şükela:  tümü | bugün
  • kuruluş devrini özetlersek, çok stratejik hamlelerin yapıldığını görürüz.

    - ilk önce kurtuluş savaşında yekpare olan bir güruh görmekteyiz. işte devlet sistemi, çıkar mekanizmaları, ne olacak, ne bitecek gibi kaygılar taşınmıyor. tek bir gerçek var, o da vatanı bir şekilde elde tutabilmek.

    - özellikle takviye yapılıp şişirilmiş yunan ordusu, ankara'nın 60 kilometre yakınına kadar sokulunca meclis bir anda dağılma sürecine gidiyor ama en önemli isimlerin bu dönemde kenetlenmesi, çok büyük bir olay.(yunanlılar sokuluyor dedik de bakmayın, ismet inönü o kadar stratejik bir şekilde geriye çekiliyor ki, yunan ordusu bir yere kadar gelse de gücünün çoğunu harcamış oluyor.)

    - kurtuluş savaşı bittikten sonra ise artık bazı kavramlar konuşulmaya başlanıyor.

    - saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi reformlar büyük bir hızla yapılınca, büyük bir muhalif kesim çıkıyor ortaya. buradaki konu ise;

    * reformların çok hızlı bir şekilde yapıldığı.

    * devrimler yapılırken, halka danışılmadığı.

    * meclisin görüşünün alınmadığı gibi konular meclise taşınıyor.

    - kazım karabekir, refet bele, rauf orbay, ali fuat cebesoy, adnan adıvar gibi önemli isimler var.

    - kazım karabekir 1924 yılında, askeriye ile ilgili verdiği önergelerin, raporların dikkate alınmadığını ileri sürerek istifasını verip, mebus olarak göreve devam edeceğini söylüyor. ileri ki zamanlarda bu süreç artarak devam ediyor. mustafa kemal ise bu durumu kendisine yapılan bir komplo olarak görüp, askeriye ile bağlantılı olan kişilerin istifasını vermedikçe, mebusluk yapamayacağını, bu süreç devam ederse mebusluklarının düşürüleceğini beyan ediyor. tabii öncesinde meclis içerisinde bir çok eleştiri olunca meclis tatil ediliyor. açıldığı zaman ise muhalif kesim tarafından bir ton gen soru yağmuruna tutuluyor.

    - muhalif bir parti açılacağı iddiaları güçlendikten sonra, 17 kasım 1924 yılında terakkiperver cumhuriyet fırkası açılıyor. paritinin başkanı kazım karabekir, ikinci başkanı rauf orbay, partinin sözcüsü ve sekreteri ise ali fuat cebesoy'dur.

    - parti programı ise;

    - dini inançlara saygılı olmak.

    - tek dereceli seçim sistemine geçmek

    - devrimlerin halka anlatılıp, halkın fikri sorularak yapılması.

    - ekonomi de liberal sistemin getirilmesi.

    - cumhurbaşkanlarının tarafsız olup, parti ile ilişiğinin kesilmesi.

    - iktidar olmamak.(biliyorum saçma gelebilir ama parti sözcüsü ali fuat cebesoy'un beyanı bu yönde. amaçları iktidar olmak değil, cumhuriyet halk fırkasına muhalefet etmek.)

    bu arada fırka büyük bir kitleyi de arkasına almıştır ama klişe olarak ''dini inançlara saygılıyız'' sözü parti içerisine bir çok radikal kesimi de katmıştır. sadece radikal kesim de değil, eski ittihatçılar da parti tabanına girmişlerdir. 1925 yılının şubat ayında şeyh said isyanı başlayınca, parti sonunu hazırlamıştır.

    - yumuşak bir yönetim gösteren ali fethi okyar hükumeti istifa etmiş, yerine ise ismet inönü hükumeti gelmiştir. güven oylamasında 15 ret 140 küsür kabul oyu almıştır ve hemen sert tedbirlere geçilmiştir.(takrir- i sükun)

    - isyan hareketi bastırıldıktan sonra çok hızlı bir şekilde, 20 nisan önergesi gelmiştir.

    - ilk önce partinin doğu şubeleri sonra bütün şubeleri kapatılmış, 5 haziran 1925 yılında ise terakkiperver fırkası tarihteki yerini almıştır. kazım karabekir, rauf orbay gibi bir çok isim idam cezasıyla yargılanmış, ismet paşanın biraz tehditkar biraz da anlayışlı(xd) tutumu ile idam cezası kaldırılmıştır.

    sonuç itibariyle günümüze kadar gelen süreçte hangi parti cumhuriyet halk fırkası/partisine muhalif amaçlarla kurulduysa, hepsinin parti programlarında üç aşağı beş yukarı aynı maddeleri görmekteyiz. merkez sağ adını alacak bu oluşumda, terakkiperver, serbest, adalet, demokrat, doğru yol, anavatan, milli selamet, refah, saadet, adalet ve kalkınma gibi partilerin hepsinin programları birbirlerine yakınlardır. parti yemeğinin içine, biraz liberal ekonomi ekip, üstüne halkın kudreti sosuyla taçlandırıp üstüne de dini inanç maydonuzunu koyarsanız, bu ülkede güçlenirsiniz. bu süreç terakkiperver de başladı, ak parti ile son sürat devam ediyor ve aralarında ki fark genel itibariyle yok gibi bir şey.
  • tuzugundeki "partimiz dine karsi saygilidir" maddesi cok tartismalara yol acmistir. bu maddenin laik ataturk cumhuriyetini mi hedef gosterdigi yoksa gercektende dine saygili oldugunu mu vurguladigi yoruma aciktir.
  • ilk muhalif partidir.
  • (17.11.1924 – 03.06.1925) arasinda kisa sure turk siyasetinde kalmistir. ingilizcesi "progressive republican party" dir. adinda ilericilik, gelismecilik gibi kavramlar bulunsada parti tuzugu pek ole gorunmemektedir. parti uyeleri ve sehirleri soyledir :
    ali fuat pasa (cebesoy) ankara (kurucu)
    cafer tayyar pasa (egilmez) edirne
    sabit bey (sagiroglu) erzincan (kurucu)
    halet bey (sagiroglu) erzurum
    munir husrev bey (gole) erzurum
    rustu pasa (soydan) erzurum
    halil ibrahim bey (isık) ertugrul
    ihsan hamit bey (tigrel) ergani
    huseyin rauf bey (orbay) istanbul
    dr. abdulhak adnan bey (adivar) istanbul
    arif bey (ayici) eskisehir
    ahmet sukru bey ( ) izmir
    osman nuri bey (ozpay) bursa
    hasan necati bey (kurtulus) bursa
    feridun fikri bey (dusunsel) dersim
    halis turgut bey (tarikahya) sivas
    ahmet muhtar bey (cilli) trabzon (kurucu)
    rahmi bey (eyuboglu) trabzon
    hoca kamil efendi (mitas) karahisarisarp (afyonkarahisar)
    hulusi bey (zarfli) karesi
    halit bey (akmansu) kastamonu
    mehmet zeki bey (kadirbeyoglu) gumushane
    ahmed besim bey (ozbek)mersin (kurucu)
    abidin bey ( ) manisa
    ismail canbulat bey ( ) istanbul *
    bekir sami bey (kunduk) amasya
    kazim karabekir pasa istanbul
    refet pasa (bele) istanbul

    turk parlamento tarihi tbmm- ii. donem 1923-1927 ii. cilt de daha ayrintili bilgi bulunmaktadir
  • türkiye'nin en kısa ömürlü partilerindendir.
    programındaki "dini fikir ve inanca saygılıdır" maddesi yüzünden başına gelmedik kalmamıştır. bu parti "normal" bir ülkede muhafazakar bir partinin "normal" programı addedilecek bu madde tpcf'nin "irticacı", "gizli saltanatçı" sayılmasına yetmiştir. mustafa kemal, parti azası eski askerleri milli mücadelede de sadık olmamakla suçlamış, hilafeti geri getirmek istediklerini iddia etmiştir.

    devletin rolünün azaltılması,
    bürokrasinin sadeleştirilmesi,
    asker ve memurların siyasete katılamaması,
    yerel demokrasi, şahsi özgürlük, çok partili sistem ve adem-i merkeziyetin tesisi yönündeki görüş ve önermeler zannımca parti programındaki asıl sindirilemeyen unsurlardır.

    ayrıca
    (bkz: kazım karabekir)
    (bkz: rauf orbay)
    (bkz: bağımsızlık sonrası muhafazakarlığı)
  • mustafa kemal 'in nutuk'ta t.c.f. hakkında ettiği kelam baştan sona şudur efendim;

    "saygıdeğer efendiler, komployu konusunu açıklarken ve komplonun meclis içindeki safhasını anlatırken, önemsiz gibi sayılabilecek bazı ayrıntılar üzerinde durdum. bunda beni haklı bulacağınızı umarım.

    hatıra gelir ki, her hükûmet, her zaman bu gensoru önergesi ile sorguya çekilebilir. bir gensoruya bu kadar önem vermek doğru mudur? arz etmeliyim ki, söz konusu olan gensoru normal bir gensoru denildi. hazırlanan komplonun özel bir safhasıydı. bu gensoru sahnesinden sonradır ki, muhalifler, maskelerini atmaya mecbur edildiler. bilindiği üzere "terakkiperver cumhuriyet fırkası" diye bir parti kurdular. bu partinin gizli eller târafından çizilen programını da ortaya attılar.

    "cumhuriyet" kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, cumhuriyet'i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye "cumhuriyet" ve hem de "terakkiperver cumhuriyet" adını vermiş olmaları, nasıl ciddîye alınabilir ve ne dereceye kadar samimî sayılabilir.

    rauf bey ve arkadaşlarının kurdukları bu parti "muhafazakâr" adı altında ortaya çıkmış olsaydı, belki bir anlamı olurdu. fakat bizden daha çok oumhuriyetçi ve bizden daha çok ilerici olduklarını iddiaya kalkışmaları elbette doğru değildi.

    "parti, dinî düşünce ve inançlara saygılıdır" ilkesini bayrak olarak eline alan kîmselerden iyi niyet beklenebilir miydi? bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inananları kazdırarak özel çıkarlar sağlamaya kalkmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? türk milleti, yüz yıllardan beri, sonu gelmeyen felâketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakârlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi :

    cumhuriyetçi ve yenilikçi olduklarını zannettirrnek isteyenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları, dinî bağnazlığı coşturarak, milleti, cumhuriyet'e" ilerlemeye ve yenileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi? yeni parti, dinî düşünce ve inançlara saygı perdesi altında : "biz hilâfet'i yeniden isteriz; biz yeni kanunlar istemeyiz; bize mecelle yeterlidir; medreseler, tekkeler, cahil softalar, şeyhler, müritler biz sizi koruyacağız; bizimle birlikte olunuz ! çünkü, mustafa kemal'in partisi hilâfet'i kaldırdı. islâmiyet'e zarar veriyor; sizi gâvur yapacak, size şapka giydirecektir" diye bağırmıyor muydu? yeni partinin kullandığı slogan bu gerici haykırışlarla dolu değil miydi ?

    efendiler, bu slogana bağlı olanlardan birinin, çok zaman önce ( 10 mart 1923 tarihinde) idam edilmiş olan cebranlı kürt halit bey' e yazdığı mektuptaki şu cümlelere bakınız : " islâm dünyasının ebedîliğini sağlayan ilkelere saldırıyorlar." "bu konudaki açıklamalarınızı arkadaşlara da okudum. hepsinin gayretlerini artırdım "batıyı örnek almak, tarihimizi, medeniyetimizi, kaybetmeyi" zarurî kılar. "... hilâfet'i yıkmak, lâik bir idare kurmayı düşünmek, hep islâmlığın geleceğini tehlikeye sokacak sebepleri yaratmaktan başka bir sonuç veremez.

    efendiler, olaylar ve olup bitenler ortaya koydu ve ispat etti ki, "terakkiperver ve cumhuriyet fırkası'nın programı en hain kafaların eseridir. bu parti, memlekette suikastçıların, gericilerin sığınağı ve ümitlerinin dayanağı oldu. dış düşmanların, yeni türk devleti'ni körpe türk cumhuriyeti'ni yıkmayı hedef alan plânlarının kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı. tarih, (gizli maksatlarla hdzırlanmış, genel ve gerici nitelikteki) doğu isyanının sebeplerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli sebepleri arasında "terakkıperver cumhuriyet fırkası'nın dinî konularda verdiği sözleri, doğu ya gönderdiği sorumlu sekreterinin kurduğu örgütü ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır.

    hatıra defterini "fazladan ve gece kılınan namazlar' ın sevabını anlatan hadislerle dolduran bu sorumlu sekreter, doğu illerimizde dinî kışkırtmalarda bulunurken, partisinin programını uygulamıyormuydu? mâsum halka, beş vakit namazdan başka, geceleri de fazla namaz kılmayı vaaz ve nasihat eden, belki de ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı olursa, bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu ?

    efendiler, yaptığımız inkılâbın genişliği ve büyüklüğü karşısında eski hurafelerin ve müesseselerin birer birer yıkılışını gören bağnaz ve gerici unsurlar, "dinî düşünce ve inançlara saygılı" oıduğunu ilân eden bir partiye ve özellikle bu partinin içinde isimleri ün yapmış kimselere dört elle sarılmazlar mı? yeni parti kuran kimseler bu gerçeği kavramış değiller midir? o halde, ellerine aldıkları din bayrağı ile, millet ve memleketi nereye götürmek istiyorlardı? böyle bir soruya verilmesi gereken cevapta iyiniyet, gailet, kayıtsızlık gibi sözler, memleketi ileriye götüreceğim diye ortaya atılan bir partinin ileri gelenleri için mazeret sayılamaz!

    efendiler, yeni parti kendine ad olarak seçtiği "terakkî" ve "cumhuriyet" kelimelerinin tam tersi olan anlamlarla gelişmiştir. bu partinin liderleri, gericilere gerçekten ümit ve kuvvet vermiştir. buna örnek olarak arz edeyim : erganı'de, âsîlerin valiliğini kabul eden ve sonra asılmış olan kadri, şeyh said'e yazdığı bir mektupta : "millet meclisi'nde, kâzım karabekir paşa'nın partisi, şeriat hükümlerine saygılı ve dindardır. bize yardımcı olacaklarına şüphe etmem. hattâ, şeyh eyüp'ün yanında bulunan sorumlu sekreterleri, partinin tüzüğünü getirmiştir..." diyor. şeyh eyüp de yargılanması sırasında : "dini kurtaracak tek partinin, kâzım karabekir paşa'nın kurduğu parti olup, şeriat hükümlerine uyulacağının, parti tüzüğünde ilân edildiğini" söylemiştir.

    efendiler, "terakkiperver" ve "cumhuriyet" kelimelerini kullanarak, bize ve milletin aydınlarına karşı din bayrağını gizlemeye çalışanların, memlekette genel bir gericilik ve ayaklanmaya yol açmak için içeride ve dışarıda türlü düzen ve kışkırtmalarla uğraşanların varlığından habersiz oldukları düşünülebilir mi? yeni partiye girenlerin bütün üyelerî söz konusu olmasa bile, dinî vaatleri başarıya ulaşmanın en etkili unsurları sayan ve bununla ilgili sloganı tüzüklerine de koymuş olan kimselerin, şahıslarımıza ve memlekete karşı yöneltilmiş olan suikastlerden habersiz oldukları kabul edilemez!

    diyelim ki, bunların isyanın patlak vermesinden aylarca önce, memleketin şurasında burasında yapılan gizli toplantılardan, "cemiyet-i hafiye-i islâmiye" teşkilâtından, istanbul'da nakşıbendi şeyhlerinin yaptığı toplantıda, hazırlanacak ayaklanmaya yardım için söz verildiğinden ve nihayet millî sınırlarımızın dışında bulunup da doğu isyanını kışkırtanların bildirilerinde, kâzım karabekir paşa'nın partisinden ümitle söz edildiğinden haberleri olmadığını düşünelim. ancak, bunların, fethi bey hükûmeti zamanında, doğrudan doğruya fethi bey vasıtasıyla kendilerine, partilerinin zararlı, isyan ve gericiliği kışkırtıcı bir durum ve nitelikte olduğu bildirildiği zaman olsun, gerçeği görüp anlamaları gerekmez miydi? hükûmetin ve benim tertemiz düşüncelerle yaptığımız bu uyarmalardan sonra olsun, gerçeği kavrayıp ona uymaları beklenirdi. onlar tam tersine, bu defada "dinî düşünce ve inançlara saygılıyız" sloganını büsbütün zıt bir anlamda yorumlamaya kalkıştılar. sözde, bu sloganla, her dinin ve her dinden olanların düşünce ve inançlarına saygılı olduklarını belirtmek... geniş ölçüde hürriyetçi olduklarını anlatmak istiyorlarmış... efendiler, böyle bir tutuma dürüst ve samimîdir denemez!

    politika dünyasında birçok oyunlar görülür. fakat, kutsal bir ülkünün kendini ortaya koyduğu cumhuriyet rejimine, çağdaş yenileşmeye karşı, cahillik, bağnazlık ve her türlü düşmanlık ayağa kalktığı zaman, özellikle yenilikçi ve cumhuriyetçi olanların yeri, gerçekten yenilikçi ve cumhuriyetçi olanların yanıdır. yoksa gericilerin ümit ve faaliyet kaynağı olan saf değil...

    ne oldu efendiler? hükûmet ve meclis olağanüstü tedbirler almayı gerekli gördü. takrîr-i sükûn kanunu'nu çıkardı. istiklâl mahkemeleri'ni kurdu. ordunun savaşa hazır sekiz dokuz tümenini, uzun zaman isyanı bastırmak üzere görevlendirdi. "terakkiperver cumhuriyet fırkası" denilen zararlı siyasî kuruluşu kapattı."
  • bu fırkanın genel başkanı general kazım karabekir, ikinci başkanı hüseyin rauf orbay (eski başbakan) ve genel sekreteri de ali fuat cebesoy’du. hepsi kurtuluş savaşı kahramanı olan bu isimler aslında mustafa kemal’in de yakın arkadaşlarıydı ancak onun yaptıklarını bazı noktalarda tasvip etmiyorlardı. terakkiperver cumhuriyet fırkası’nın halk fırkası’na muhalefeti iki alanda yoğunlaşıyordu; ekonomi ve din. ekonomik açıdan parti batı tipi liberalizmi benimsiyor ve halk fırkası’nın devletçilik politikalarını eleştiriyordu. din-kültür açısından tcf, halk fırkası’nın laiklik anlayışını sert ve katı buluyor ve bu nedenle programında “dinsel düşünce ve inançlara saygılı” ifadesine yer veriyordu. ayrıca parti liberal felsefesine uygun olarak yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) ilkesine dayanan bir idari yapıyı savunuyor, merkezi yönetimin güçlenmesini eleştiriyordu. mustafa kemal atatürk de demokratik düzenin kurulmasını istediğinden, yeni partinin kuruluşundan memnun olmuştur. yeni parti için; “bırakınız, karşımıza çıksınlar, memleket işlerini münakaşa edelim” ve “bizim meclisimizde de iki parti olmalı, hükümeti denetleme sistemi kurulmalı ve medeni ülkelerin parlamentolarına benzemeliyiz” diyordu. terakkiperver cumhuriyet fırkası kurulduktan birkaç ay sonra doğu anadolu’da patlak veren şeyh sait isyanı, istiklal mahkemeleri’nin geniş yetkilerle kurulmasına, takrir-i sükun kanunu’nun çıkmasına neden olmuştur. istiklal mahkemeleri, terakkiperver fırka mensuplarının irticai faaliyetleri hakkında hükümeti ikaz etmişler, önce diyarbakır istiklal mahkemesi kendi yetki alanında bulunan terakkiperver cumhuriyet fırkası şubelerinin kapatılmasına karar vermiştir. hükümet ise, takrir-i sükun kanunu’na dayanarak, 3 haziran 1925 tarihinde bütün memlekette irticayı tahrik ettiği gerekçesiyle terakkiperver cumhuriyet fırkası’nın kapatılmasını kararlaştırmıştır. çok partili hayata geçişteki bu ilk deneme böylece başarısız olmuştur.

    http://ydemokrat.blogspot.com/…hayata-gecis-ve.html
  • atatürk'e suikast girişiminden önce adı geçen parti kadrosunun tümü böyle bir şey olacağını bilmekteymiş.. ancak gerekli uyarıları yapmadıkları için rauf orbay ve kazım karabekirinde mahkemede yargılanmasıyla başlayan süreçte kendi başını yemiş parti..