şükela:  tümü | bugün
  • başlığı inanç değil "din" olarak açacaktım ancak sol çerçeveye gelmiyor.

    21. yüzyıl ilk çeyreğinde dünyadaki muhtemelen en vahşi ve en cahil insanlarının çizgisinde toplandığı ana eksen dindir; bu da burada tarihe not düşsün...

    oysa işin başka bir yüzü daha var, onu da konuşmak gerekir. insanlık olarak, bilgisayarlar geliştirdik, genetik kodu çözdük, yaklaşık 50 yıl önce evreni keşfetmek için gezegenimizden öteye yolculuklar yapmaya başladık, iletişim konusunda özellikle bilişim temelli iletişim konusunda şimdiye kadar görülmemiş bir noktaya evrildik ama, çok çok büyük çoğunluğumuz hala gerizekalıyız, hala malız arkadaş...

    bak şimdi işid'den korkan, radikal islamdan korkan, ülkesindeki dolu dizgin gerilemeye haklı tepkisini koyan güzel çocuuum, şirin ateist ponçiğim... sorunun tam olarak tespiti yapılamadığından işler git gide saçma git gide daha sarpa sarmış arap saçına dönmüş bir hal alıyor, gelin kısırdöngü esas nerede başlıyor adını koyalım...

    şurası su götürmez bir gerçek ki, dünya üzerinde ekonomik anlamda refah düzeyi anlamında kaymağını yiyen kuzey amerika, batı avrupa ve bunlarla birlikte bunların kurdukları kanada, yenizelanda, avustralya gibi birkaç uydu devlettir. bunların dışında kalan ve çok büyük bir çoğunluğa tekabül eden nüfus ise modern çağın gerek ve gerçeklerinden uzak, bir sömürü sisteminin içerisinde, zor şartlar altında yaşamaya veya yaşatılmaya çalışmakta. ne dedik lafın başında, iletişim çağındayız, artık hepimizin her saniye dünyanın her yerindeki insanların nasıl yaşadıklarını gözlemleme şansımız var, bu çin'deki adam için de böyle, zimbabwe'deki adam için de böyle. hani her lafın başında besmele gibi dediğimiz ırkçılığa lanet olsun ırkçılığa lanet olsun var ya hacıt... işte insanlar görüyor, mal değiller, kendi seçimleri olmayan doğarken gelen özelliklerden ötürü bazılarının ne şekilde yaşarken kendilerinin de ne şekilde yaşadıklarını görüyorlar. ve günden güne daha çok öfkeleniyorlar, doluyorlar ancak düzenin içerisinde kalıp, reaktif olmadıkları sürece de düzeni daha da büyüttüklerinin farkındalar.

    bak güzel dostum, günden güne büyüyerek artan ve zannediyorum ki artık ilelebet kapanmayacak bu farkın temel nedeni nedir biliyor musun? bu sistemin kurucularının böyle olmasını istemeleridir. sen mesela ortalama bir amerikalı'nın, ortalama bir hispanik'in ortalama bir türk'ten yada ortalama bir rus'tan daha kalifiye daha dolu, daha faydalı bir birey olduğunu falan mı sanıyorsun? eğer böyle düşünüyorsan gitmemişsin, görmemişsin derim. farkı yaratan iki temel şey var. birincisi eğitim sistemleri; ne demek istediğimi gözünde canlandırabilmek için türkiye'nin özellikle eğitim alanında son 30 senedir bilinçli olarak bazı odakların isteği doğrultusunda siyaset kurumunu da kullanarak ne kadar geriletildiğinin, nereden nereye geldiğinin toplumun mevcut kalitesinin örneğin 60lardaki toplumla kıyaslayınca nerede kaldığının falan muhakemesini bir yapıver, cahilleşen toplumları da idare etmenin git gide daha kolay hale geldiğini takdir edersin. bir diğer ana etmen de roma, osmanlı dahil bütün emperyallerin uyguladığı başarının en garanti yolu devşirme sistemidir. alanında başarılı bir isim mi var, transfer et... ucuz iş gücüne mi ihtiyacın var, transfer et... politik olarak eksene sokmak istediğin bir ülke mi var, aralarından bazılarını yetiştir yada siyasileri transfer et, satın al... işte bu devşirme politikasını ayakta tutabilmek için ise çok acayip bir silaha ihtiyacın var, ülkendeki yaşam tarzının en harikası olduğuna kitleleri ikna etmen, kültür emperyalizmi yapman şart. dün hollywood ile yaptılar, coca cola ile yaptılar, bugün instagramımız, facebookumuz var... işte bu cazibe öğeleri zamanla kurulan yapının da en büyük düşmanı oldu, çünkü reklamını yaptığınız hayata sahip olamayan büyük çoğunluk günden güne öfkeleniyor ve ne yazık ki dünya üzerinde herkesi birden mutlu etmeye yetecek kaynağımız yok. böyle olunca mevcut yapıyı koruyabilmek adına daha zorbalaşılmaya başlandı ve zorbalaşıldıkça da kitle daha da öfkelendi.

    güney amerika, eski doğu bloğu, uzak doğudaki çin kuzey kore gibi ülkeler, e hadi biraz da iran durumun farkında ve bu yapıyı deforme edebilmek adına ulusal çapta tedbirler almaktalar, örneğin eğitim sistemlerinin bozulmasına asla müsade etmemekteler, amaçlarına yönelik insan yetiştiriyorlar. babalarının hayrına değil elbet, kendileri de güç sahibi olsalar ilk yapacakları şey bu yapıya çok benzer başka bir sömürü sistemi kurmak olurdu. insan psikolojisi gariptir, yukarıdaki ülkelerin vatandaşları da kendi ülkelerinde durumu bozmak için bir reaksiyon olduklarını fark ettiklerinden ve amaca giderken koordine çalışmanın daha efektif netice vereceğini sezdiklerinden olsa gerek, sessizce işlerini yapıyorlar ve sosyalist güçleri iktidarda tutuyorlar.

    öte yanda zurnanın zort dediği yere orta doğuya geliyoruz. ilk olarak bu ülkelerde devleti yöneten iktidar sahiplerinin hemen hepsi küresel güçler tarafından satın alınmış güdümlü kişiler, 1950lerden beri bizimkisi de dahil hepsi sistemin değirmenine su taşıyor, bu ülkelerde resmi bir ulusal gayenin oluşmasına, eğitimin bu şekilde biçimlenmesine imkan yok. halklar çok çok çok cahil. yukarıda da dedim, öfkeliler, görüyorlar öbür taraftakileri, istiyorlar ama ellerinden bişey gelmedikçe daha da öfkeleniyorlar... kendilerini yaptıkları işlere ve ülkelerinin güçlenmesine adayamıyorlar çünkü seziyorlar ki ülkeyi yönetenler güdümlü oldukları sürece yaptıkları şeylerin hiçbir anlamı yok. senin benim kadar eğitimli sağduyulu da değiller, durumun analizini böyle çıkaramadıkları için manipülasyona açıklar, adamlar kemiksiz cahil... işte tam bu noktada bir boşluk var (muhtemelen hakim güçlerin bir düşman ihtiyacından ötürü biliçli olarak bırakılmış bir boşluk) yapacak hiçbir şeyi olmayan öfkeli milyonlar sistemi düşman olarak gördüğünü alenen söyleyen (ama aslında sistemin kuklası olan) bir ana eksende buluşuyorlar.. ta taaaaaa "radikal islam"...

    şimdi sen radikal islama savaş açıyorsun, aferim, davanda haklısın da aslında yine aç, ama arkasındaki nedenleri de bil, esas savaşının radikal islamla olmadığının onun sadece bir cephe olduğunun da farkına var. bugün radikal islamı yeneceksin, yarın karşına ırkçılık çıkacak, onu yeneceksin, atıyorum dilcilik çıkacak... ortada öfkeli, sefalet içinde yüze ve cahil bir kalabalık varken ve öte yanda rüya gibi bir hayat empoze edilirken, o kalabalıkların elinden bugün radikal islamı alsan yarın radikal uçan spagetti dini peydahlanır, dün de komünizm peydahlanmıştı mesela... öfkeli kalabalıkları bir araya toplayacak, terörize edecek bir akım hep olacak...

    sen şunu bil kardeşim, esas düşmanın cehalet, esas düşmanın artan nüfus yoğunluğu, esas düşmanın gerikalmışlık, sabit kaynaklara karşın üstel biçimde artan nüfus, senin esas düşmanın kardeşim dünyan üzerindeki ekonomik pastanın %90ının sadece %20 lik bir kesimce tüketilmesidir... velhasıl o skik hadisçilere, mezhepçilere, amcıkaaazlı sünnetçilere falan bakma, doğru islam'dan sana düşman çıkmaz...

    neyse başınızı ağrıttım, sonuna kadar okuduysan çok teşekkür ederim