şükela:  tümü | bugün
  • tam ismi " terkipler tarihe, topluma ve siyasete dair yazılar" olan kafka kitap yayınlarından çıkmış sosyolog güney çeğin'in kitabı.

    bourdieu hakkında dilimizde en kapsamlı ele alınışı bizlere veren, yerli bourdieucu kuşağımızın ocak ve zanaat derlemesinden sonra bu kez güney hoca -yalnız kurt olarak- bourdieu'yu, türk devletinin oluşumu ile önceki çalışmalarındaki şiddet mefhumuyla kendi kalemiyle harmanlayarak ele alıyor. siyaset sosyolojisinin ve icracılarının konumlarının ve bilinçlerinin kaygan zeminler üzerinde gezdiği ülkemizde zemine tuz dökerek ilerleyen çalışmalardan.
  • öncelikle, akademik olarak benden çok daha başarılı olan "bir" kardeşimin (erdem kaftan) yazdığı tanıtım yazısını vereyim, sözlük formatına çok uygun olmasa da, kelimelerle oynamakta çok ustadır, bu kısa metinde de oyunculuğunu göstererek, bu değerli eseri başarılı bir şekilde özetlemiş:
    "hacimsel boyutunun hakkını veren içeriksel mahiyeti ile güney çeğin’in terkipler adındaki yeni kitabı tüm fiziksel ve sembolik cüssesiyle önümde durmakta. 15 yıllık akademik hayatı boyunca bir zanaatkâr edasıyla birçoğunu hemdertleriyle birlikte yontup biçtiği çalışmalarını tek bir çatı altında topladığı yeni kitabı terkiplerin girişinde yazdığı uzun teşekkür bölümünden de anlaşılacağı gibi bu ülkede üreten bir kişi hakikaten kolay yetişmiyor. ‘sosyal’ ve ‘kültürel’ sermayesinin birikim aşamalarının takip edildiği bu teşekkür bölümünün ardından güney çeğin 15 yıl süresince hem bir amele sabrıyla hem de bir usta inceliği ile tarihe, topluma ve siyasete dair farklı dergilerde ve kitaplarda yazdığı tam 20 makalesini bir terkip içinde toplamış. üç ana ‘bend’ üzerinden kurgulamış olduğu bu terkipteki makalelerde çeğin, sadece sosyolojik ve siyasal teorinin korunaklı ve güvenli sularında gezinmekle yetinmemiş, tam aksine osmanlı ve türkiye tarihinin tenhada kalmış ve pek de tekin olmayan karanlık sularında bu teorik aparatları kullanarak büyük bir cesaretle fiziksel ve sembolik şiddetin yapıbozumuna girişmiştir. özellikle son zamanlarda ülkemizde bilmeyenin dövüldüğü bourdieu sosyolojisinin tarihe ve toplumsal gerçekliğe nasıl uygulanacağı görmek için bulunmaz bir ‘kaftan’ olarak tilly ve mann ‘şiddetiyle’ tavsiye ettiğim evladiyelik bir eser olmuş. eline, kalemine sağlık güney hocam."

    ardından, akademik bir minyon olarak, kendimce kısa bir ekleme yapmak istiyorum.
    bir kitabın elbette pek çok veçhesi vardır, yukarıda belirtilenlere ek olarak, bourdieu'yü anlamaya çalışan sosyoloji öğrencisine de, güney hocanın düşüncesinin gelişimini izlemek isteyen birine de hitap eden yönleri var bu eserin de.
    ben de tam bu noktada, örneğin ümit tatlıcan'la birlikte "yazdıkları bourdieu ve giddens: habitus veya yapının ikiliği" makalesinin sadece bu konuda sadece okunması zor görünmeyen, ama tam olarak anlaşılması epeyce zor olan bu kavramların türkçe yazılmış olması nedeniyle türk okuru için belki de en anlaşılır halinin sunulmasının da ötesinde, güney hocanın çalışmalarının odağını göstermede de önemli olduğunu düşünüyorum. neden giddens değil de, bourdieu sorusunun ötesinde, buradaki çatışma alanı, sosyal bilimlerde, elbette çoktan başlamış olan, ama önümüzdeki ön yıllarda sosyal bilimlerin uzun zamandır kaybettikleri öncülük konumunu belki yeniden elde etmelerini sağlayacak olan çarpışmanın, bourdieu'nün deyimiyle boks maçının geçeceği alan veya ring. aktör, yapı, habitus, şiddet, sermaye ve elbette devlet, bunlar çoktan o boks ringinde yerini alan ve bizi de ringe davet eden kavramlar.
    bu bakımdan, güney hocayı ve eserini, gelmekte olan boks maçına usanmadan, yılmadan, sebat ve kararlılıkla hazırlanan bir boksöre ve hepimize yönelen bu boks maçına bir çağrıya benzetiyorum.
    bu öğrenci veya sosyal bilimci veya entelektüel açıdan dünyayı ve şeyleri anlamaya çalışan herhangi biri, kimseyi ayırmaksızın herkese yönelen bir çağrı.