şükela:  tümü | bugün
  • akraba iliskilerinde en guzel terfilerden birini yasamak ve bunun icin hicbir caba sarf etmemek. bebegi gorunce kendini tutamayip aglamak,onu gorur gormez cok ama cok sevmek,hic kiyamamak,yeni dogdugunda her sabah uyaninca "o dogdu" demek,gulumsemek;durmadan onu gormeyi istemek.nese dolu,sevgi dolu bir sey.
  • 2,5 yaşımdan beri teyze olduğuma göre bazen yaşlanmakla ya da büyümekle alakası olamayabilen bir durum. evet ben 2,5 yaşımdan beri teyzeyim ulaeyyyn!!!
  • önce o küçük varlığın 'sizin' yeğeniniz olduğuna inanamamak. sonraları bu fikre alışınca, inanamama duygusunun yerini kocaman bir sevgi alması. şefkat, fedakarlık..
    bir de paranoyalar başlıyor. mama yedirirken genzine kaçacak diye öd boka karışıyor. biraz büyüyünce düşecek diye korkuluyor.
    ama her şeyin ötesinde, hastasıyım kendisinin, büyüyünce sözlük yazarı yapiciğim.
  • insanı hiç beklemediği kadar mutlu eden bir olay. canınız gibi sevdiğiniz ablanızın bir parçasıdır çünkü dünyaya gelen sevimli bebek. ilk anından itibaren görmüşsünüzdür hayatını izlemeye koyulmuşsunuzdur. ama izlemenin yetmediğini anlamanız çok uzun sürmez. onun için birşeyler yapmak isterseniz. hep en iyisini istersiniz. bazen de ona bakarken ağlamak gelir içinizden. belki masumiyet belki onun yaşamasını istemediğiniz şeyler gelir aklınıza. sonra içinizden hep tekrar edersiniz şu yemini; onu hep koruyacak ve daima yanında olacaksınız. elinden geldiğince ona birşeyler anlatmaya, göstermeye, yaşatmaya çalışacağınıza dair sözler verirsiniz. ilk gülüşünü görmek, ilk dişlerini görmek küçük ama bir o kadar büyük bir mutluluk olur. hevesle beklersiniz konuşmasını, yürümesini, büyümesini. size seslenmesini, onunla konuşmayı. zarar veren olursa ağzını burnunu kırmayı hedeflersiniz. onunla gidebileceğiniz yerleri hayal edersiniz şimdiden, beraber yapacaklarınızı. ve onun daima kendisini mutlu etmek için uğraşacak bir teyzesi olduğunu sonuna kadar hissetmesini sağlarsınız.
  • feneriumu zengin etmek için harika bir nedendir.
    fenerbahçeli teyzenin fenerbahçeli yeğeni olur
  • beş yaşında teyze olursun, onun şoku geçmemişken 7 yaşında bi daha... bi de kıskanırsın sıpaları, sen de çocuksun çünkü. kalabalık aileye sahip olmaktan ötürü, bi abla bi abi bi öbür abla bi abi derken ortalık yeğen dolar. artık yalama olursun kıskanamazsın bile. çok da seviyorsundur "teyze! teyze! ya da hala!" diye ayağın altında dolanan muhtelif boy ve yaşta yeğen taifesini. sonra büyür bunlar. ilk iki numara delikanlı havasına girer. birini sağına alırsın birini soluna parka gezmeye gidersin, çarşıya bunlarla gidersin, sinemaya bunlarla gidersin.
    bi duyarsın dedikoduyla çalkalanıyor ortalık... hap kadar yerdir zaten gönen, kazan kaynamaya başlamış:
    "karviskali sözlenmiş, yanında sözlüsü ve kayınbiraderi ile gezerken gördük"
    "bunlar benim yeğenlerim" yazılı önlük takıp gezemeyeceğine göre "gidin lan başımdan kısmetimi kapatacaksınız" diye hır çıkartırsın.
    inadına
    inadına alırlar seni gezmelere götürürler. bi hoşunuza gider bi hoşunuza gider...
    seviyorum yav şunları, iyi ki doğurmuş ablam dersiniz...
    sokakta "teyze atsana şu topu" diyen veletlere gıcık olmazsınız çünkü siz zaten beş yaşından beri teyzesinizdir var mı ötesi...
  • inanılmaz heyecan yaratan birşey. bir duygu yoğunluğu. fazlasıyla sevilen bir yeğen, değeri daha fazla anlaşılan abla. "ben bir teyze olarak yeğenimi o kadar çok seviyorsam anne sevgisini düşünemiyorum" dedirten bir his bir aşk...!
    (bkz: anne olmak)
  • her ne kadar tecrübeyle sabit olsa da biricik ve delişmen ablacığın karnındaki miniğin sizi heyecanlandırması… o delişmen nasıl anne olacaktır?… gerçi yeri geldikçe size annelik de yapmıştır, hem de en hasını yapmıştır… küçükken her ne kadar onunla çok eğlenseniz de az çektirmemiştir size… yine de hep onunla olmak istenmiş, her korkutuşu eğlenceli ve yaramazlık dolu günlerin vaadi olarak sineye çekilmiştir. hâlâ uğraşmaktadır sizinle, ufak nazlanmaların sırası ona geçmiştir artık. üstelik bunu tek başına da yapmaz, en büyük destekçisi yine biricik olan eşidir… yirmi dört yaşında da olsanız, küçük bir çocukmuşsunuz gibi size takılıp dururlar, zaman zaman da nazlanırlar… hem aradaki yaş farkı öyle aman aman değildir, ama çocukları gibi mi görüyorlardır ne, “aman da beni özlemişler mi, evinizin neşesi geldi…” nidalarıyla koşarsınız yanlarına… ama şimdi bir minik geliyordur… evet… sevinmeli, artık küçük bir çocuk gibi sizinle uğraşamayacaklardır… ama bir yandan da pabucunuzun dama atılacağını sezersiniz… teyze olmak biraz karışık bir durumdur… bir yandan biricik ablayı paylaşmak zorunda kalmak… ama bir yandan da o ufaklığı merakla, heyecanla beklemek… aranıza katılacağını duyduğunuzda zıp zıp zıplamak...
  • (bkz: hala olmak)
    (bkz: amca olmak)
    (bkz: dayı olmak)
  • hiç tereddüt etmeden gelecekle ilgili planlarınıza yeni birisini katmak, her şeyin ne kadar yalan olduğunu ve tek gerçeğin yeğeninizin olduğunu anlamak. bir de "mamasını belki yemez, kalanını yerim" diyerek başında beklemek, soytarılık yapmak, büyümesini bekleyip yapılanları onun üstüne atmak, hep gülsün ağlamasın diye soytarılık yapmak, "teyze olmak için henüz gencim" düşüncesiyle isminizle hitap etmesi için küçük yaştan itibaren baskı yapmak.