şükela:  tümü | bugün
  • bizim sirkette birine e-mail ya da sirket ici chat ortaminda bu sozu yazdiginizda,
    karsiliginda size "re" yaziliyor.
    evet, "re".
    %100'luk bir istatistik var elimde.
    neymis efendim, "rica ederim"in kisaltilmisiymis...
    yemisim sizi be!
    ben sana "te" mi yaziyorum?
    bu kadar mi basitlestiniz?

    igrencsiniz...
  • türkçesi teşekkür ederim'dir. çoğu kimse söylemeyi bilmiyor ondan şeyettim.
  • 3-5 ya$ arasi cocuklar soylediginde inanilmaz guzel olan cumle..
  • sırp komutan ratko mladiç'in srebrenitza'nın; hollandalı birlikler tarafından kendisine bağlı sırp güçlerine içindeki 60 bin civarında boşnak'la birlikte teslim edildiği gün söylediği cümle...

    o sırada srebrenitza birleşmiş milletler tarafından güvenlikli bölge ilan edilmiş durumdaydı.......
  • bir bayanın sigarasını yaktıktan sonra sigara yakanın bayana söyleyeceği sözdür.*
    (bkz: adab i muaşeret kurallari)
  • gercegi dayimda gordum, tesekkur ederim seklinde olsaydi daha guzel olurdu bu sarki, eminim.

    not: dayım realist bir insan, size ne amk.
  • son bir yıldır, çevremde olan herkese ara ara söylediğim kelime grubu.

    hayatımda eskiden beri olan, hayatımdan çıkan, hayatıma giren, benim ben olmamı sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum.
    inanılmaz derecede üzülsem bile, sevinçten havalara uçsam bile, ölümüne kederlensem bile hayatımda olduğunuz, bulunduğunuz, geçerken uğradığınız için....
    bana öğrettikleriniz, macerama katıldığınız, sınırlarımı gösterdiğiniz için....

    çok teşekkür ederim.

    intihar notu gibi oldu ama değil. tam tersine, kendimi yaşayacağım bir hayata başlangıç notu.
  • bu yaşa bıraktın ehliyeti diye diye gittim sınava. halkalı'da bir okul. çıktım sınavdan. malum bu civarlarda meşhur nikah telaşı var, yollar kapanmış. taksiler sınav çıkışı dolu geçiyor. önce alt yolda ki durağa yürüdüm, taksiden umudu kestim üstüne bir de minibüsler tıklım tıklım. geri işe dönmem lazım bi yandan. hastaların randevusu geçiyo. malum özel sektör. gecikme olunca ciğerimi sökerler falan diye korkuyorum. telefon almadım sınava giriyorum diye. en azından 20 dakika bekledim yok binemiyorum. zaman geçiyor. koşarak, belki oradan daha çok taksi geçer umuduyla 2-3 km lik rampayı tırmandım. yok. gelen bir iki taksi de dolu. koca koca kuru binaların arasında kalmışım. karşıdan göründü benim kahraman.nerden baksan 120 kg'lık, yaşmaklı prenses, pazar çantasıyla geliyor salınarak. ben inceden dağılmaya başlamışım randevular kapıda bekliyor 1 saattir. teyzem buradan geçmez mi taksi falan diyorum. aa geçmez mi deyzem, lüks mekan buralar hep geçiverir. ben yerlisiyim diyo. nası yerlisisin sen buranın be teyzem diyemiyorum tabi tombik surata. neyse bu önce pazar arabasını güvenli bir şekilde park ettikten sonra dikiliyor yanıma. görüntüyü hayal edebiliyorsunuz değil mi? yaşmağıyla, 90 kalıp dışarıya gerdiği göğüsüyle, terliğiyle taksilere süper ıslıklar çalıyor, kadın şöför gördüğü arabaları terlikli ayağını uzatarak durdurmaya çalışıyor, durmayana kızıyor. ve gitmiyor bir yere. gideyim de demiyor. bırakmaz beni öyle. nası mücadele. kahramanım büyüdükçe ben kibarlaşıp süzülüyorum. en son teyze bi kadına alsanıza bu kızımızı acelesi varmış dediğinde kaşlarımın şekliyle kendime geldim. nasıl bir moda girdiysem. neyse zaman geçiyor. telefonunu veriyor. arıyorum açmıyorlar. artık kendimi dolu bi taksinin camından içeri atıyorum. hanfendi bende gelsem sizle kaldım burada diye. kadıncağız kabul ediyor. benim ki kapımı açıyor. teyzem xxx hastanesinde akutkronik diyetisyeni varmış diyecen, gelicen seni zayıflatıcam söz diyorum. taksici gülüyor. arkada ki yolcu abla gülüyor. ablayı da gideceği yere tam bırakamıyoruz geçişleri kapatmışlar diye çocuğuyla yürümek zorunda kalıyor uzun bi yolu. şimdi evime dönüyorum. telaştan düşünmemişim bile konu üzerine. ama şuan aklımda sadece pazar çantasıyla gelişi var. ekşi sözlük için sığ bir hikaye ama bir yere yazmam lazımdı o kadını. teşekkür ederim prenses. bulucam seni.
  • özür dilerimin kız kardeşidir. teşekkür ederim ve özür dilerim, sarfedildikçe yaşamın bir parçası olduğunuzu hissettirir.

    ----------
    gözünü kapat fırat. (evet fırat, küçük fırata anlatmak istiyorum şu an sadece.) gözünü kapat fırat, küçük bedeninin evrenin bir parçası olduğunu hissetmeye çalış. bir yıldızın patlayan gürleyen yanını, bir karıncanın sol ön bacağını, bir bebeğin ellerini hisset tüm hücrelerinde fırat. düşün ki bir müzik eşliğinde dansediyorsun evrenin herhangi bir noktasında ve seni diğerlerinden ayıran hiçbir şey yok. düşün ki sen, sen sadece bir atomsun küçücük. düşün ki senin her nefesinde bir yıldız patlar, bir karınca adım atar, bir bebek sarılır annesinin memesine.

    işte bu sebeple fırat, parçası olduğun bu evrenin sana sunduğu her parça için bir teşekkür, her aldığın için bir özür borçlusundur. teşekkür ve özür seni bu evrenin bir parçası yapar. aç gözlerini fırat. seninle işim bitti.
    -------

    öyle yalnızız ki ya da öyle yalnızlaştırılıyoruz ki, bir arada yaşarken birbirimizden gitgide uzaklaştırılıyoruz. evet bunu milyon kez okuduk herkes aynı şeyi söyler durur her kitapta her yazıda. "bir aradayız ama yalnızız." bunun sebepleri ekonomik sistem görülür, şehir yaşamı görülür kimi yerde sanayileşme görülür kimi yazıda başkadır sebep. peki birbirimize yeterli özeni gösteriyor muyuz?

    teşekkür ederim, gözlerinin içine bakıp derin derin, başını hafifçe eğerek samimice gülümsediğinde anlamlıdır. biz durup birbirimize bakıyor muyuz?

    özür dilerim, gözlerinin içine bakıp derin derin, mimiklerinle üzgün ifadeni verirsen anlamlıdır. biz durup birbirimize bakıyor muyuz?

    evet evrenin bir parçasısın ve minnet borçlusun derken, otur elindeki kahve fincanına durup durup teşekkür et demiyorum. ama gülümseyerek teşekkür etmenin, gerçekten minnet ifade etmenin verdiği huzurun tadına baktın mı hiç? bakmalısın diyorum. bu seni evrenin bir parçası yapar. bu gülümseme senin gözlerinin içindeki parıltıdır ve sen gözlerindeki parıltıyı evrenin öbür ucundaki yıldızdan alırsın işe o zaman.

    benim bir teşekkür borcum var. bir doktora. teşekkür etmeyi unuttuğum bir doktora.

    -beni hazırlarken, gözlerimin içine bakıp beni sakinleştirdiğiniz için, elime o musluk gibi şeyi takarken ellerimi tuttuğunuz için, saçlarımı okşadığınız, elinizi anlıma koyup sakinleştirdiğiniz için, ben hıçkırıklara boğulmuş ağlarken, titrerken korkudan "o kadar üzdüm mü seni, o kadar kötü müyüm" diye espri yapıp beni gülümsettiğiniz için, yanınızdan ayrılırken ellerimi tutup gözlerime bakıp gülümsediğiniz için... -

    anlamamıştım o zaman ama sonra anladım. o gülümseyişinizle, o gözlerinizle, gelecekteki bana bir mesaj gönderdiğinizi anladım.
    "öğrendiğinde, sakın korkma, sakin kal, geçecek"

    teşekkür ederim
  • büyülü sözcük. büyülü çünkü bütün kapıları açar, kapanması gerekenleri yumuşakça kapar... uygar dünyanın dudaklarında yok olup gitmiştir.*