç saatte minibüdten indim.geç dediğim de en fazla akşam saat 9-10.
    ışık mışık yok zaten yolda. zifiri karanlık, en büyük korkum tabi ki köpekler.
    önce belki işten dönen tanıdık mahalleli abilerden amcalardan birileri gelir diye bilerek duraksadım biraz, ancak şansıma da o gün yolda da kimse yok.

    tepeden aşağı doğru, karanlık yolun en derinine, na böyle böğrüne böğrüne bi bakış attım;
    ya allah bismllah diyip tırsa tırsa eve doğru yokuş aşşağı yürümeye başladım.

    ama nasıl tırsıyorum anlatamam.
    çalılarldan tepeden köpekler çıkacak; tinercinin balicinin biri yolumu kesecek diye...

    az biraz gittikten sonra arkamdan bi ayak sesi duydum. önce pek bozuntuya vermedim.
    erkekliliğin şanını bozup arkama da bakmadım.

    gerçi yolda yalnız değilim diye sevinsem mi,
    yoksa arkamdan yakalaşan tanımadığım biri var diye korksam mı bilemedim.

    o bir kaç saniyelik duygu karmaşasını yaşadıktan, ilk şoku atlattıktan sonra çaktırmadan hızlanmaya karar verdim.

    ancak o da ne! ben hızlandıkça ayak seslerinin temposu da artıyordu.
    daha da hızlandım, ancak arkamdaki de hızlanmaya başladı.
    aslında koşmaya niyetim var ama dikkatsizlik yapıp yolun kontrolünü kaybetmek istemiyorum,
    "zaten çok da karanlık iki adım sonra bi şeye takılıp kesin yere kapaklanırım" diye düşünüyorum.

    en son, koşmanın bi tık altı olacak şekilde olabildiğince hızlı yürümeye karar veriyorum.
    bir müddet gittikten sonra ayak sesleri azalıyor. derin bir oh çekiyorum.
    tam "sanırım yeterince uzaklaştım" derken arkamdaki ayak sesleri birden koşma moduna geçiyor.

    haliyle adrenalin tavan yapıyor! ben de hızlanmaya başlıyorum. yolun sonuna, kısmen güvenli bölgeye az var ama yine de koşmuyorum.

    derken arkamdakinin koşması duruyor ,tekrar yürüyüş moduna geçiyor.
    bir anlığına yine seviniyorum kurtuldum diye, "herhalde benle uğraşmaktan" vazgeçti diye düşünüyorum.

    ancak bu sevinç de çok kısa sürüyor. ayak sesleri tekrardan sıklaşmaya ve yaklaşmaya başlıyor.
    evet, kısa bir duraksamadan sonra tekrar bana doğru koşmaya başlıyor.
    nasıl tırsıyorum ama anlatamam.

    ancak bu sefer biraz daha farklı. kısa bir koşudan sonra tekrar yürüyüş moduna geçiyor.
    nasıl desem 2 adım koşuyor sonra 5 adım hızlıca yürüyor.
    mümkün olduğunca bana yetişmeye, beni yakalamaya çalışıyor gibi.

    aslıda isterse çok rahat yakalar beni. ama sanırım o da karanlıktan dolayı yaşımı tipimi falan tam kestiremiyor o sebeple temkinli davranıyor olabilir diyorum kendi kendime.

    ya da serhoşun ya da kafası güzel keşin biridir diye düşünüyorum, bu kafayla anca bu kadar gidebiliyordur; 2 koşup 1 düşüp 5 yürüyordur. ne biliyim belki oldukça iri yarı kilolu biridir de nefesi kesiliyordur; belki elinde ağır bi şeyler vardır da bana vuracaktır falan filan... kafam da onlarca senaryo...

    neyse
    arkamdan koşar adım bana doğru yaklaşan ayak sesleri eşliğinde kendimi bizim sokağa atıyorum.
    orası biraz daha aydınlık ve güvenli sayılır.
    son kez çaktırmadan da arkama dönüp bakıyorum ki ona göre eve depar atayım.

    ancak o da ne!
    meğerse bana ecel terleri döktüren o ayak seslerinin sahibi 25-30 lu yaşlarda bi hanım ablaymış.
    yürüyüşünden duruşundan anlıyorum ki: o hanım abla da ben gibi bayağı korkmuş gecenin o saatinde o tenha yoldan geçerken.
    yalnız kalmamak adına beni gözden kaybet istememiş. kendince nefesi yettiğince kah yürüyüp kah koşup bana yetişmeye çalışmışmış.

    ah be abla! ne aksiyon yaşatmıştın bana.
    hala daha her saniyesini hatırlıyorum.
  • düello için adım saymaktır.