şükela:  tümü | bugün
  • prag'ın insanı kendine aşık ettiren havasından bir anda sıyrılıyor, yüzünüze tokat yemiş gibi oluyorsunuz terezine attığınız ilk adımla. gördükleriniz, rehberin anlattıklarıyla beraber gözünüzde canlananlar kanınızın çekilmesine neden oluyor.. mahkumların banyo günlerinde kıyafetleri kazan tarzı yerlerde dezenfekte edilir, ondan sonra yaz-kış göz edilmeden ıslak ıslak tekrar giydirilirmiş, sabah kahvaltısında yalancı kahve denilen nohut kahvesi ve bir dilim ekmek verilirmiş.. yaşatılmış olan vahşet kampa o kadar işlemiş ki, cesetlerin yakıldığı fırınların sunulduğu oda hala bir garip kokuyor, sanki ölüm kokuyor..
  • gavrilo princip'in de bir süresini geçirdiği kamp
  • üzülmenize yol açan kamp. bu kampta bulunan tünel klostrofobisi olsun olmasın her insanda panik atak oluşturabilir. kamptaki müze mutlaka gezilmeli. nadrazi holosevice metro istasyonunda bilet satan görevliye terezin e giden otobüsün yerini sorarken genç bir hatun konuştuklarımızı duymuş, ben sizi götüreyim durağa dedi, durak metronun dibi zaten. hanım kızımız durakta otobüs saatlerini falan da gösterdi sağolsun, yanımdan ayrılırken de ben terezin e hiç gitmedim dedi. sebebini sorunca zamanında büyükanne ve büyükbabasının bu kampa götürüldüğünü söyledi, ağlamaklı oldu, başka bişey de soramadım zaten.
  • prag taki nadrazi holesovice metro istasyonundan otobüse binerek direk olarak yaklaşık 1 saatte gidebileceğiniz küçük bir semttir. adımınızı atar atmaz terezin sizi kasvetiyle boğar. şöyle ki burası askeri bir amaç için inşa edilmiştir, gerek yüzyıllar öncesinde inşa ediliş amacı ve yüz kızartıcı tarihi birleştiğinde bu şehirden bir an önce gidesiniz gelir.

    buradaki 'concentration camp' ın diğerleriyle kıyaslandığında en iyilerden biri olduğu söylenir. şöyle ki, 3 öğün yemek, tutsaklara hafta 1 çamaşır yıkama hakkı gibi diğer kamplarla kıyaslandığında ütopik denebilecek imkanları vardır. bunun nedeniyse buranın göstermelik bir kamp olmasıdır.buradan terezin için propaganda filmine ulaşabilirsiniz

    ayrıca bir nazi kampı olmasının öncesinde hapishane olarak kullanılan kampta, avusturya-macaristan imparatorluğu veliahtı arşidük franz ferdinand'ı öldürerek, ı. dünya savaşı'nın başlamasına neden olan gavrilo principte burada kalmıştır, 2 yıl boyunca karanlık bir hücrede kalışı rehber tarafından epey kahramanlaştırılarak anlatılmıştı.

    nazi kampı olarak kullanıldığı dönemlere dönecek olursak, şartlar ne kadar 'iyi' olursa olsun ikinci dünya savaşının insanın ruhunu ezen gerçekliğini diğer nazi kamplarında olduğu gibi burada hisseder insan. ayrıca kampta bir değişiklik yapılmamış olması, sanki tüm faşizm mağdurları 5 dakika önce hücrelerdeymişte, savaş yeni bitmiş ve yeni gitmişler gibi hissettirir.

    bu kampta bir de uzun bir tünel vardır ve tünelin çıkışında nazi askerlerinin bazen 'zevkine' yahudileri öldürdüğü bölüme gelirsiniz, bu bölümün yakınlarında 'nameless' isimli bir heykel vardır. taştaki şekil gerçekmişçesine insanın ruhuna dokunur ve heykeldeki 'isimsiz' yahudinin baktığı yere baktığınızda insanların ölüme yollandığı noktayı gördüğünüzde içiniz ürperir.

    ayrıca hücrelerin hemen arkasında nazi askerlerine ait lojmanlar, sinema, casino ve havuzda insanın ve hayatın aslında ne kadar acımasız ve çelişkilerle dolu bir oluşum olduğunun adeta birer kanıtıdır.

    hücrelerin bulunduğu 1. bölümün ilerisinde bir nehir vardır. nehirin kenarında yürürken insanın acımasızlığını, tarihin çirkefliğini unutmaya çalışıp doğanın güzelliğine ses vermeye çalışırsınız ve karşınıza bir anıt çıkar ve anıtın altında bu nehire ölen yahudilerin küllerinin atılmış olduğu yazılıdır. ve tekrar tokat yemiş gibi hissedersiniz. bu anıtı görmenizi tavsiye ederim.

    en az kamp kadar görülmesi gereken bir başka yer ise terezin memorialisimli müzedir. burada pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz, ayrıca kamplardaki çocukların yaptığı resimler, hücrelerdeki sandalyeleri betimlerken üstlerine çizdikleri çiçekler kalpler bir kere daha hayatı sorgulatır.bunca yaşanana rağmen çocukların içindeki umudun somut örneği insanın içini burkar.

    bu müzedeki her fotoğrafa, her eşyaya iyice bakın.müzenin sonlarına doğru 2 fotoğraf dikkatimi çekmişti; birincisinde bir çukur var içinde insan cesetleri. diğerindeyse sovyet askerleri geldikten sonra özgürlüklerine kavuşan insanların olduğu bir fotoğraf.ve bu fotoğrafta gülümseyen bir adam var, tüm gezi boyunca hayatı, savaşları sorguladım ve cevabımı bu iki resimden aldım.
  • "küçük hisar " anlamına gelen , 1940-1945 döneminde kullanılmış prag yakınlarında kurulu nazi kampı. tavsiyelere uyarak biz de gittik. nadrazi holosevice metro durağından 9:30 , 10:30 , 15:30 gibi saatlerde kalkan otobüslerle gidiliyor. önceden bilet almaya gerek yok. şoföre ödeme yapılabiliyor. (80 kron). giriş yaklaşık 10 euro, türkçe broşür 5 kron olmuş.
    bilinenin aksine 500 m lik uzun tünel işgal döneminde kullanılmamış. bu kadar mesafeyi gardiyanların her infazda yürümeleri zaten anlamsız. infazların olduğu alana ölüm kapısından geçerek gidiliyor.
    daha çok yahudilerin adı geçmesine rağmen , muhalif direnişciler, komünist parti üyeleri sovyet ,ingiliz, fransız vatandaşları da kampta kalmış.
    savaş bitiminde 1945-1948 arasında ise kaderin bir cilvesi olarak alman esirler burada tutulmuş.
    faşizmin gerçek yüzünün , savaşın acımasızlığının bir simgesi olarak prag'a gidişte mutlaka gidilmesi gereken bir yer.
  • güzel güzel prag gezilirken buraya gelinir ve tokat yemiş gibi olunur. insanoğlu denen sikimsonik varlığın acımasızlığı müzedeki fotoğraflarla tekrar tekrar üzer.
  • prag'ın havasından insanı bir anda çıkartan ve ben neden geldim ben neyim diye insanı bunalıma sokan bir toplama kampı. auschwitz kadar etkili olmadığı söyleniyor fakat olabildiğince orjinal şekilde saklamışlar.
    ranzaları ve insanların çektiği eziyetler rüya gibi insanın kafasında beliriveriyor. tünel zaten git git bitmiyor fakat şunu da belirtmek isterim idam sahasına gelince darağacı ve kurşuna dizlme alanını görünce bunalımın dibine sokuyor insanı.
    oradan dresdene geçtim ve herkese anlamsız sanki onlar yapmış gibi bütün almanlara nefretle baktım ve bir an önce prag'a geri dönmek istedim.
  • tüyleri diken diken eden bir yer. izlediğiniz bütün filmler, belgeseller de gözünüzün önüne geldikçe daha da iç acıtıcı olabiliyor.
  • nazi temerküz kampı. nispeten zengin, itibarlı, ya da meşhur yahudiler buraya konulmuştur. doğal olarak bu kampta da yaşama koşulları son derece zor olmuştur. öte yandan hayatta kalma oranı diğer kamplara göre daha yüksektir.
  • avlu girişinin tam karşısında, dev harflerle arbeit macht frei yazan, nazi toplama kampı.