şükela:  tümü | bugün
  • istisnaların kaideyi bozmadığını hatırlatarak, bağımlı yetiştirilen canım ülkemin çocukları olarak maalesef yetişkinlikte çoğu kişiye vuran piyango. üzerine sayfalarca tez yazılası bir konu ama soyle bir özetlersek sunun gibi birşey:
    bilinç üzerinde terk edilmekten korkuyorum ve yalnız kalmaktan. ancak bilincaltında terk edilmeme gibi bir opsiyonun olduguna o kadar inanmıyorum ki mutlaka terk edilecegim yerleri/kişileri tercih ediyorum. boylelikle yanlıs inancım farkında olmadan yaptıgım tercihler yüzünden devamlı dogrulanarak daha da pekişiyor ve kuvvetleniyor maalesef. daha da kotusu eger bir gün "yanlışlıkla" beni en azından durduk yere terk etmiycek birine denk gelirsem, bu ne zaman olacak nasıl olacak gibi anksiyete ve korkularla başa cıkabilme yetisine sahip degilim. orda kalamıyorum. cunku daha once hic bu ihtimali düsünmemiştim?? devamlı kontrol etmeye calısıyorum herseyi. sınırları zorluyorum emin olmak icin. bunalıyorum. daralıyorum. içten içe terk edilmek için dua eder hale geliyorum.

    "ilişkim bu kadar güzel giderken tadını çıkarmalı; olay çıkarmasam da terk edilme şemam razı değil. yaman çelişki..."

    not: samimi bi dil olması ve daha rahat anlasılması acısından birinci agızdan yazılmıstır. bu entrynin sahsımla alakası yoktur.
  • bebeklik döneminde yaşanan kaygılı - kararsız bağlanma durumunun sebebiyet veren duydu durum bozukluklarının tümüdür.

    sağlıksız aile yaşantısı, erken yaşlarda kayıp ve ayrılıklar yaşama durumları gibi etkenler geleceğinizi önemli ölçüde şekillendirmekte, her türlü ilişkinin sonlanması sonrasında ağır depresif durumlara sokmakta ve hayatınızı başkalarının hayatından ibaret olduğuna sizi ikna etmektedir.

    baba adayları ve babalar özellikle kız çocuklarınızın yetişme sürecinde, kızınızın hayatının devamında geçireceği günlerin kaderi elinize verilmiş durumda. iyi bir aile hayatı yaşayamayan, aile içinde ölüm ve ayrılık gibi durumlara maruz kalan çocuklar yaşadıkları travmatik durumun etkisinde yaşamlarının birçok alanında etkileneceklerdir. bu gerçeği inkar edenler olacaktır ama hayatınızda yolunda gitmeyen ilişkiler mevcut ise biraz irdelemekte fayda var en azından gerçeğinizle yüzleşin.

    bireylere bağımlı olmak, aşırı sahiplenmek, koruyucu ve kollayıcı tutum takınmak, sizi terk edenleri suçlama, kıskanma gibi durumların görünmesi muhtemeldir. eşinize yapışık durumda kalmak istersiniz, tüm hayatınızın merkezine koyarsınız, her daim şüpheli bir tutum sergilersiniz lakin içinizde kopanları kimse bilmeyecektir. kendinizi çıkmazlara, dehlizlere sokarsınız.

    eşinizi test edersiniz, sabrını ve sevgisini sınarsınız. bakalım bunu da yaparsam yanımda kalır mı gibi oyunlar oynarsınız. bazen terk edilmenin acısını yaşamamak için siz terk edersiniz.

    (bkz: ıssız adam)*

    bu şemanın kökeninde sarhoş anne-babanız olabileceği gibi ( ayrıca dengesiz anne-baba tutumu da dahil olmak üzere ), bakıcı ile büyümek, aileden muhtaç olunan dönemlerde ayrı kalmak vesaire gibi talihsiz durumlar yatmaktadır.

    o kadar gömdük ve halen toprak etmeye devam ediyoruz demeyin. herşeyin bir çaresi vardır. öncelikle destek almaktan ve yüzleşmekten kaçınmayın. yanlızlığı kaderiniz olarak görüp durumu daha da vahimleştirmeyin. ilişki yaşamak zorunda hissetmeyin, sırf partneriniz tarafından terk edilme korkusu içine girip mükemmel insan olmaya çalışarak rol yapmayın. sizi olduğunuz gibi görüp, kabul eden ve hatta yaşadığınız sürecin farkında olup, destek olabilecek kişilerle birlikte olun. partnerinizle açık bir şekilde konuşun ve durumun farkındalığını yaratın, size çok zor gelecek olsa bile, bencil olmayın ve ilişkinizin bitebileceğini de bildiğinizi ve acıma duygusu ile yaklaşmaması konusunda telkinlerde bulunun.

    partnerinizin dünya görüşü ve olgunluğunun yanı sıra profesyonel destek ve terapiler ile iyi olacaksınız. kendi ayaklarınızın üzerinde durup, güçlü olacaksınız. ilişkiniz varken de yokken de. kimse sizi terk etmesin diye kendinizden ödün vermeyin yoksa sizi kimse kurtaramaz çünkü siz diye birşey kalmamıştır. terk edildiğiniz vakit ölümlerden ölüm beğenmek yerine, kısa sürede ve sağlıklı bir şekilde atlatın.

    gerçi şunu da eklemek isterim ; bu terk edilme şemasında sayılan durumlar yalnızca geçmişten kaynaklı olumsuzluklara maruz kalan insanlarda mı görülür ?
    ülkemiz insanıdır bu ayrılık durumlarında arabesk takılan, kendini vazgeçilmez gören, alkol ve başka kişiler ile kendini terapi etmeye çalışan allaha emanet zihinler. demet akalın kafası yaşayan entelektüeller gördü bu gözler. *

    her insanda görülen bu durum, bazı insanların elinde olmadan yaşanırken bazıları bile bile lades eder kendine. işin içine duyguların harman olduğu her durum zorlar insan evladını. yalnızca geçmişi arızalı insanlar böyle değildir. royal english family mensubu olsan bile partnere bağlılık, tutku, kıskançlık, şüphe gibi durumları yansıtırsın. ayrılık sonrası ise gidip müslüm baba ile kollarını jiletlersin.

    ne yaparsın ; kimileri hormon der kimileri aşk, kimileri sanrı...

    yani herkes açıklamaya çalışır birşeyleri, kimileri mutsuz olur çok bilip, çok rasyonel takılmaktan, kimileri bilge olur unicorn ile nirnavaya ulaşır.
  • "nasıl olsa her ilişki biter diyerek bir ilişkiye başlamak…"

    deniz erdem in konuyla ilgili blog yazısında ana hatlarıyla çok güzel anlattığı bir bilişsel şemadır. blog yazısının kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. yazının uzun bir özetini de aşağıda paylaşıyorum.

    " nasıl olsa karşındakinin seni bir şekilde bırakacağına inanmak…

    bu yüzden ya hiç yaklaşmamak, ya yapışmak ya da karşındakinin sadakatini sevgisini sürekli test etmek. acaba şunları şunları yapsam hala daha yanımda kalır mı, beni gerçekten seviyor mu bakalım? diye sınav yapıp durmak, ve bütün bunlar yüzünden karşı tarafın yorulup kendini geri çekmesi. karşı taraf kendini geri çekince terk edilme şeması olan kişinin paniğe kapılıp aynı davranışların dozunu arttırması, bu sefer karşı tarafın daha da uzaklaşması ve kaçınılmaz son; terk edilme.

    terk edilme olmadığı durumlardaysa (her iki tarafın birden terk edilme şeması ve dolayısıyla ilişkiyi bitirememe eğilimi varsa) yıllar süren mutsuz ilişkiler. bazı durumlardaysa terk edilme şeması olan kişinin birdenbire, karşı tarafın hiç beklemediği bir anda ilişkiyi bitirmesi. daha bir hafta önce çiçek alan,sürprizler yapan, tatil programları yapan kişinin birden ilişkiyi bitirmesi ve karşı taraf ne yaparsa yapsın asla geri dönmemesi. böyle durumlarda en çok karşı taraf yıpranır. neye uğradığını şaşırır. oysa bilmez ki aslında birlikte olduğu kişinin terk edilme şeması var ve bu yüzden hiç bir sorunu konuşmuyor, karşısındakini elinde tutmak için sürekli onu memnun edecek şeyler yapıyor ve aslında içten içe ilişki bittiğinde üzülmeyecek şekilde bir yandan kendini soğuturken bir yandan da kendine başka birini arıyor. bu tür kişiler hep arka arkaya eklemli ilişkiler yaşarlar, arada boşluk yoktur.

    terk edilme şemasının kaynağı nedir? terk edilme evet, ancak her zaman gerçek bir terk edilme olmak zorunda değil. bedenen orada ancak ruhen başka bir yerde olan, örneğin depresyonda olan, çok çalışması gereken, sosyal statüsünü çocuğun ihtiyaçlarının önünde tutan bir temel bakım veren varsa da çocuk kendini terk edilmiş hissedebilir.

    ...

    çare? yapılan araştırmalar mindfulness çalışmalarının çok faydası olduğunu gösteriyor. yani, terk edilme şemasının ne zaman tetiklendiği, en çok nerelerde ayağına dolandığı, bu olduğu zaman ne düşünüldüğü,hissedildiği ve terk edilme şemasını onarmaktansa daha da güçlendiren baş etme mekanizmalarının analizinden sonra kişinin kendini tüm bunlara kaptırmaktansa içinde ve dışında olan bitene izleyici kalabilmesi.

    açayım; terk edilme şeması tetiklendiğinde kişi kendini tehdit altında hisseder. sanki köyden kovulmuş kimsesiz ve tek başına yaşayamayacak bir yavru gibidir en derinde. ama dışarıdan bakıldığında avaz avaz bağıran bir aslan görürsünüz. ya da çok ukala bir iş insanı. bazen hırslı ve sürekli çalışan bir meslek sahibi. bu kişilerin tüm derdi hiç kimseye muhtaç olmamaktır:

    “o kadar güçlü olmalıyım ki hiç bir zaman hiç kimseye ihtiyacım olmasın, ve o kovulan yavru konumuna düşmeyeyim” korkusu ile durmadan çalışırlar ve “bilir kişi” olmaktan büyük bir keyif alırlar. bilir kişi olurlarsa hep ona ihtiyaç olunacaktır, o kimseye ihtiyaç duymayacaktır ve böylelikle terk edilme gibi bir şeyin başına gelmesini engelleyebilecektir. kontrol edebilecektir yani…

    bu tabii ki nafile bir çabadır… sağlık sektöründe,akademide ve hukuk alanında sık rastlanır bu şemaya… etrafları insanlarla dolu bilir kişiler, aslında içlerinde yapayalnız ve kaygılı hissederler. gerçek anlamda kimseyle pek de yakınlaşamazlar ve bunu da yok sayarlar. ta ki gerçek bir kaybetme durumu yaşayana kadar.

    ...

    olay sadece mizaç ve çekirdek ailede değil. içinde yaşadığın toplum da en az bu faktörler kadar önemli. sosyal güvencesi olan, eğitim ve sağlık ihtiyaçları dünya kalitesinde ücretsiz karşılanan, işsizlik maaşı olan bir ortamda oluşacak şemalarla, “başıma her an her şey gelebilir” diye düşünülen bir ortamda oluşan şemaların etkisi çok farklı olacaktır. ruh sağlığı alanında çalışan herkes bunu göz önünde bulundurmalı diye düşünüyorum. insanı içinde yaşadığı ortamdan izole edersen anlayamazsın."
  • (bkz: hayatı yeniden keşfedin)
    "muhtemelen sizi terketme potansiyeli olan sevgililere doğru itiliyorsunuz."

    "siz tutarlı bir ilişki için hiç umut vaadetmeyen insanlar aramıyorsunuz, siz daha çok tutarlılık için birazcık umit veren insanlardan etkileniyorsunuz. tamamıyla ümit vermeyen, ümit ve kuşku karışımı içinde size bir şeyler sunanlarla ilgileniyorsunuz."

    "belli seviyede bağlanma ve bağlılık gösteren eşlerden en çok etkileniyorsunuz ancak mutlak olarak onların kalacağından emin değilsiniz. dengesiz olan bir aşk ilişkisi ile yaşamak sizi rahat hissettirir ve size tanıdık gelir. sizin her zaman bildiğiniz budur. dengesizlik şemanızı etkinleştirmeyi sürdürür ve kimyanın sürekli akışına neden olur. tutkulu bir şekilde aşık olarak kalmanızı sağlar. sizin gerçekten yanınızda olmayan insanları seçmeniz çocukluk terkedilmenizi yeniden etkinleştirmeye devam ettiğinizi gösterir."

    "ne zaman ilişkinin tehdit altında olduğunu hissetseniz çok güçlü bir duygusal tepki verirsiniz."

    "kopma terkedilme için karşıt saldırıdır. koptuğunuz zamanlarda bağlanma ihtiyacınızı inkar edersiniz. bir meydan okumadır. "sana ihtiyacım yok" kopmanız ile karışık genelde içinizde bir öfke vardır ve kısmen bu cezalandırıcıdır. eşinizi sizden uzaklaştığı, sizin ihtiyacınız olanı size vermediği için cezalandırırsınız."

    "bir tarafınız yakınlık ister, diğer tarafınız terkedilmeyi bekler. bir parçanız yakınlık ister, diğer tarafınız öfkelidir. genelde de bu öfkeye neden olacak bir şeyler olmamıştır."

    şema sahibi biri olarak kendi hayatımdan örneklersem; dönülmeyen bir mesaj, uzun süre gelmeyen telefon benim için terk edilme sinyali anlamına geliyor ve ben "galiba terk edileceğim" diye düşünüp hemen plan yapmaya başlıyorum. "o zaman şöyle yaparım, böyle yaparım" diye... telefon çaldığında ya da beklenen mesaj geldiğinde ise ben zaten düşünmekten yorulmuş, bütün kalelerim yıkılmış, bitkin bir halde oluyorum. her ilişki bitiminde "bu sefer de terk edilmedim" diye seviniyorum içten içe. hayatımda en çok kaybetmekten korktuğum ilişkide bu korku da haliyle zirve yaptı. o yüzden sık sık uzaklaşmaya çalışıyorum ve sanırım terk etmeyi başarırsam bu korkudan kurtulduğum için çok rahatlayacağım. böyle pis, lanet, hayatı kabusa çeviren, mutluluğu sabote eden, huzursuzluk kaynağı bir şemadır. sebep ise çocuklukta yaşanan terk edilme, ebeveyn kaybı veya ebeveynleri tarafından terk edileceği hissine kapılan çocuğun kaygılı/kararsız bağlanma geliştirmesidir. büyüdüğü zaman da çocukluktaki kaygılarını yaşatacak kişilere çekim hissetmesine ve kendi kendine eziyet etmesine sebep olur. mesela narsistik insanlar çekici gelir çünkü tam da tarif edilen; ümit ve kuşku karışımı bir ilişkiyi yaşatacak en doğru insanlar narsistlerdir. bir narsist için de bulunmaz nimettir bu insan. çünkü narsist stabiliteden çabuk sıkılır. sürekli gel-gitler yaşayan bu insan ise narsistin ilişkiden (narsist için oyundan) sıkılmamasına sebep olur. birbirlerini çözene kadar inişli çıkışlı, itmeli çekmeli, ayrılmalı barışmalı tuhaf ama yüksek kimyalı bir ilişki yaşarlar. huzur ise bu ilişkide eser miktarda bulunur, bir süre sonra hiç bulunmaz.

    çare: şema terapi. o da pek çok kişi için günümüz şartlarında ne yazık ki lüks...
  • bende de olan şema. ayrılmış ebeveyn, küsen bir anne modelinin ürünü diyebiliriz. ölüm de olabilir, duygusal olarak ihtiyaçlarının yüksek olduğu bir dönemde hayata kök saldığın kişilerin kaybı da. olur da olur. bir gün oturup uzun uzun yazmak isterim.

    herkesin şemaları vardır. bu onu özel yapan kusurlarıdır. bir çok da artısı vardır. insanın kendini kusursuz sanması yanılgısından çıkıp, kendinizi olduğunuz gibi kabul ederseniz, umutsuz bir vaka gibi görmek yerine, farkındalığı kazanmak, hayatınızı kazanmak olacaktır. terapi o yüzden muhteşem bir şeydir.

    "ne zaman ilişkinin tehdit altında olduğunu hissetseniz çok güçlü bir duygusal tepki verirsiniz."