şükela:  tümü | bugün
  • kokeninde (dogasinda) medya yatar. cunku terorizm olayi duyulmaz ve duyurulmazsa bir etkinligi yoktur.
  • ulkemizde yasalar haricinde illegal olarak tanimlanacak bicimde yapilan eylemlerin butunune verilen genel ad. izinsiz bir gosteri de terorist eylem olarak anilmaktadir guzel ulkemizde.
  • kitleleri sindirmek , korkutmak, bastirmak, belirsizlik ve guvensizlik yaratmak icin basvurulan yontem.
    (bkz: terorist)
  • toplumsal alandaki şiddetli ani bir tepki olup aşırı modernliğin ürettiği bir şiddet türüdür. bir grubun hıncından çok, politik bir boşluk ya da tarih suskunluğuyla ilgilidir. yani çoğu zaman neden bireylerin psikolojik bastırılmışlıkları değildir. tüm biçimleriye terorizm kötülüğün transpolitik aynası dır.
  • çok doğru bir tespitte bulunmak istenilirse, söylenebilecek olan esas tipi zorlamaktan geçer.bazılarına, kendi bireysel yaradılışına ve kültürüyle alakasız bir takım sonradanlıklar eklendiğinde elde edilen sonucun ortada oluşu gibi; bir takım ekinlerin çok hızlı bir süreçte modernleşebilmeleri yukarıda da dediğim gibi tipi zorlamaktan öteye gitmeyecektir.havasını aldığınız lastik topların da bir hacmi vardır ya da.. yok, şöyle diyeyim en kolayından; canlı olan her varlığın bir kapasitesi mutlaka vardır.işte bu kapasite toplumların kaldırabileceğinin çok üzerine çıktığı anda, tamamen ahlaksal bir tarzla 19.yy'dan sonra baş kaldırıyı bir hak olarak görmüş toplum yığınları, aynı o havası alınmış balona benzeyecektir.nasıl? balonu ilk hava verildiğinde, balonun kıçı şişer, başı şişmez.kıçı şişen taraf modernleşmeyi ilk olarak algılayan ve gelişmeye müsait kesimdir-toplum içinde- ancak şişmeyen ve güdük kalan baş tarafı toplumsal patlama için gereken erzağı yol yordam bilmeksizin, bir çapulcu felsefesiyle toplamaya başlar.terörizmin neden üçüncü dünya ülkelerinden başlayıp, yayılan bir dalga olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mıdır? ancak belirtmem de yarar var, balona ilk nefesi verdiği anda, balonun hem kıçını hem de başını şişirebilmek zordur, önemli olan o balona ikinci nefesi üfleyebilecek gücü bulmaktır, ya da bunu istemektir.çünkü bu bazen, başlı başına bir tercih meselesi haline gelebiliyor.tabi bu ülke içi terörizm hareketleri için geçerli..
  • her zaman savasin da aslinda terorizm oldugu konusunda ileri geri konusulur. halbuki terorizm, tam anlamiyla yalnizca sivillere karsi girisilen, birtakim politik amaclar ugruna korku salmayi amaclayan bir tur vahsetten ibarettir.

    terorizm, genelde planli bir hareket oldugu gibi, sanildiginin aksine bir suc olmaktan ote, politik bir girisimdir. pek tabii igrenctir, zira sivilleri hedef almaktadir, ancak politik oldugu gercegini de yok etmemektedir bu. hicbir sekilde askerlere karsi yapilan saldirilar terorizm kapsaminda degildirler, bunu da iyi anlamak gerekir.

    genel kani farkli soylese de, genelde bagimsiz orgutler tarafindan uygulanmaktadir. yani, devletlerin herhangi bir sekilde dogrudan terorizmi destekledikleri dogru degildir. ancak tabii ki lojistik destek saglayan devletler de bulunmaktadir ucuncu dunya olarak adlandirilan ulkelerde.

    terorizme verdigimiz bu tanim, aslinda genel anlamda ne kadar “hakli” bir davayi da savunursa savunsun, butun benzeri faaliyetleri kapsamaktadir. belki filistinliler ve irlandalilar, belli sekillerde hakettikleri davalari savunmaktadirlar, ancak yaptiklari terorizmdir, bu su goturmez bir gercektir.

    terorizm aslinda sanildigi kadar yeni birsey degildir. romalilar, kudus’de yahudiler’e karsi terorizm uyguladiklari gibi, yahudiler de ayni seyi romalilar’a yapmislardir. kelime koku hashasin’den gelen “assassin”, yani kiralik katiller de, orta doguda buyuk olcude problem yaratmislardir. ingilizce’ye thug olarak yerlesen kelimenin kokeni olan “thuggies” adi verilen grup ise, hindistan’da terorizm uygulamislardir. birinci dunya savasi’ni baslatan suikasttan tutun, 1970’li yillarda kacirilan ilk ucaga kadar, bircok sey terorizm olarak siniflandirilabilir. ancak 1993 yilindan itibaren terorizm cok buyuk degisiklikler gostermis, en son buyuk kozunu da world trade center’da oynamistir (istanbul’daki patlamalar da pek tabii cok uzucudur, ancak 6000 kisinin olumune neden olan september 11th cok daha farkli bir konuma sahiptir).

    terorizmin tarihi boyunca, iki farkli grup sekillenmistir. birincisi, sinirli ve sabit hedefleri olan terorizm gruplaridir. bunlar genelde belli etnik gruplarin bagimsizlik mucadelesi icin savasan milliyetci teroristlerdir. filistinliler, cecenler, hatta irlandalilar (ira), bu gruba dahildir. pkk/kadek de bu grubun icindedir

    (dikkat: millet isimlerini verirken, bu milletlere mensup butun kimseleri degil, sadece bu azinliklarin arasindan cikan ayrimci terorist gruplari belirtmeye calistim. akademik ortamlarda cok tehlikeli de olsa burasi eksi sozluk oldugu icin bu tur genellemeleri, "nasil olsa anlarsiniz" diye dusunerek yapiyorum. aranizda akademisyen varsa kizmasin lutfen.)

    ote yandan, bir de limitsiz hedefleri olan gruplar vardir. bunlar genellikle el kaide gibi islami terorist gruplaridir. hedefleri, buyuk olcude sistemleri degistirmek ve buyuk alanlarda etkili olmaktir. cok daha tehlikeli olan bu terorist gruplar ise gunumuzde en onemli rolu oynamaktadirlar herhalde tehtid acisindan. oyle ki, kitle imha silahlarini kullanmaya cok daha meyillidirler.

    butun terorist faaliyetler, iki ana sebepten turerler. birincisi, yogun politik problemlerdir. obur turlu teroristlerin herhangi bir sekilde yaptiklari katliamlari mesru gosterme gibi bir sanslari yoktur. ikincisi ise genel anlamda guc dengesinin noksanligidir. soguk savas sirasinda terorizm, gunumuze kiyasla cok daha gucsuz bir haldeydi, unutmamak lazim. oyle ki terorizm, zaten “gucsuzun silahi” olarak betimlenegelir.

    11 eylul olaylarina bakacak olursak, aslinda cok urkutucu bir tablo ile karsilasiriz. o gun yaklasik 4 sivil ucak kacirilmis, bunlardan ikisi sivil hedeflere isabet ettirilmistir. bu terorizmdir. pentagon’a dusen ucak ise, sivil bir ucagin kullanilmasi nedeniyle terorizm iken, hedefin askeri olmasi nedeniyle terorizm degildir. dorduncu ucak ise yolculardan birinin kahramanca tavirlari sayesinde hedefine ulasamadan imha edilmistir.

    bu olaylarda olen insanlarin sayisi, bir gun icinde d day’de ve hatta pearl harbor’da olen insanlarin sayisindan daha fazladir (inanilir gibi degil, ancak istatistiki olarak boyledir). 2 milyon kisi issiz kalmis, buyuk olcude mal varligi da yitirilmistir. 100 milyar dolar faturasi olan bu olaylarin ardindan, hava ulasimi da buyuk olcude durmustur.

    el kaide’nin ustlendigi bu saldirinin aslinda yapilmasinin uc ana nedeni vardir. birincisi, abd’nin suudi arabistan’daki askeri varligidir. ikincisi, amerika’nin usame bin ladin’in azili dusmani suudi ailesine ve laik milliyetci baas partisi tarafindan yonetilen (irak’daki parti de aslinda buradan cikmadir) misir’a olan destegidir. ucuncusu ise, hic suphesiz, israil’e olan yardimlardir.

    ancak genel anlamda, daha buyuk nedenler de mevcuttur. amerika’nin arap ve islam dunyasindaki etkisi, hepsinden ote teroristlere destek cikan halkin aslinda yoksul olusu, butun bunlarin en onemli sebepleri arasinda gosterilmektedir.

    pek tabii amerika'nin yok edilisi bu tur terorist gruplarin varligi icin tehdit olacaktir. son zamanlarda aslinda bu tur uluslararasi terorist gruplarin en buyuk militan alimlari, amerika'nin varligi nedeniyle gerceklesmektedir. bir nevi amerika'nin orta dogu'da varligi, terorist gruplarin buyumesi icin bir sebep olarak gosterilebilinirken, bu terorist gruplarin elebaslarinin da aslinda militan sayisini yuksek tutmalari icin amerika'ya muhtac olduklarini soyleyebiliriz. bu da terorist elebaslarinin aslinda gercek maksatlarini biraz daha golge altinda birakmaktadir.

    peki, amerika’nin veya herhangi bir devletin tamamiylen terorizmden kurtulmasi olasi midir? bunu saglamak icin, ana nedenlerin hepsini yok etmek yeterli midir?

    soyle ki, suudi arabistan’dan buyuk olcude abd askeri cekilmistir. zira irak savasi sona ermis, bir tehtid kalmamistir ve bu bolgede askeri varlik gereksizdir. bu askeri varlik, tamamen irak’a kaydirilmistir. ote yandan arap rejimleri, amerika’nin cikarlarina hizmet etmekte, hatta kendileri de cikarli cikmaktadirlar. o yuzden bu rejimlerden kurtulmak da bir opsiyon degildir. yahudi lobisi nedeniyle de israil’e olan destegin cekilmesi gibi bir durum soz konusu degildir (bkz: globalizasyon).

    bu da demek oluyor ki, ufak capta onlemler aslinda pek de birsey degistirmemektedir. peki ya buyuk degisimler?

    halkin fakirligini ornek alalim. yoksulluk, buyuk kitlelerin akil almaz isler yapmasina neden olabilmektedir. bircok terorist grup, gucunu yoksul halktan almaktadir. medreselerde anti amerikan ve bati karsiti verilen egitim, zengin kesme olan gipta, teroristleri beslemektedir. ancak butun teroristlerin fakir oldugu gibi bir kaniya da kapilmamak lazimdir (veya butun yoksullarin terorist oldugunu dusunmemek gerekir, zira bu zaten kendi basina sacmalik olacaktir). usame bin ladin’in milyon dolarlarinin oldugu bilinmektedir.

    en onemli soru, uluslararasi yoksullugu nasil yok edecegimizdir. bunu globalizasyon ile basarabilecegini savunmaktadir bircok gelismis ulke. globalizasyon, hakikaten de bir ulkeyi cok zengin yapabilecegi gibi, uluslararasi ekonomiye de bagimli kilacagindan bu baglamda buyuk olcude problemleri de beraberinde getirecektir. zaten globalizasyon bile kendi capinda bir “batililasma” olarak algilandigindan, terorizmin sebepleri arasinda yer almaktadir.

    terorizmin bir diger olasi sebebi de politik baski unsurudur. bunun onune gecmenin yolu var midir? bircok terorist, demokratik olmayan devletlerden gelmektedir. genellikle de zaten hedef, dunyanin demokratik ulkeleridir. yani abd, fransa, ingiltere, turkiye… teror, buyuk kitlelere korku salma maksadini tasidigindan, diktatorluklerde pek bir ise yaramaz. zira diktatorluklerde insanlarin kisisel fikirleri devlet islerinde pek bir etkili olmadigi gibi, diktatorlukler terorizmden rahatlikla kurtulabilmektedirler (kendileri de terorizme karsi terorizmlen yanit verdiklerinden olsa gerek). buna ornek olarak suriye’de 1980’li yillarda yaklasik 30.000 teroristin katliami, misir’da ise buyuk olcude yine ayni yontemler ile islami cihad orgutlerinin yok edilmesi gosterilebilir. genel olarak diger ulkelerin fikirleri onemsenmedigi gibi, demokrasiler ayni seyi yapamazlar. demokrasilerin zaten ana hedefi, diktatorlukleri demokratik hale getirmek degil midir? (bkz: demokrasi)

    amerika’nin kulturel emperyalizminin yayilmasi da bir baska problemdir. hatta en onemli problem olarak bile gosterilmektedir bircok realist tarafindan. oncelikle, amerikan askeri gucu, bircok teroristin guc kazanmasina engel teskil etmektedir. ote yandan, muzik, kultur ve benzeri amerika kokan seylerin bu ulkelere empoze edilmeye calisilmasi da rahatsizlik verici olarak gorulmektedir. fakat bir gercek de mevcuttur ki, o da amerika’nin kendisini, sadece terorizmden korumak maksadiyla emperyalizmden vazgecirmeyecegidir.

    peki islam midir o zaman terorizmin ana kaynagi? bircok batili think tank boyle dusunmektedir hakikaten de. cogu insan da (turkiye’deki muslumanlarin bazilari dahil) aslinda islam’in kendisinin “cihad” gibi olgular ile vahseti destekledigini savunmaktadirlar. ancak genel kaninin aksine, islam cevrelerinin onde gelen okumuslari (ulema), hicbir sekilde terorizmi desteklememektedirler.

    bircok antropolog, islam'in farkli kitleler tarafindan nasil algilandigi, kuran'in nasil farkli yorumlandigi uzerine bircok tartismada bulunmustur (yahudi kokenli turk antropolog deniz kandiyoti, asma barlas, abdelwahab bouhdiba gibi kimseler, ornegin, ozellikle islam'da cinsellik uzerine farkli yorumlarin ve islam'in nasil farkli okundugunun uzerine bircok calisma cikarmislardir). eger herseyi cihad'a indirgeyecek olursak bile, o zaman da "cihad" olgusunun farkli algilanmis oldugundan soz etmemiz gerekir.

    ancak herseyden ote, islam'i bu tur terorist etkinliklerin kaynagi olarak suclamak, edward said'in o cok meshur (ve enine boyuna tartisilmis, sosyal bilimler literaturune bir suru yeni terim katmis) oryantalizm adli kitabinda bahsedilen, "bati medeniyeti" adi verilen medeniyetlerin akademisyenlerinin 1980ler'in sonuna kadar surdurdugu "islam herseyin kaynagi" dusuncesine benzeyecektir.

    isin komik tarafi, butun dinler aslinda kendini yaymaya calismaktadir. gunumuze kadar islamiyet adina oldurulen insan sayisindan cok ama cok daha fazlasi, hristiyanlik adina oldurulmustur. hacli seferleri’nden avrupa’daki mezhep kavgalarina, asya’daki misyonerlik seferlerinden afrika’ya, hepsinden ote guney amerika’ya katolik dini yayma ugruna bircok insan katledilmistir. boylece islam'i aslinda terorizmin sebebi olarak degil, yalnizca birkac kendini bilmezin, kendisini kullanarak emellerine alet ettikleri bir din olarak dusunmek zorundayiz.

    oyle ki, eger isin kokune inip terorizmi oyle yok edemiyorsaniz, yapacaginiz tek sey terorizme karsi savas acmak olacaktir. fakat bunun da kendi icinde sorunlari vardir.

    oncelikle, nukleer silahlar’da oldugu gibi caydiricilik politikalari maalesef teroristlerde kullanilamaz. teroristleri nukleer silahlar ile korkutamazsiniz, zira kendilerinin hicbir sekilde belli bir siginaklari yoktur. hatta bazen amerikali politikacilarin “terrorists don’t have return addresses” (teroristlerin geri donus adresleri yoktur) dediklerini duyabilirsiniz. bir daha duyarsaniz beni hatirlayiniz.

    hepsinden ote, “kabul edilemeyecek derecede buyuk bir ceza vermek” olarak adlandirabilecegimiz caydiricilik politikasi, aslinda kendisini her sekilde feda etmeye hazir olan bireyler uzerinde nasil etkili olabilir ki? bir intihar komandosunu, ‘seni oldurecegim” diyerek nasil korkutabilirsiniz ki? boylece geriye sadece belli olculerde askeri operasyonlar kalmaktadir.

    bu nedenle ne turkiye’nin pkk’ya karsi olan mucadelesi, ne israil’in filistin’den gelen intihar komandolarina karsi olan mucadelesi, ne de amerika’nin afganistan’a karsi olan mucadelesi, ne olursa olsun ayipsanamaz, kucumsenemez.

    terorizme karsi belki de bir guvenliki agi kurulabilir. potansiyel hedeflerin bir listesi cikarilip hepsi koruma altina alinabilir. ancak bu ne kadar mantik siniri icindedir? maalesef hicbir ulkenin kaynagi, butun hastaneleri, okullari, evleri koruyacak kadar yeterli degildir.

    zaten globalizasyonun varligi da terorizme karsi savunmayi olanaksiz kilmaktadir. eger ulkeye giren her kargo didik didik aranmaya baslanirsa, sinir kapilarinda oyle uzun kuyruklar olusacaktir ki, ticaret aksayacak, buyume engellenecektir. bu sizlere saka gibi gelebilir ama hakikaten de ciddi bir problem teskil eder.

    insanlar, hicbir sekilde kendilerinin fislenmesini istememektedirler. ancak patriot act gibi birtakim kanunlarin ardindan, bir de yabanci uyruklularin amerika’da ikamet etmeleri durumunda onlari daha iyi gozlemek maksadiylan parmak izi alimi ve benzeri bircok uygulama ile karsi karsiyadir gunumuzde insanlar.

    yine de amerika, tipki israil ve turkiye gibi, terorizme karsi bir guvenlik agi olusturmayi, savunmaya cekilmeyi daha once denemistir. “teroristler, ne hakediyorlarsa onu alirlar” fikri ile artik savunmaya degil, ofansif oynamaya baslamislardir. burada ortaya cikan problem ise, teroristlerin artik kendilerine hicbir sekilde yargi sansi taninmamasina sebep olmasi, kendilerini savunmalarina izin vermemesi olarak gorulebilir. hatta buyuk bir hata payi da her zaman olacaktir. herhangi bir sekilde pozitif bir gorusme yapilmadigi icin, onlara karsi girisilen bir operasyon geri de tepebilir, butun teroristlerin kimliklerini belirleyecek duzeyde bir istihbarat kurulamayacagi icinse yeterince dogru kararlar verilmeyebilir.

    en son olarak terorizm konusu icerisinde realizm’in yerine deginmek gerekmektedir. realistlere gore insan dogasi kotu oldugu gibi, devletler de her zaman kendi guvenliklerini on planda tutarlar. ancak bu ikisinin birlesimi, devlet guvencesi altinda terorizm yapilmasina sebebiyet verebilmektedir. devletler, en onemli aktorler olduklarindan, ancak teroristler devletlere pek bagli olmadiklarindan bu onerme biraz garip kacabilmektedir. realistler, terorist gruplar ile devletler arasinda dogrudan bir bagin olmadigini goremedikleri icin problem yasamaktadirlar. ancak realistler bir konuda haklidirlar, o da terorizmin fanatik dusuncelerlen beslendigidir.

    ironik olacak belki, ama bir de terorizmin pozitif yonlerinden bahsedelim. oncelikle, terorizm ile karsi karsiya kalan devletleri bir sekilde birbirlerine yakinlastirmaktadir. demokratik devletler arasinda, terorizme karsi bir ittifakin olusmasina sebebiyet verir.

    herhangi bir sekilde bir terorist grubun isteklerine boyun egmek kabul edilemez bir olgudur. hicbir devlet bunu yapmaz. zira bu, buyuk bir zayiflik gostergesi olarak algilanir (viyetnam, somali, vb yerlerde amerika’nin yasadiklarini hatirlayalim). italya'nin eski basbakanlarindan biri kacirildigi zaman, italyan hukumeti bu kimselere boyun egmedigi icin basbakan oldurulmustur.

    fakat dis politikayi degistirip izolasyonist bir seyir izlemek de her zaman mantikli degildir. zaten terorizmi durdurmak icin yapilacak bu girisim, muhtemelen terorizmi daha da guclendirecektir.

    problem sudur ki, tipki japonlarin ikinci dunya savasi sirasinda amerikalilar’i kucumsemeleri gibi, teroristler de saldirdiklari ulkeleri kucumsemektedirler. gerek turkiye, gerek avrupa birligi, gerekse amerika, global teroristlere agzinin payini her gun vermektedir.

    son olarak bir de teroristlerin kitle imha silahlari kullanma olanagi hakkinda yazmak istiyorum. nukleer silahlar, gerek uranyum (ve plutyonum) gibi maddelerin aliminin cok siki kontrol altinda tutulmasi, gerek bu maddelerin zenginlestirilmesinin (plutonyum saf olarak kullanilir gerci) inanilmaz pahali ve uzun suren bir surec olmasi, gerekse gunumuz teknolojisinin, ozellikle de "gun-type" adi verilen en ilkel ve en ucuz atom bombasi cesidinin henuz "bir cantaya sigacak buyuklukte atom bombasi" seklinde yapilmasina olanak saglamamasi nedeniyle, atom bombasi olanak disi gibi gozukmektedir.

    su siralar tek korkulan, bu tur bombalarin bir sekilde kuzey kore gibi hakikaten tehlikeli ulkeler tarafindan, a.q. khan gibi bilgisini saga sola satan insanlar tarafindan, iran gibi amerika tarafindan "tehditkar ulke" olarak damgalanmis ulkeler tarafindan teroristlere satilmasidir. veya sovyetler birligi'nden arta kalan bombalarin rusya'dan bir sekilde calinmasi, cin'den calinmasi, belki de sapik bir generalin sapik emellerini gerceklestirmek icin bir terorist gruplan anlasmasi (cok dusuk ihtimaldir) olasi gozukmektedir.

    hatta bir "gun-type" bombanin, normal bir universiteden kimya diplomasi ile mezun olmus biri tarafindan da birkac ay icinde, yeterli kutuphane destegi oldugu takdirde rahatlikla yapilabildigi, son zamanlarda deneylerlen kanitlanmistir (amerika aslinda bir bilim adamini sirf bunun icin tutmus ve kendisine "acaba olur mu" mantigiyla destek vermistir). yeter ki bu sahsin elinde yeterli malzeme bulunsun.

    eger ki bir atom bombasi ele gecirilsin, terorist gruplar bunu hedef ulkelere bir kamyonun icinde, veya amerika'da oldugu gibi bir geminin icinde tasiyabilmektedirler. ancak, cok iyi yapilmis bombalar haricinde genellikle primitif bombalar belli olculerde radyasyon yaydiklarindan, bunlar hemen saptanabilmektedirler. yine de cogu geiger olcum cihazlarindan kacabilmektedirler ve bu da cok korkulan bir senaryodur.

    bu yuzden, malzemeleri edinmesi cok kolay olan, ancak oldurucu gucu daha az olan kitle imha silahlari, teroristler arasinda daha populerdir. c4 gibi kimyasal patlayicilari es gecersek, bir takim kimyasal silahlari edinmek o kadar zor degildir. ozellikle de yeterince kimyasal madde elde edildigi zaman (artik su siralar sadece ozel lisansli kimya laboratuarlarina, devlet kurumlarina, silahli kuvvetlere veya universitelere satilmaktadirlar) bir kimyasal silah yapip saldirmak o kadar da zor degildir. ancak 50 kisilik bir kitle oldurulebilir genellikle, ve ruzgar gibi faktorler de iyi gozlemlenmelidir.

    aum shinrikyo gibi japonya'da tokyo metrosu'na sarin gazi saldirisi yapanlari unutmamak gerekir. ancak o gunden beridir kimse kimyasal silah kullanmamistir.

    su siralar gozler, ozellikle de anthrax hakkinda yazilip cizilenler nedeniyle biyolojik kitle imha silahlarina dogrultulmustur. oyle ki, 50 kg. anthrax'in (yapimi o kadar zor degildir ve hayvanlardan elde edilebilir) yaklasik 2 milyon insani oldurebilecegi soylenmektedir. tabii ki aerosol halde olmasi gerekmektedir bu tur maddelerin. bu da demek oluyor ki, bu tur maddeler kurutulmus, fevkalade ince bir toz kutlesi haline getirilmis ve bir sekilde havaya sacilmis olmalidir. bu da cok pahali bir islemdir ve aerosol biyolojik silah yapimi, ozellikle de 50 kg. miktarinda yapimi kolay degildir. ancak belki 5 gr. yapilabilir (bu bile yeterlidir 100-200 kisinin olumu icin, eger dogru yerde kullanilirsa).

    peki ya sivi halde biyolojik silahlar? herkese teker teker siringa edilmesi gerekmektedir bu tur silahlarin, veya en azindan 10 kisinin tasiyici haline getirilip hastaligin bulasmasi beklenmelidir. her zaman sehir suyuna bu tur maddelerin katilmasi gibi planlar yapilmistir. bu sacmadir, cunku sehir suyundaki klor ve bilumum kimyasal, bunlari aninda oldurecek, genis capli bir hastalik bulasma riskini fevkalade azaltacaktir.

    oyle ki agir metallerin sehir suyuna karistirilmasi gibi kimyasal bir terorist aktivite de, filtreleme islemlerinin gerceklestirildigi modern ulkelerin sehir suyu goz onunde bulundurulursa pek bir etki yaratmayacaktir. agir metaller kolay kolay suya karismazlar ve kursun zehirlenmesi gibi durumlarin olusmasi icin, kursunun hakikaten de cok ama cok ufak kutlelere ayrilmis olmasi gerekmektedir. sehir suyuna toz halinde kursun dokerseniz ya dibe coker, ya da filtreye takilir.

    son olarak birkac bkz ile baska basliklara yonlendirmek istiyorum:

    (bkz: globalizasyon)
    (bkz: kitle imha silahlari)
    (bkz: atom bombasi)
    (bkz: hidrojen bombasi)
    (bkz: zenginlestirilmis uranyum)

    (bkz: copy paste degil alinteri)
  • ululaslararasi platformlarda ulkeler ortak bir teror tanimi yapmakta zorlanirlar zira bir kelime dahi politik bir cok anlasmazliga yol acabilir.teror denince nedense hep ''zayifin gucluye kullandigi silah'' tabiri akla gelir oysa devlet teroru de tarihte ve gunumuzde onemli bir olgudur ve terorizm konusundaki akademik calismalarda onemli bir yer tutar.
  • 'biraz iyi dusunulecek olursa, terörizmin kendisinin de ayni anda ve ters sayilabilicek bir $ekilde her birimizin total anonimlesmesiyle total sorumlulugunu amaclayan bir sistemin yedigi buyuk nanelerin emir kullugundan baska bir $ey yapmadigi anlasilicaktir' jean baudrillard
  • terörizm; terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla örgütlü, sistemli ve sürekli bir şekilde kullanılmasını benimseyen bir strateji olarak terör kavramından ayrılmaktadır. terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır..