şükela:  tümü | bugün
  • murathan mungan'ın korsan tezgahların en gözde parçalarından olan yaz geçerinden bir şiir.
  • aynı terasa açılıyordu, yanyanaydı kapılarımız kaldığımız pansiyonda. sabahları ya da akşam üzerleri karşılaşıyorduk. ortak duş, ortak mutfak, çekingen bir selamlaşma. aynı terasta yanyana kuruyordu çamaşırlarımız. bu ürpertiyordu beni. acemi, tutuk bir kaç sözcük eşliğinde beyaz şarap içerek aynı terasta seyrediyorduk günbatımını. bu da ürpertiyordu beni.
    ışığın azalan şiddetinde yanyanaydı terasa vuran gölgelerimiz ve karışıyordu birbirine. elimizde olmadan gülümsemiştik bakışlarımız çarpıştığında. sahildeydik ve aynı kitabı okuyorduk ilk karşılaşmamızda da. sezon açılmamıştı, seyrekti sahiller, daha erken yaz gülümsüyordu. pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi, günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda. ikimiz de yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında... oysa güneşin batışını izlemek gibi kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler. birbirinden kamaşmaya başlamıştı. tenlerimiz, dokunmasan da, yanındaki gövdeyi duymanın şiddetine dönüşmüştü. aramızdaki çekim tenin çağrısı hazırdı kendine kurulan bütün tuzaklara. o akşam terastaydık gene. gün çoktan batmıştı. çamaşırlar asılıydı, uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları... nedense herzamankinden başka bakıyordun bana. sonra usulca dedin ki: "ilk kez birinin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde." benim için yaz başlamıştı. "dokun öyleyse" dedim. sustun. uzun uzun baktık birbirimize. kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde...
    sonra hiçbir şey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını. saatlerce orada, gecede ve terasta kaldım. sabah uyandığımda, odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin, baktım... yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgarda.
    bir daha hiç rastlamadım sana. hiçbir yerde, hiçbir yazda. düşünüyorum aradan onüç yıl geçmiş. onüç yıl içinde uyanan o isteğin anısı saklı duruyor mu sende?
    birden adını hatırlamadığımı farkettim bunu yazarken. ama terasta çırpınan havlunun rengi hala gözlerimin önünde...
    onüç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde, neden ansızın aklıma düştüğümü sordum kendime.
    sonra anladım: "bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiç bir seferinde!"...
    murathan mungan
    08.05.92
    yaz geçer
  • murathan mungan'in kaleminden çikan kelimelerin ne denli etkili oldugunu gösteren bir düzyazi siiri. "hiçbir sey olmak istemiyorum sadece terasta çirpinan havlu", sonra "çirpinmak" takiliyor insanin zihnine çikmiyor bir türlü.
  • iki uzak insanın unutulan bir nesneyle unutulmaz oluşunu anlatan, yüreklere kazıyan bir murathan mungan eseridir.
  • ne zaman okusam aşkın farklı bir tarfını hissetmeme yol açan murathan şiiri. ilk okuduğumda şehvet doluydu. daha sonra okudukça şehvek kendini şevkat ve yumuşaklığa bıraktı. hikayenin iki erkek arasında geçmesi bile gıpta etmeme engel olmadı. şimdilerde ise okudukça bir insana tutku duyduğunuz o ilk an geliyor hep aklıma. terliyorum.
  • alt metinde ibne olmamak için tatilini yarım bırakıp kaçmak zorunda kalan adamın trajik hikayesini anlatmaktadır.

    (zamanın ötesinden edit: kaçmayıp dibini dövdürsün istiyorsunuz siz anlamıyor ben. adam sevmiyor ibne seviyor siz.)
  • okunup bittikten sonra, "havlunun rengi sizce neydi?" sorusuna hemen hemen herkesin turuncu cevabını verdiği murathan mungan eseri.
  • ask biter, acitir ve gider....
    giderken kendimizi daha once yasadigimiz bir aski animsarken buluruz nedense.
    ve tebessumle gelen, alti ozellikle cizilmesi gereken bir dize....

    "bir ask, bircok asktan yapiliyor ve ayrilinmiyor hicbir seferinde"
  • murathan mungan bu eseri 8 mayıs 1992'de yazmış. eserde "onüç yıl geçti" dediğine göre olay 1979'da yaşanmış.
    nereden baksan 30 senelik bir öykü var bu güzel yazıda...
  • mungan ın terasta yanyana kuruyan çamaşırlardan bile ürperebildiği zamanlara ait bir yazı. içindeki ibneye karşı koyup pılıyı pırtıyı toplayaıp kaçan o adam bu şiiri okuduğunda neler hissetti asıl merak ettiğim o.