şükela:  tümü | bugün
  • türk sanat müziğine klasikleşen eserler kazandırmış bestekar. (bkz: buruk acı) (bkz: gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar) 80li yıllarda rukiye hanımla evlenmiştir.
  • esasen canakkale'dendir. ozellikle 70li yillarda cok meshur olmus sarkilar uretmistir. ancak soylenene gore kendini haddinden fazla alkole vermistir ve hatta hatta kimi iddialara gore metin bukey'in eseri oldugu zannedilen samanyolu'nun gercek bestecisidir, ancak icki parasi ugruna bu sarkiyi ona satmistir. bilmiyorum ne kadar dogru. en bilinen eserleri:
    gokyuzunde yalniz gezen yildizlar, at kadehi elinden, kiskanirim seni ben, nasil gecti habersiz, mavi gozlu sarisin kiz...
  • kangren nedeniyle hastaneye kaldırılmış kişi.
    http://www.ntvmsnbc.com/news/306382.asp?0m=l12p
  • samanyolu bestecisi. güftesi metin bükeyin.
  • kangren nedeniyle sağ bacağı kesilen ve bestelerindeki yalnızlığı yaşayarak hüzünlenen bestekar.
  • bazı insanlar vardır, kendileri yanar biter gider ama çevresini aydınlatır. bazı insanlar vardır yıldız gibidirler her daim parlak, bazen o yıldızlar ölür ama yeniden doğarlar bir başka gezegende, yıldızda, galakside,...
  • samanyolu ve onun gibi onlarca parçayı yazan müzik adamı.. vefat etmiştir, ardında dillerden düşmeyen şarkılar bırakarak..
  • yıllar önce (yanılmıyorsam 80'lerin ortasında), 'gibisin kadın' şarkısını yaptığı zaman, kendisini ilk kez televizyonda görmüş, ilk kez duymuştum ismini. evet, daha dün gibi gözümün önünde; teoman alpay televizyona çıkmış, son şarkısını seslendiriyor; besteyi yaparken nereden etkilendiğini anlatıyordu. o ergen aklımda yer etmişti şarkı. farklı bir şarkıydı. sadece farklı bir tat yakaladığım için etkilendiğimi sanmıyorum; o anda platonik bir aşk da yaşıyor değildim; yine de niçin bu kadar etkilendiğimi çözememiştim. öğrendiğim ve anladığım kadarıyla, teoman alpay'ın çok bilinen şarkılarının başında gelmiyordu bu şarkı; sonradan da gelmedi. bir şekilde duyan veya teoman alpay'ın bestelerini az çok tanıyanlar hariç, çoğu kişinin bilmediği bir şarkıydı. yıllar geçti; biz büyüdük ve teoman alpay yaşlandı. 2005 yılının ocak ayında, teoman alpay'ın hastaneye kaldırıldığı haberi televizyonlarda ve gazetelerde hafiften duyuldu. şubat ayı geldiğindeyse, o kötü haber hafiften geçti televizyon ve gazetelerde: teoman alpay ölmüştü. türk sanat müziğindeki çınarlardan biri daha yıkılmıştı. hayat böyleydi; birileri doğuyor, birileri ölüyordu. fakat ölmekten acısı, böylesi büyük bir bestekarın ölüm haberinin, medyada hafiften yer almasıydı. oysa ki popüler şarkıcılar öyle miydi? gökhan özen, jet ski'yle birkaç saat kaybolduğu için günler boyu televizyonlarda yer buluyordu; derya tuna'nın vurulması, günler boyu ilk haberler arasında yer alıyordu. hatta, caner'in kafasında bardak kırması, semra hanım'ın oğlu ata'nın kavga etmesi bile, teoman alpay'ın ölümünden çok daha fazla yer işgal ediyordu güzide medyamızda.

    evet, ölüm hayatın bir gerçeğiydi; teoman alpay da, hepimiz gibi bir gün ölecekti. peki ya 'vefa borcu' denen kavramın kaybolmaya yüz tutması, ölümden daha fena değil miydi? böylesi önemli bir bestekarın ölümü, bu kadar yüzeysel mi anılmalıydı medyada? olmamalıydı; fakat oldu. ve kendimce fark ettim ki; insanların ölümünden daha çok, vefa borcunun komada olduğu gerçeği acıydı. 'kör ölür; badem gözlü olur' sözü terse dönmüştü; 'badem gözlü ölür; kör bile sayılmaz' olmuştu. bir kez daha anlaşılıyordu; biz büyümüştük ve kirlenmişti dünya. vefa, artık sadece bir semt adıydı.

    nur içinde yat büyük bestekar; vefa borcumuzu ödeyemediğimiz için, bıraktığımız 'buruk acı' için bizi affet lütfen...

    sevmek korkulu rüya
    yalnızlık büyük acı
    hangi kapıyı çalsam
    karşımda buruk acı.
  • yazdığı o güzelim şarkılardan biri de ayrılmalıyız artık'tır. emel sayın söyler. çok güzel söyler.

    hisli abiymiş vesselam