şükela:  tümü | bugün
  • akademik bir terim olarak bir yardimci docent bunu aldiginda docent olur ve universitenin demirbas listesine alinir..
  • homo akademikus'un akademik kariyer yolundaki mihenk taşlarından biridir. doktora derecesinin alınmasını müteakip yaklaşık 6-7 sene içinde bir akademisyenin tenure derecesinin alması beklenir.

    tenure'un en önemli manası, kişinin çalıştığı üniversitenin normlarına uygunluğunun fakültedeki çalışma arkadaşları tarafından da onaylanmış olduğunu göstermesidir. eğer kişi normal süresi içerisinde tenure alamazsa başka bir üniversiteye geçmelidir, ki bu üniversite daha düşük seviyeli bir üniversite olur genelde.

    tenure'un en önemli avantajı ise, tenure verilen kişinin artık yaşadığı ya da istediği sürece iş garantisi olmasıdır. bu, özellikle abd gibi insanların kolay harcanabildiği, iş alanında rekabetin had safhada olduğu bir yerde eşi bulunmaz bir garantidir.
  • ing. isinde kalabilme hakki, memuriyet/kullanim suresi.
  • amerikan universitelerinde(diger ulkelerdeki uygulamadan emin degilim ama misal turkiye'de yok bu uygulama) akademisyenlere onerilen bir sozlesme cesidi. genelde "tenure track" olarak anilir.

    "tenure track" bir pozisyona kabul edilmek kolay degildir. universiteler ince eleyip sik dokurlar bu konuda. fakat bir kere "tenure track" alanin da sirti kolay kolay yere gelmez. "tenure track" sahibi insanlar isterlerse bulunduklari universitede omur boyu calisabilirler. eften puften sebeplerle isten cikarilmak gibi korkulari yoktur.

    bir savunma mekanizmasidir universiteler icin tenure track. akademisyenlerin islerinden atilma kaygisi tasimadan fikirlerini acikca soyleyebilmelerini saglar mesala. ya da yillardir cok zor bir soruyla ugrasan birisine "sen son yillarda hic yeni birsey bulamamissin, hadi gule gule" denmesinin onunde bir engeldir.
  • aramaya inandim bir de boyle bir konsepte rastladim akademik ortamlarda*, isbu asagida begeninize sunulmustur, boyle bir olaydir yani tenure olayi:

    ---
    why god didn't get tenure:

    1. he had only one major publication
    2. and it was in hebrew
    3. and it had no references.
    4. nor was it published in a major refereed journal
    5. some doubt that he wrote it himself
    6. his cooperative efforts have been quite limited
    7. the scientific community has had an exceedingly difficult time attempting
    to duplicate his results
    8. it may be true that he created the world, but what has he accomplished
    since then ?

    excerpted from todd hutson, agnr educator, allen county, in.
    ---
  • bir ogrenci: "he is one of the best teachers i have had... he is well-organized, presents good lectures, and creates interest in the subject. i hope my comments don't hurt his chances of getting tenure"
  • doktorasi olmayan ama doktora veya bir alt duzeyde bir akademik unvan almak veya bir derece elde etmek amaciyla bir universitede calisan arastirmacilar icin kullanildiginda, programinin hedefi olan unvan veya dereceyi almak icin universitede gecirilen sure anlamina da gelen ingilizce kelime.

    ornek olarak:
    calismalarin yapildigi zaman dilimini anlatmak uzere; "bir universitede akademik calisma suresi boyunca" anlamina da gelebilecek "..throughout one's tenure at bla bla university.."
  • turkcellin abonelik yılı kampanyasına da verdiği ad. fatura ayrıntılarında tenure ifadesi ve karşılığında ücretsiz konuşma bilgileri gördüğünüzde "doktorayı mı tamamladım ne oldu ki?" diye şaşırmayın. kullanım sürenize (yıl) bağlı indirimi ifade ediyor
  • tenure kelime anlamı olarak akademik veya değil herhangi bir yerde çalışılan/geçirilen süre manasına gelir. illa akademik manada kullanılma zorunluluğu yoktur.
  • luke wilson ve gretchen mol'un başrollerini paylaştığı, muhtemelen 2009'da gösterime girecek film. çekimleri pensilvanya'da* yapılmaktadır.