şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: 17 ocak 2017 reina saldırganının yakalanması)

    duygularına yenik düşmüş insandır.

    ama bu tutum bizlere, çocuklarımıza, geleceğimize zararlıdır.

    evet, "ılık götlü bi liberalim" ve çocuklarımız için üzülüyorum kardeşim. ama bir dinle. senin de iyiliğin için anlatıyorum bunları. biliyorum hemen altıma bir cümlelik "ama anan da şöyleydi" tarzı nükteli bir entry gelip 34985 fav alacak. biliyorum, ama bunları söylemezsem ben bu gece uyuyamam. çünkü ben buralıyım. burada doğdum ve büyük ihtimal burada öleceğim. ve korkuyorum çocuklarımız için. sizlerden de korkuyorum kardeşim.

    yapmayın. korkunç insanlar olmayın. eli sopalı kalabalıklar olmayın.
    işkence ve idam için tezahürat ettiğinizi görüyorum. yapmayın arkadaşlar. ne yaptığınızın, ne dediğinizin farkında değilsiniz. öfkeli olduğunuzu biliyorum ama bunlar çözüm değildir. insanlık bunu yaparak hiçbir zaman mesafe katedememiştir. öfke ile fikri değerler belirlenmemelidir. öfke ile her akla gelen söylenmemelidir. önce akıl süzgecinden geçirilmelidir.

    şu anda bazı gazetecilerin "teröristin oğlu zorla konuşturulabilir mi" gibi söylemler ortaya attığını, insanların da bunu tartıştığını görüyorum. kimisi de "çocuğu pataklayıp konuştursunlar" diyor. tahmin ediyorum ki siz bile bunu diyene tepki göstermişsinizdir. "o kadar da değil" demişsinizdir. ancak "çocuğu pataklayın" diyen adam en azından kendi içinde tutarlı. işkenceye evetse, hadi o zaman. veya, işkenceye bazen hayır, bazen evetse, hadi o zaman çocuğa işkence yapılmalı mı yapılmamalı mı sorusunu tartışalım. ya da "işkenceyi hak etmek için kaç insan öldürmüş olmak veya kaç insan öldüren birinin kaçıncı dereceden yakını olmak gerekir" sorusunu tartışalım. tut ki çocuk 4 yaşında değil de 14 yaşında olsun. 20 yaşında olsun. o çocuk 20 yaşında olsaydı bir çoğunuzun "gebertene kadar dövün, konuşturun" diyeceğini duyar gibiyim.

    madde 5: hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza ve işlemler uygulanamaz. (bkz: insan hakları evrensel bildirgesi)

    çocuklarımıza şiddet ve kinle dolu bir dünya bırakmak istemiyorsak elimizde şiddete ve işkenceye kime karşı olursa olsun hayır demekten başka bir seçenek yoktur.

    reina saldırganının yakalanması, insanlık dersi vermemiz için bir fırsattır.

    şimdi eksileyebilirsiniz. fazla uzatmıyorum.

    ama unutmayın ki sizin çocuklarınız sizin yarattığınız dünyada yaşayacak.

    edit: beni "terörü meşrulaştırmaya çalışmakla" suçlayan ve hatta terörist olduğumu ima eden arkadaşlar olmuş. gerçekten ayakta alkışlıyorum kendilerini. pes. işkenceye karşı çıktığı için terörist ilan edileni de ilk defa görüyorum. istanbul doğma büyüme türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım, mutlu musun? fikirlerimi saçma sapan buluyor olabilirsin, gerizekalı olduğumu düşünüyor olabilirsin. ama her gün benim şehrim kan ağlıyor, kalkmış bana terörist diyorsun. bravo. buradaki bir başka suser'dan alıntı yapayım. "bizim içimiz yanmıyor mu sanıyorsun? ama ne geldiyse başımıza aklımız yerine öfkemizle hareket etmekten gelmedi mi?*"
  • işkenceyi iki ayrı perspektifte degerlendirebiliriz. birincisi politik, diğeri bireysel.

    "the purpose of torture is not getting information. ıt's spreading fear./ işkencenin amacı bilgi edinmek değildir. korku salmaktır." eduardo galeano

    bir devlet politikası olarak işkence, korku üzerine temellenir. bireyin insani haklarını ihlal eden bir devlet, korkulacak bir devlettir. devlet için iyi ve kötü değişkendir. bir katil kötü olabilir ancak yarın bir muhalif de devlet için 'kötü' olarak tanımlanabilir. yani hepimiz devlet için bir noktada kötü olabiliriz. işkencenin meşrulaştırılması, baskı rejimlerinin en önemli kontrol araçlarından biridir. bu nedenle olay bazında değil, edimsel bazda değerlendirmeli ve karşısında durulmalıdır.

    "bir insanı öldürdüğünüzde, içinizdeki insandan bir parçayı da öldürürsünüz. işkence ettiğinizde, insanlığınızdan bir parçayı yitirirsiniz" femme noir/2008

    adli psikiyatride çalıştığım yıllarda cinayet nedeniyle hüküm giymiş bir çok kişiyle karşılaştım, konuştum. bir insanı öldürmüş olmanın insanın derinlerinde bir yeri nasıl katılaştırabileceğini gördüm. pkk'nın en aktif olduğu dönemde güneydoğu'da görev yapmış bir hastam vardı. teröristlerin ölülerinin kulaklarını kestiklerini anlatırdı. seneler sonra bile kabuslarında görüyordu. o an, o ortamda doğru gelen bir şeyin yanlışlığını, normal hayata dönünce fark etmişti. bu yaptıklarıyla yaşamak zorundaydı ama çok zorlanıyordu. içinde bir şeyi yitirmişti ve giden geri getirilemeyecek bir şeydi.

    işkence edelim diyenler öfkeli, öfke insanın perspektifini yitirmesine neden olabiliyor. perspektifi yitirmenin sonucu bazen geri dönüşsüzdür. işkenceye karşı olmanın gerekliliği, suçun özelliği ya da suçlunun canavarlığıyla ilgili değildir; insan olarak, insanca yaşayabilmekle, kendimizden bir şey yitirmemek, içimizdeki karanlığa teslim olmamakla ilişkilidir.
  • (bkz: vatan haini değilseniz ohal size dokunmaz)
    peki ohal vatan hainlerine dokunduğuyla mı kaldı?

    yarın teröriste işkenceyi meşrulaştırırsak bu işkence teröriste yapıldığıyla mı kalacak?

    ben çıkıp sevmediğim bir insan için: ahan da bu teröristtir desem linç edilmesine kim engel olacak?

    gibi soruların cevabını merak ettiren insandır
  • tam bir ahmak tartışması. 3. dünya ülkesinde yaşamanın en kötü yanlarından biri şu, çoktan kapanmış tartışmalarda, çoktan kesinlik kazanmış durumlarda insanlara bir daha izahat vermek durumunda kalmak. sonra bir daha, sonra bir daha...

    işkence insanlık suçudur. polis "neyin suçlusu olursa olsun" yakaladığı insana kötü muamelede bulunamaz. o kapıyı bir kere açtığında gözünü de çıkarırlar, şehrin ortasında on kamera önünde göz göre göre öldürürler de. türkiye gibi 3. dünya ülkelerinde terörist tabiri net bir zemine oturmaz. yıllarca muteber vatandaş gibi yaşarken birkaç günde sade bir eylemle, sayıyla 1 adet tweet/entry ile azılı terörist'e dönüşebilirsiniz. ateşle oynamayın.

    kendini zeki sanan denyo kitle defa defa demiş ki, "ya bi terörist saldırı engelenekse?" tartışmayı su yüzüne çıkaran olayın "saldırı engellemek"le bi alakası yok. sağ salim yakalanmış suçludan bahsediyoruz. kafasını ezerek fotoğraf vermekten bahsediyoruz. hele sen bi saldırı engelle de, nasıl engellediğini, buna karşı çıkılıp çıkılmadığını o zaman konuşalım istersen.
  • 12 eylül döneminde işkence görmüş bir sürü insan tanıyorum. abilerim, amcalarım, dayılarım, teyzelerimdir hepsi. o dönemlerde onlar için de terörist demişlerdi herhalde ama benim çocukluğumun en eğlenceli insanları genelde onlardı. beni en çok güldüren, gıdıklayan, en çok hediye getirenler hep onlardı. kimi yurtdışında yaşıyor kimi burada hayatını yeniden kurdu. evlendiler, çocukları hatta torunları oldu.
    yani öyle veya böyle atlattılar o günleri, yaşıyorlar hepimiz gibi.
    ama işkenceyi yapanlar için durum biraz farklı. yaptıklarından pişman olup dergilere röportaj veren de oldu, ölüm döşeğinde arayıp af dileyen de. fiziksel acı bir şekilde geçiyor da ruhun çektiği acı...
    en kötü insanda bile çok derinlerde de olsa vicdan diye bir şey var, gün geliyor kapını çalıyor. boynunu eğmeden kapıyı açacak cesareti olan varsa, buyursun ilk işkenceyi o yapsın.
  • karşıtı; devleti terör örgütünden ayıran çizgiyi talep etmektedir.

    sıradan bir vatandaşın duygusal temellerlerde bunu savunmasını anlayabilirim. az önce gözlerimin önünde özündeki iyi niyete inandığım hukuk mezunu bir insan "sorgulayıp işlenceyle geberteceksin, benim askerimi polisimi öldüren(sivil vatandaş kim ki) yaşamayacak arkadaş" dedi. o kadar eğitim, felsefe, sosyoloji, hukuk etiği hukukçuya bile etki edememişse, adaletsizlik denizinde balık olan sıradan bir ortadoğu insanının bunu güzellemesi son derece normaldir.

    açıkçası içsel dünyamda ilgili şahsın acılar çekmesini büyük bir şevkle isteyebilirim. ancak bugün milattan sonra on yedi ocak iki bin on yedi ve devletlerin terör örgütlerinden farkları olmalı. eğer "zaten ülkede hugug mu var?" geyiğine girerseniz, o kutsallaştırdığınız devletinizi bir terör örgütüne indirgemiş olursunuz.
  • işkenceyi savunan insanın teröristten farkı yoktur.
  • beyinsizdir, net. bu beyinsiz iskence severe gore insanligin binlerce yilda gelistirdigi modern hukuk degil, kendi zavalli beyin kivrimlarinda ateslenen intikam duygusu daha onemlidir. magara adamindan tek farki elinde telefonu, onunde bilgisayari olmasidir. kertenkeleden farki yoktur lan bu adamin.

    (bkz: lizard brain)
  • şiddeti, linç kültürünü her ne sebeple olursa olsun ufacıkta olsa meşrulaştırmaya çalışanlar, evrensel hukuktan nasibini almamış modern görünümlü faşittirler. adaleti, olması gerekeni savunanları örgüt üyeliğiyle, vatan hainliğiyle suçlayan bu zavallılar öfkeleriyle mantıkları arasına mesafe koyamadıkları için sırf kendileri gibi düşünmüyorsunuz diye başınıza gelecek ya da getirilecek her tür haksızlığı da meşru görürler. bundan zevk alırlar.
  • dolar alanların terörist ilan edilebildiği ülkede teröriste işkence isteyen, "onlar insan değil hayvan!!!!" diyen, sorsan hayvanseverim diyecek yazarları göstermiş başlık.

    işte bu yüzden kendinizi ne kadar aydın sansanız da bu ortadoğu bok çukurunda boğulacaksınız. islamcı olmamanızın tek sebebi tesadüf belli ki, çünkü kafa aynı kafa.

    gelişmiş ülkede kanun koyulur, ona uyulur. 39 kişiyi öldürmenin cezası ağırlaştırılmış müebbettir. sen yasaya bunu yazdıysan bunu uygularsın. eğer kafana göre yeni kurallar uygulayacaksan yasayı tanımıyorum uymuyorum diyen mahlukatlara da söz söyleme hakkın yoktur.