şükela:  tümü | bugün
  • her yerde vardır bundan. kendi topu olduğu için bir yere kadar çekilmiş çocukluğu bitmiş adamlardır bunlar. her pozisyona "fol" diyen kendini ortamın lideri sanan tipleri vardır. işin üzücü yanı sayı attıktan sonra nerdeyse dans eden bu tip kendiyle yapılan makaranın farkında bile değildir. nike airmax 3 çıktığı gün almıştır. çok zıpladığını zannedip standart olmayan potalarda smaç denemeleri yaparlar.

    1999-2003 yılları arası basketbol takımından 2 kanka bir arkadaşımızın yazlığına gittik. zemini potası harika bir saha vardı. yüzdükten sonra basketbol oynar mıyız dedim bizimkilere. ev sahibi arkadaşı olm burda tac piçleri var canımızı sıkarlar siktir edin filan dese de 1 saat yüzmenin ardından gittik sahaya.. ayağımızda sandalet üstümüzde havlu çiçekli deniz mayosu filan 4-5 şut çektik. bizden rahatsız nikelı tipler hemen tek atalım başlayalım maça deyince ev sahibi arkadaş klasik amerikan filmlerindeki kabullenmişlikle hadi okey oynayalım dedi. tabi adana'dan gelmiş yağız delikanlılar olarak bir saniye beyler bizde oynayacağız tek atalım yenen sahada kalır dedik. yüzlerimi ekşitip bizim arkadaşa baksalarda kabul ettiler sonuçta bizi tanımıyorlardı. tac okul karşılaşmalarında mersin bölgesindeydi. sonradan siteden 1-2 tac'li kızla takılınca öğrendik ki tac de lounge diye bir mekanizma varmış büyükler küçükleri oraya çekip sırf canı istedi diye eziyet edebiliyorlarmış karşı gelenler okulda mobbing'e filan uğrarmış.. çok alışık değillermiş böyle itirazlara.

    neyse tek atacak 3 takım vardı üçer kişilik. iyi bir şutör olarak ben attım ilk teki bizimki girdi aşşağılayan bakışlar filan.. velhasıl yenen sahada kalırın ilk maçını biz yapacaktık.. kendi aralarından hemen uzunları 1 takım yapıp bizi eleyip götümüze baka baka göndereceklerdi.. 2. ligte 2 sezon oynamış biri olarak 13 yaşından 37 yaşıma kadar 1000'den fazla maç yapmışımdır 1-2 yediğim blok yaptığım 2-3 güzel hareketten fazlasını hatırlamama rağmen bu maçı çok iyi hatırlıyorum. çünkü bu maçta (aslında biz de zengin piçiydik) küçük emrah'ın mahallenin kızına sarkan zengin piçlerine karşı mücadelesini verecektik. adamların kıyafetler boy saç tip filan resmen domine ediyordu neden kendini ezdirdiğini anlamadığım arkadaşımın psikolojisi de zorlu bir maç olacak havası yaratıyordu.

    derken maç başladı. 1-2 dakika ısınmak için oynadık. tek attım kaçtı onlar başladı maça. daha ilk pozisyonda bizim pivot m.ali adamın turnikesini panyada kıstırdı. orada momentumu yakaladık. adamlarla adeta taşşak geçiyorduk. yıllardır imza hareketim olan pota altına pas atacak gibi elimi iyice ileriye gönderip fake atıp adamı bakkala gönderip herkese güldürüyorduk. adamların uzunu o kadar mal ki fake atmak için kaşımı kaldırmam yetiyordu. maçı 5-10 kızlı erkekli bir grupta izliyordu. tabi adamlar böyle olunca her pozisyona "fol" demeye başlasalarda durum değişmedi ezdik geçtik. ikinci maç ilk maçtakiler seçme takım yapınca çok daha kolay ve daşşak malzemeli oldu. rakiplerin taşşak malzemesi olması izleyen 1-2 kızın çok güzel olması bizi ara ara birbirimizi de düşürüp oyun içinde reverse ile geçtiğin adama bacak arası atmak nedir artist misin oğlum tartışmaları "adanaya has çok manevi küfürler *" çok neşeli bir şekilde günü tamamladık.

    ertesi gün biz de spor ayakkabılarla filan gidip tekrar tekrar ezmeye devam ettik. orada bakıştığımız kızlarla tanışıp takıldık. tacli kankilerimiz de bizi paralarıyla ezmek adına yat gezilerine filan davet etse de çok muhattap olmadan bitirdik tatilimizi.. yıllarca yapılan bir geyik oldu bizim için bu olay.. nerdeyse her maçtan önce bizim pivot şortu kafasına kadar çekip bu adamları taklit ederek bizi güldürdü.
  • ben parmak arası terlikle yürümekte zorlanıyorum, adamların yaptığı şeylere bak.
    o kılıkla basketbol oynayıp, kız ayıklamış olmalarına hiç girmiyorum bile.

    37 yaşında bir adamın, bu kadar kendini beğenmiş tavırlar sergilemesini de hayatım boyunca anlayabileceğimi sanmıyorum.

    25 yaşındayım ve etki-tepki prensibinin çok önemli olduğuna inanmışımdır, ne ekersen onu biçersin kardeşim. (dilim abi demeye varmıyor)

    ve genellikle, benimle veya takım arkadaşlarımla (street ball için konuşuyorum) maç başlamadan önce üst perdeden konuşan adamların yanına gidip, 'kendinizi maça saklayın' diyerek takımın yanına gider, maçtan sonra da, patates (ne iğrenç bir tabirdir bu arkadaş) ettiğimiz rakip takımın kaptanının (street ball ve kaptan?) yanına gidip, 'güzel maçtı, elinize sağlık' diyerek, kendisi dahil diğer bütün takım arkadaşlarının elini sıkar ve geri dönerim.

    ve aynı adam, benim yaptığım bu hareketten sonra ne der biliyor musun benden yaşça büyük ama bir bok görmemiş abicim?

    'maçtan önce yaptığımız terbiyesizlik için özür dilerim'

    her şey kılığa kıyafete bakmıyor, biraz adam olacaksınız.