şükela:  tümü | bugün
  • aztek uygarliginin baskenti. civilization oynarken aztekleri secince ilk kurulan sehrin ismi. ahh eski gunler.
  • taptigim sehir. her yonuyle, hakkinda hayran olmaktan daha fazlasini hissettigim, besledigim inanilmaz sehir. chichen itza'yla beraber, mezoamerika'da "uygarligin besigi". tarih olarak mezopotamya'dan cok daha yeni, ama kulturel olarak cok daha eski. tam anlamiyla "inanilmaz" bir yapit.

    aztek uygarligi, daha sonradan tenochtitlan olarak adlandiracaklari baskentlerini, devasa texcoco golunun ustune kurdular. aztekler, huitzilopochtli'nin "secilmis irki" olduklarini dusunduklerinden, yine onun "istegi" ile, halkin yeni anavataninin bu golun ortasina insaa edilmesini kabul etmislerdir. rivayet odur ki oncu halk, buraya ilk ulastigi zaman, golun tam ortasinda, etrafi sularla cevrili ufak bir kaya parcasinin ustunde, bir yilani yemekte olan kartali gorduklerinde, tanrilarinin istedigi yerin burasi olduguna karar verdiler.

    boylece m.s. 1325 yilinda sehrin temelleri atildi.

    arkeologlar ve tarihciler, sehrin bu gol uzerine kurulmasinin sebebini, inka ve maya uygarliklarinin olasi saldirilarindan en iyi sekilde korunma potansiyeline sahip olmasini gosterirler. diger yandan bolgenin vahsi dogasindan da bir olcude (yirtici hayvanlar) bu sekilde korunabildikleri varsayilir.

    ilginctir ki, sehir hizla buyumus ve 200.000 kisilik bir nufusa sahip olmustur. zamaninda, avrupa'daki, hatta dunyadaki en kalabalik sehirler bile (bunlar arasinda venedik, barselona, roma ve istanbul vardir; londra da yine buyume asamasindadir) tenochtitlan kadar kalabalik olamamislardir. gunumuzde tenochtitlan'in ustunde yer alan mexico city ise, yine dunyanin en kalabalik sehirlerinden biridir. ancak asil inanilmaz olan, bu kadar buyuk bir nufusun, bir gol uzerine insaa edilmis yapay bir sehirde yasamasi ve halen daha dunyanin o zamanlar en kalabalik sehri olmasidir.

    sehir buyudukce, once kurulduklari ufak kara parcasina sigmamaya baslarlar ve bunun etrafina, golun uzerine yayilmaya baslarlar. yuzen bahceleri icad ettiklerinden dolayi (cin'deki yuzen bahcelere benzerler)(inka'larin platform tarlalari gibi, onlar da tarimda cok ilerlemislerdi) buyumekte zorlanmadilar. yuzen bahcelerin en ilginc yanlari, aslinda basit birer tahta kutu gibi insaa edilmeleri, icine bolca camur doldurulmasi, ilk baslarda sabit olmamasi ve uzerinde yetisen bitkilerin koklerinin, gol tabaninda bu bahceleri sabitlestirmesi gosterilebilir. gercekten de inanilmaz (bkz: chinampa)

    aztekler, bu suni ada sehrini, anakaraya uc tane uzun kopru ile birlestirirler. ozellikle de kurduklari setler ile civardaki tuzlu su gollerinden texcoco golunu ayirmis, kopruleri de bu setlere genellikle bitisik veya yakin sekilde insaa etmislerdir. genelde bu setler, ayni zamanda yuzen bahceleri de korumaktaydilar.

    bu bahceler arasinda kanallar, su uzerinde ulasimi mumkun kilmaktaydi. ayni zamanda tlatelolco adindaki buyuk market ile bu ufak yerler arasinda da ulasimi saglamaktaydi. bir nevi venedik gibi dusunun.

    sehir, 1521 yilina kadar genisler. ancak bu yilda hernan cortes ve beraberindeki ispanyol conquistadorlar geldiginde, montezuma yonetimindeki sehir istila edilir. azteklerde sadece mizraklar ve kiliclar varken, bu bir avuc ispanyolda tatar yaylari*, arquebus adi verilen tufekler ve zirhli atlar mevcuttu. ote yandan getirdikleri hastaliklar ile de buyuk olcude aztek halkinin olmesine sebep olduklarindan, direnis gormediler.

    cortes'e yakin kaynaklar, kendisinin, golun uzerine insaa edilmis olan sehri gordugunde gozlerine inanamadigini yazmaktadirlar.

    aztekler'in yenilgisinden sonra cortes, buyuk olcude sehri yikti. bircok binayi yerle bir etti. yikintilarin ustune yeni ispanyol sehrini kurma girisiminde bulundu. yikilan eski aztec binalarinda kullanilan taslar ise bu yeni binalarin yapiminda kullanildi.

    cortes, bununla da yetinmeyip montezuma'nin palasinin ustune kendi evini insaa etti ve sehrin ortasindaki tapinagin ustune bir katolik kilisesi kurdu. 1692 yilindaki catismalarda ispanyollar, sehirdeki hemen hemen butun sanat eserlerini yok etme girisiminde bulundular. bunlarin hepsini kutsal roma imparatorlugu adina yaptilar.

    sehrin buyuk bir kismi, 1790 yilina kadar gomulu kaldi. ancak su yollarinin insaasinda iki tane aztek eseri gun isigina cikarildiginda, sehir yine ilgi toplamaya basladi. bunlardan biri gunes tasi, oburu ise coatlicue'nin bir heykelidir. bu eserlerin cikarildigi yerler, aslinda buyuk tapinagin bulundugu yere cok yakin oldugundan, ayriyeten ozellikle de coatlicue'nin heykelinin bolge halkini eski dini inanislari yonunde kiskirtacagindan korkuldugundan, rahipler tarafindan bu yapitlar tekrardan topraga gomuldu.

    1803 yilinda, alexander von humboldt adinda alman bir gezgin tarafindan bu eserlerin tekrardan gun isigina cikarilmasi istendi.

    21 subat 1978 yilinda, bir elektrik firmasinin calisanlari, kazilari sirasinda coyolxauhqui tasini buldular. bunun uzerine butun isi yarida birakip hemen yetkililere haber verdiler. tasin kendisi, uc bucuk metre genisliginde, buyuk olcude parcalanmis bir kadin heykeliydi. bunun coyolxauhqui oldugu, daha sonra arkeologlar tarafindan anlasildi.

    en ilgincisi ise, bu heykelin aslinda bir sekilde buyuk tapinagin (templo mayor) merdivenlerinin sonunda bulundugunun anlasilmasidir. tapinagin tepesinde kurban verilen sahsin cansiz bedeninin merdivenlerden yuvarlanmasi sirasinda, daha da fazla yuvarlanmamasi icin oraya konulmus bir tas vazifesi gormekteydi. bu ilginc bulgularin sonrasinda, buyuk tapinagin kazilmasi ve gun isigina cikarilmasi icin emir verildi.

    profesor eduardo matos moctezuma, kazi girisimlerinde gorev almaya basladi. bu, tenochtitlan'i tekrardan gun isigina cikaracak ve biz tarih manyaklarini buyuk olcude sevindirecek olaylarin baslangiciydi.

    bu buyuk tapinak, sehrin ortasindaki zocalo adi verilen meydana cok yakin bulunamktadir. butun sehrin ana tapinagi olmak gibi bir ozelligi de vardir. bu binanin tepesinde vaktinde bircok kurban verme toreni gerceklestirilmistir. ayni zamanda bu tapinagin bir diger ismi, huitzilopochtli piramidi olarak bilinmektedir.

    tapinagin en son kazilarinda, buyuk bir esere daha ulasilmistir. 8 agustos 2000 senesinde, bir grup arkeolog, el yapimi tekstil urunlerine ulasmistir. eser, aztek'in yagmur tanrisi tlaloc'a sunulmus bir adagin icinde bulunmustur.

    gunumuzde tenochtitlan'in kalintilari gayet ilgi cekicidir. daha onceden de dedigim gibi, gunumuzde mexico city'nin bulundugu yerin hemen altinda yer alir. 500 senenin ardindan su ana kadar yapilan kazilarda pek az sey gun isigina cikarilmis olsa da, umutlar halen daha tukenmemistir. muhtemelen cikarilacak daha cok eser, aztekler'in kulturleri, amaclari ve nereden geldikleri hakkinda cok daha fazla bilgi sahibi olmamizi saglayacaktir.

    sehrin planinin resimleri icin:
    http://www.elbalero.gob.mx/…es/conquista/tenoch.gif
    http://www.belizenews.com/…ges/mayan/art/townsm.jpg
    http://eles.freeservers.com/tenoch/valle1.jpg

    gun isigina cikarilan birkac eser icin:
    http://www.americas-fr.com/…/sites/tenochtitlan.jpg
    http://www.tam.itesm.mx/art/tenoch/89.jpg

    sehrin bulundugu konum:
    http://www.taisei.co.jp/…/ancient_world/gif/csa.gif
  • sehrin ismi nahuatl dilinden gelmektedir. ancak anlamini hicbir sekilde bilmiyorum, bulamadim.
  • torenlerinde tanrilara yuzbinlerce canli kurban vermis olan ve isgalcilere dayanma gucunu zayiflatmis olan sehir.
  • sözlüğe yeni katılan, guybrush threepwood'a benzeyen bilardocu şahıs.
  • 7 yaşından beri tanıdığım, beraber büyüdüğüm, çok sırrımı anlatıp bir o kadarını da dinlediğim çiçeği burnunda nesildaş. diğer yakın arkadaşlarımdan sıyrılmasının nedeni ise geyik potansiyelidir; öyle ki ikimiz herhangi bir saatte herhangi bir yerde beraber bulunursak oradan en fazla 1.5 saat içinde yıllarca unutulmayacak geyikler çıkar.

    edit: ayrıca ingilizleri pek bir sever, her sabah onlara good morning der, öperek uyandırır...
  • yeni sözlük yazari, eski dost ve okullum, kendisi güney amerika kültürlerine merak salmis, almis basini gitmis.. esprileri de boldur, ders sirasinda dondan firlamis espriler yapsak da * akabinde birbirimize bakip 'yaaaagg...' tarzi, "hakikaten olmadi" seklinde dile getirdigimiz cümlelerimiz boldur. müzik zevki ve film kültürü bir o kadar iyidir.

    teno:- abi bak, bil bakalim cizdigim ne.
    rtk:- aaa bu x degil mi ?
    t:- evet evet ! peki, bu ? (brezilyadaki kollarini açmis duran heykelden bahsetmektedir)
    r:- aa bu da... halkbank'in önünde duran kari heykeli degil mi bu ya !?
    t:- ????
  • ankara'da görüştüydük kendileriylen; her ne kadar da ikimiz istanbullu olsak da ankara'da kısmet oldu görüşmek (!)

    ayrıca kendisi ilginç bir gerçeği daha ortaya koydu; ankara'da merkezden nereye taksiyle gidersek gidelim 5 milyondan aşağı tutuyor. bir de sevgi mesafe tanımaz tanımına uyan bir insan, kız arkadaşı nerdeyse o orda !

    bu muhteşem komik insan, catwoman'ın trailerında "kadının adını ne koymalıyız ?" sahnesinde cevabı "ayı" diyerek hem halle berry'nin şopar olmasını hem de kahkahalarla gülmemizi sağladı.
  • tanidigim en iyi ve dogru 5 (yaziyla bes) insandan biridir kendisi.

    herseyimi paylasabilecegim gercek bir dosttur,zaman zaman en bikkin animda bile yüzümü güldürebilen insandır,tavlada eger benimle oynuyorsa yenilmeye aliskin bir kader kurbanıdır ve simdi ankara'ya gitse de bana yemek ismarlamaya devam edecek olan kibarlik abidesidir.

    maalesef türünün son örneklerindendir ama onu koruyacagiz ve cennete gitmesini saglayacagız(m).
  • yüzüne "baslicam ankarana gel lan artık auaodumun" diye bağırmak istediğim ve cilt tedavisi amacıyla bir desolatora gitmesinden korktuğum insan