şükela:  tümü | bugün
  • edebi sanatlar arasında en sevdiğim, en eğlenceli bulduğum budur. "birden çok anlamı olan bi sözün, yine birden çok anlama gelebilecek şekilde kullanılması" hadisesidir bu... deneyelim;

    nazlı yar ile gezer iken bozuldu arabamız, saniesinde kaldırdım moturu, bozulmadan aramız...
    sarmısak da acı emma, evde lazım bir dişi...
    bilmem ki nazlı yarim niçin açmış gül erken; zikrimi kaybettim hayvan gibi gülerken...
  • eskiden bunu aklimizda tutabilmek icin guzel bir ornek vermi$lerdi bize, dyp'li bir eleman tansu ciller'e yag cekmek icin $oyle demi$ bir keresinde:
    -tansu hanim siz memleketimizin gune$isiniz, ozer bey de ayi.
  • en güzel örneklerinden biri de aşağıdaki dörtlüktür.

    tahir efendi bana kelp demiş*
    iltifatı bu sözde zahirdir*
    malikî benim mezhebim zira*
    itikadımca kelp tahirdir**
  • tevriye sanatı tam olarak ifade etmek gerekirse, sözcüğün yakın anlamından bahsediyormuş gibi yapıp aslında uzak anlamını kastetmektir. eğer ki şair sözcüğün bütün anlamlarını kastediyorsa bu düz bir ihamdan ibaret kalır. yani bu tevriye hanım çok hindir, sinsidir. sağ gösterip sol vurur. vermekten çekinmeyeceğim terbiyesiz bir tevriye örneği de şudur;
    gülmesi her ne kadar cana safa bahş ise de
    yine bir başka letafet veriyor gülmemesi*.
  • hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden.
    (bkz: belki üstümüzden bir kuş geçer)
  • ingilizler pun derler buna.
  • "bir pekmezci sattığı pekmeze, musa namındaki çırağı marifeti ile su katarmış.
    - a evladım, sen bu pekmeze su koymuşsun!
    diyen müşterilere de şöyle dermiş:

    - haşa! gözüm kör olsun su kodu-musa*"

    (bkz: külliyat-ı letaif)
  • "o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız" attila ilhan (müjgân=kirpik)
  • bal, baldır; baldır, baldan baldır.
  • "bu guzellik bensiz tamamlanmaz." diye guzel bir ornegi aklimda kalagelmistir.