şükela:  tümü | bugün
  • eski kışlarda üşütüp aksırık tıksırık olunduğunda, grip başlangıçları hissedildiğinde anneler bu sıvıyı sırtımıza önce diklemesine sonra enlemesine 2-3 santimlik karelerden oluşan satranç tahtası misali sürer sonrada soba yanında ısıtılmış yünlü bir bez parçası ile örter sonrada sıkı sıkı fanilamızı donumuzun içine sokar bi de kocaman öper sonra yatağa gönderirdi.

    sabahları iyileşmiş bir şekilde uyanmamda bunun ne payı olabilir bilmiyorum. ama hatırladıkça mutlu oluyorum.
  • aninda butun aneyleri adeta bir florence nightingale'ye donusturen efsunlu karisim. prospektusunde yaziyor, yoksa siz okumadiniz mi? anne uflemesiyle aktivite kazanan bu kompleks haricen kullanilir. beklenmeyen bir etki goruldugunde doktorunuza basvurunuz. onu kibarca poke'layiniz: doktor doktor baksana, lambalari yaksana? sirasi gelmisken, doktorlarin isi gucu de bize guzel olan her seyi yasaklayip, galon galon su icirmek. bi de uc beyazdan uzak durup beyaz et yiycekmisiz. cayima seker atarken elime vuran doktor arkadasim var ya. ama pek coguna bakiyorum lambalari yakiyorum; neredeyse hepsinin agzinda sigara, efendime soyliyim kongrelerde ellerinde viski kadehleri. ortam mi yapiyorsunuz bilim mi ben anlamiyorum ki... hem daha demin efendi efendi posterini sunuyodun, gala gecesinde beline ceketini baglayip gobek atma motivasyonunu ne ara kazandin abicim sen?

    eskiden boyle miydi azizim, 4 yasini goren cocuk basibos sokaga salinir, arkadaslariyla ordan oraya kostururdu. bunlardan biraz daha buyuk olanlar üç tane çita bulup, bu çitalari birbirine çiviler, üstlerine geçirdikleri jelatinle de uçurtmalarini tamamlamis olurlardi... biz küçüklerse, hani su sumugunu koluna siliyor diye azar isiten, oturmayi bilmiyor diye anasinin eteginin altina pacali don giydirdigi minicanlar hani, büyüklerimizin basardigi bu mesum isi hayranlikla izlerdik. acaba biz de bir gün arkadasimiza ucurtmayi tutturup hizla kosarak onu havalandiracak, ipi salip sararak yüksekligini kontrol edebilecek miydik? elektrik tellerine takilinca tas atarak onu takildigi yerden dusurebilecek yahut kopunca elimizde kalan ipine bakip yeni ogrendigimiz küfürlerden edebilecek miydik?

    insanoglu zora dusmeyegorsun, o zoru kolay etmek icin elinden geleni ardina koydugu gorulmus sey degildir. uçurtma sana gelmiyorsa sen uçurtmaya gideceksin. alacaksin kara poseti, yakacaksin, sopanin ucuna takip damlata damlata kosacaksin. camasir asmis teyzeler is yapiyor diye cama cikip bas bas bagirinca arsaya kacip, bu kez posetlerine ip baglayip kosturacaksin. iki metre yüksekten bir poset seni takip ediyor diye dunyanin en mutlu insani olacaksin. su çiçek durusumuzu niye bozduk be?

    bir gün yine böyle 4-5 yaslarindayim, komsu çocuklariyla toplanmis poset uçuruyoruz. ayagimin takilmasiyla yüzükoyun yere kapaklanmam bir oluyor. aglayarak tek basima kosa kosa eve variyorum, dilimde kesik kesik hickiriklarla tüm dertlerimin çaresinin huzuruna variyorum. sanki anamin çilesi azmis gibi ustune çile eklemem lazim ya. yatiriyor beni dizine, dünyadan haberim yok, yakarak üfleyerek vereyliyor tenturdiyotu yüzüme... bir kenara kivrilip acimin hafiflemesini beklerken kapi caliyor, annem bakip sesleniyor; arkadaslarin sana gecmis olsuna gelmis. kapiya varip iyi dilekleri kabul etmek için ayakta dinelince, gecmis olsuna gelen arkadaslar gerisin geri kaciyorlar. sasirip aynaya bakiyorum ben de, suratim komple kirmizi. kan saniyorum, korkudan bayilacagim. derken anamin sozleri beni kendime getiriyor, meger tenturdiyotu fazla kacirinca bosa gitmesin diye cilginca boyamis suratimi. iste o gun vazgectim butun tasarruf yontemlerinden. kemerimi hep gevsek bagladim, yel gibi geldi sel gibi gitti paraciklarim.

    arkadas basliga bak yaziya bak, iste benim kafam ayni sigara almaya diye cikip kaybolan adamlarinki gibi. oturup bir de okuyorsunuz zararim tek kendime olsa yine iyi... haydi ufleyin gecsin.
  • fransızca teinture d'iode yani boyalı iyot tur aslında bu nesne.
  • 6 - 7 yaslarinda ikide bir dusup sagini solunu parcalayan bir cocugun hayatta en cok korktugu sey.
  • asla yaralara değdirilmemesi gereken, aksine, yaraya çok yakın bir yerden başlayarak gittikçe büyüyen çemberler çizilerek (bkz: arşimet spirali) (bkz: alakaya musakka) sürülmesi gereken sıvı

    zira belirtildiği gibi dokualr için zararlıdır. burada amaç, yaraya çevreden mikrop gelmesini bir nebze önlemektir (bkz: ilk yardım) (bkz: sürücü kursu)
  • issiz adaya dusmeden once yanimiza almamiz gereken uc seyden biri..
  • yine kendinizi aklımın ermeyeceği yerlere saklamışsınız, alınıyorum. alınmayayım diye tezgâhtaki çürüklerin arasına saklanıyorum. ellemeyin, ben kendimi biliyorum.

    unutmak zor, anladık da, unutman gerekip gerekmediğine karar vermek daha da zor. en iyisi biraz daha battaniyeyi ısırayım.

    rahat batması diye bir şey var. vallaha billaha var. sana bütün kalbiyle, hem de koşarak gelen adama feyk atıp son anda kenara çekilmek ne demek, orospu? adam duvara tosladı işte. sabrı da taştı üstelik. eline tentürdiyot alıp yaralarını mı iyileştiririm sandın? sanma artık. içinden geçerken bir zamanlar, şimdi senden geçiyor, haberin yok.

    tentürdiyot demişken, serbest çağrışıcam biraz, kusura bakmıyosunuz, di mi? nasıl aynıyla vaki, nasıl aslı gibi, nasıl bir uzvum, uzantım? ben böyle bir ten görmedim, dostlar. bir el uzağımdayken uzanamıyorum da artık. ciğeri diyorum, murdar ettim.

    anlayacağınız, bu aralar ne uzuyorum, ne kısalıyorum. gölgem saat on ikide.
  • çocukluğumuzun vazgeçilmezlerinden.

    bi de kankası vardı oksijen. ben kankasını daha çok severdim çünkü o hiç yakmazdı.

    yara tozu her ikisinin de akrabası idi.

    sanırım artık üçü de yok. varsa yoksa batticon.
  • çok ilginç bir kokusu olan sıvı: seviyormuyum sevmiyormuyum anlayamıyorum..
  • en ufak yaranın iltihaplanmasından septik şok riski taşınan antibiyotiksiz zamanlardan alışılagelmiş açık yaraları dağlayarak strelize eden karışımdır