şükela:  tümü | bugün
  • tez yazmanın aşamaları şöyle sıralanabilir:
    1. hele biraz okuyayım nasıl olsa yazarım aşaması
    2.yazamıyorum, neden yazamıyorum aşaması
    3. daha çok okumam gerekecek galiba aşaması
    4. nasıl olsa daha vaktim var aşaması
    5.atılmadan biter mi ki aşaması
    6. bu tez bitmez, bitmeyecek aşaması
    7. galiba oluyor aşaması
    8. bu düzeltmeleri ancak bir yılda yapabilirim yetişmeyecek aşaması
    9.tez falan boş işler bunlar okulu bırakıp bir köye mi yerleşsem acaba aşaması
    10.(bittikten sonra) ne kadar büyütmüşüm şimdi başlasam daha iyisini yaparım aşaması
  • bu kadar yavas ilerleyen bir calismanin adinin tez olmasi da ayri bir celiskidir..
  • çorak topraklar gibi önünde uzanan word dosyasına ve saliseler içinde yanıp sönen imlecine düşman gözlerle bakan çocuk, kuyudan birkaç kelime daha çekebilmek için sabahtan beri klavyesinin başındaydı. başka mecralarda yazarken cümbür cemaat inen kelimeler, iş ciddiyete bindiğinde harf harf geliyordu. başlayan cümleler bitmiyor, fiil çekimleri eğreti duruyordu. akademik kariyere başlarkenki hayalleri, yerini biçim-araçlar-tablo triosuyla karşılıklı küfürleşmeye ve bilgisayara doğru gönderilen sıkılgan nefeslere bırakmıştı. öyle bir noktaya sürüklenmişti ki nasıl geçtiğini anlamadığı aylar içerisinde, ne geriye dönebiliyor ne de ileriye birkaç kulaç atabiliyordu. hangi ruh hali ile oturursa otursun, bir saat sonra fotokopilerden kağıt uçak yapıp aşağıya atıyordu. en uzağa giden uçaklarından vazgeçmiyor, zerre üşenmeden aşağıya inip uçakları topluyordu. her uçağın bir ismi ve ismine has gövde boyası vardı. fotokopilerin altını çizmek için aldığı renkli kalemler havacılık endüstrisine kaynak olmuş, en güzel kağıt uçaklarını odasındaki lambanın kenarlarından sarkıtmıştı.

    yanıp sönen imlece tekrar baktı, zamanı azalıyordu. zamanın ne kadar hızla azaldığını öğrenmek için cep telefonunu çıkarıp on dakikadan geri saymaya başladı. saliseler hızla erirken, saniyeler bir salisesinin yüz katı daha yavaştı. dakikalar ise saliselere göre, hareket etmeyen cansız bedenlerdi. tam on dakika boyunca kronometreye baktıktan sonra beyninin üzerine çöreklenen ve dünyanın en zehirli sürüngenlerinden birisi olan tez yılanının yeniden hareket ettiğini hissetti.

    her gün bir sayfa yazma projesi geçerliliğini yitireli aylar olmuştu, her gün on sayfa yazsa ancak bir şeyler yoluna girecekti. fakat boğazına sımsıkı sarılmış görünmez eller de kimindi? yaz sıcağında boğazlı bir kazak giymişti sanki, nefes almasını bile engelliyordu. yerinden kalkıp lavaboya gitti, aynadaki yansımasına göz kırptı ama yansıma karşılık vermedi. hafif sinirle bir kez daha göz kırptı, yansıma yine oralı olmadı. yansımasıyla bile kavgalıydı, tezle uğraşmayan insanların varlığıyla karşılaşmamak için uzun zamandır sokağa çıkmıyordu. eskimiş bir penye tişört ve ondan daha eski bol bir şort ile evin içinde volta atıyor ve çalışmaya çalışıyordu.

    çalışmaya çalışmaktan yorgun düşen bedenini ilk akşamdan yatağa götürüyor, gece 3'te aniden kaldırıp bilgisayarı açtırıyordu. sabaha karşı biraz ilerlediğini hissetse de gün ışığıyla birlikte her şey yeniden eski haline dönüyor ve voltasına başlıyordu. makale cehennemine diri diri gömülmüştü ve şahsiyetsiz fotokopilerle akşama kadar mezarında kavga ediyordu. neden başlamıştı teze ve neden bırakıp gidemiyordu? değer miydi bunca sıkıntıya, bidonlarca kahveye ve klavye başında gördüğü gündüz kabuslarına?

    imlece tekrar baktı, yanıp sönmesinin frekansını merak etti. bunu öğrenmeden çalışmayacaktı, elinde kronometre ile ölçümlere başladı. farklı sonuçlar çıkıyordu, internette belki yazar diye firefox logosuna tıkladı. çalışmadığının farkındaydı ama elinden bir şey gelmiyordu. son girdiği site olan sözlük açıldı, kaderin cilvesi gibi sol framede tez vardı, tıklayıp okumaya başladı. çorak topraklar... diye başlıyordu entry, sonuna kadar sabredip okudu. entryi yazan kendisiydi, kafası allak bulmak olmuş şekilde kahve hazırlamaya mutfağa gitti.
  • evet ne yazik ki doktora yapiyorum. eskiden calisan da bir insandim ama artik o nedir hatirlayamiyorum. oysa ki ben her sabah ise gec kalmis gibi panikle uyaniyorum, her aksam islerimi bitiremedigim icin uzuluyorum, sabah 3te uyanip is yapmam gerektigi halde isten kaytariyorum, uyurken bile is dusunuyorum, yemek yemeye ayirdigim zamanda sucluluk hissediyorum, beni isimden alikoyduklari icin arkadaslarima haince hisler besliyorum, aksam isten eve gelmedigim icin kendimi her an ama her an iste ve hic eve ulasamayacakmis gibi hissediyorum. ve daha da kotusu bu durum emeklilikte de gecmiycek hic sanmiyorum. cunku akademik olucam kascam diyen suursuz ve hayat dengesini oturtamayan insanlardan biri oldugum icin emekli olamadan
    hakkin rahmetine kavusacagimi dusunuyorum.

    bu yukaridaki paragrafta "is" yerine "tez" koyun. iste boyle ruh hallerine yolacan kavramdir.
  • omur torpusu. aylarca ugra$ip yaptiginiz $eyi bitirdiginizde (ki hepsi gavurca kaynaklardan kendi ugra$ip cevirdiginiz, ba$ka yerde yaptirsaniz toplam 1.2 milyar tl'ye denk gelecek olan bir $eyse) printlerken benlikte olu$an "lan kagitlar siki$masin $imdi printerda" du$unceleri, i$lemin bitmesi ve kagitlarin klasore falan koyulmasiyla yerini sevincten havaya ate$ acma istegine birakiyor.
    bunlardan sonra discmane en eglenceli, hareketli cdyi koyup, en rahat giysileri giyip sokakta bir keyif gezisine ciktiginizda da hanimelilerin, yaseminlerin falan ba$ donduren kokulari geliyomu$ burnunuza misler gibi.
    tezin ciltli halini gordugumde ise 100 tetikli female multiple orgasm ya$ayacagimi saniyorum.
    (bkz: tek ba$ina halay ceken adam).
  • gitgide uzayan yüksek lisans tezim hakkında annem "seninki artık fan'tez'i oldu" dedikten sonra sanırım artık yazmasam da olacak olan şey. savlar bütünü, akademik psikolojik yük.
  • şöyle doğru tespitte bir açılımı vardır.

    "t.h.e.s.i.s = true happiness ended since it started"
  • doğurduğumda yüzüne bakmayacağım çocuğum.
  • pahalıya* mal olan işkence. fotokopicilere, ofsetlere döktüğünüz paralar tezinizin düzeltmeye kalmasıyla 2 ye katlanabilir. reddedildiğinde* ise "seneye teze 6 ay öncesinden başlamayan böyle olsun" dedirtebilir. allahım sen fakir fukarayı tezinin reddedilmesinden koru yarabbim.
  • uzunluk ölçütü olmayan tezlerde yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek diye bir şey yoktur. sadece yüzmek vardır.