şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: igne)
  • (bkz: taslama)
  • bana hersey onu hatirlatiyor,enis batur
  • (bkz: tenkitçi)
  • (bkz: elestirmek)
    (bkz: uyari)
  • buyuk insan** elestirisi. genellikle iceriginde bir suru osmanlica olur. (evet.)
  • edebiyatın romanıdır. güzellik ve zevk göreceli olduğundan tenkitin asıl ölçüsü zamandır.* çünkü eserin gerçek değeri zaman karşısında dayanmasına bağlıdır.
  • kelime nakd kökünden gelir ve tef'îl vezniyle türetilmiştir. bilge ercilasun, servet-i fünun'da edebi tenkit adlı kitabında, bu kelimenin osmanlıca'da mevcut olmadığını, edebiyat-ı cedideciler tarafından türetildiğini söyler.
  • türkçe'de "eleştiri"nin işaret ettiği "şey"i adlandırmak için sıklıkla kullandığımız iki sözcük var: bugunlerde yaygın olarak kullanılanı "eleştiri" ve vaktiyle eleştiri sıklığındayken günümüzde muhafazakar türkologların dışında kullananların gittikçe azaldığı "tenkit" ya da onların telaffuzuyla "tenkıyd".
    ikisinde de tuhaf olan şu: hem eleştiri hem tenkit kaynaklandıkları dillerin çekim kurallarını ihlal ediyor. normalde "ele-" fiilinden "eleş-" ve "eleştir-" şeklindeki gövdelerin üretilmesi mümkün değil. "eleş-" şeklinde bir biçime sahip olsak bile "işteşlik" ve "ettirgenlik" bildiren eklerin "eleştiri"nin işaret ettiği kavramı türetmesi mümkün değil.
    benzer şekilde "nakd"den arapça çekim kurallarına göre "tankad" ya da "intikad" türetilebilirken "tenkid" arapçanın imkanları dahilinde bulunmuyor. arapça kökenli bu sözcük ancak osmanlı türkçesinde bulunuyor. dolayısıyla arapça bir kökenden, arapçanın kurallarını ihlal ederek(ancak ihlali de arapçaya özgü bir şekilde yaparak - nakdleme demiyor da tenkid diyor-) icat edilmiş osmanlı türkçesine özgü bir sözcükle karşı karşıyayız. dilin sınırlarını zabtetmeyi dert edinmiş eleştirmenler için oldukça travmatik bir karşılaşma.
  • münekkitin yaptığı.