şükela:  tümü | bugün
  • michael crichton'un eaters of the dead isimli romanından uyarlanmış bu filmin casting hiyerarşisi tam bi karmaşadır. filmi, john mctiernan yönetmeye başlamış daha sonra adam bırakmış, maykıl dewam etmiştir, sonra "con", "ben ayıp ettim sanırım" diyerek geri dönmüş, teqrar bırakmıştır falan...

    vandalllar ve bi arabın gidip kuzeylilerle birlik olması çerçevesindeki bu film, tamamen doğal ışıkta çekilmiştr, nası meşaleler, güneş ışığı war; sadece onlar extra bi ışık yoq.

    arap rolünde antonio banderas war ufak bi bölümde omar sharif görünüyor. gerisi, tecrübesi olmayan "kuzeyli" oyunculardan seçilmişler... filmde herkesin hayran olduğu buliwyf wardı, bi de gözcü bi adam wardı, sakallı, onu çok sevmiştim ben...

    pek fazla itibar görmese de, ilgisi olanlara "iyi" gelecek bi filmdi ki, ben sevdim, elleri bilmem...
  • içinde "bin" geçen herhangi bir arap ismine sahip arap aynı zamanda şairdir ve badişah'ın kızını sewdiği için ülkesinden sürülmüştür; yolda kuzeyli denilen insanlarla karşılaşırlar.

    kuzeylilerle otururlarken, bi çocuk "bizim gençleri, kocaa adamları yedi bitirdiler" diye gelir, daha sonra cadaloz bi büyücü çağırırlar, büyücü de düşeş atıp yek getirerek "13 sawaşçı giderseniz o canavarları yenersiniz" demeyi görev bilir. tam 12 kişi olurlar ki, büyücü "ama 13. kişi başka bi ırktan olmalı yoksa, alırlar taşakları" diyip kaçar. orda mahzun ve arap olan tek ünlü antonyo olduğu için, ekiple birlikte yola koyulur...

    lakin bu "edepsiz" müslüman, nikâhlı olmadığı kadınla yatandır, gusletmeden hatta yarım yamalak namaz kılandır.

    filmde arabın, sadece izleyerek ingilizce öğrenmesi herkese "yuh gayrı" tepkisi werdirmişti, ben önemsemedim, "allah vergisidir" bile dedim bir punduna getirip.
  • buliwyf gerçektende iyi 1 tipti, ağır 1 abimizdi.
    film hakkında başka 1 şey, eğer türklerin konuştuğu ingilizceyi anlayabiliyorsanız, bu film için altyazıya ihtiyacınız yoktur.
    1 de antonio banderas'a küçük adam diyorlardı devamlı, mutlu olmuştum...
  • hikaye kurgu hatalarıyla doluydu, kitabı okumadım ama bu yönetmen değişimlerinden ve filmin habire biçim değiştirmesinden olabilir diye düşündüm...

    filmin başında norveç'çe konuşan "kuzeyli"ler, ateş başında ingilizce konuşmaya başlıyorlardı, ibn fahlan da ingilizce konu$maya başlıyordu o an, keşke baştan herkes ingilizce konuşsaydı da, böyle bi gedik olmasaydı...

    fahlan kardeş habire "savaşçı değilim şairim neyim" diyordu ama palasıyla nice vandal'ı biçiyor, ata binip bir savaşçıya göre estetik olsa da, kahramanca hareketler yapıyordu, yanlıştı bu tür olaylar.
  • ohoooooo keske burada duydugumu duymaz, okudugumu okumaz olsaydim. filmin genel atmosferinin dili ingilizce tabiiki. ama elemanlar viking oldugu icin norvecce konusuyorlar. daha sonra antonyo abi heriflerin dilini cozdugu icin ingilizcelesmeye basliyo konusma yani ingilizcelesmiyo aslinda antonyo anladigi icin artik ortak lisana donusuyor antonyonun algisinda. budur yani yoksam elin vikingi ingilizceye donmuyor yani. antonio o long swordu ne de guzel scimitara donusturur bu filmde ama bu kilic icin kuzeylilerden biri dassak gecerek onu olunce bana ver kizima hediye edeyim der felan hostur vesselam.
  • ibn fahlan vikinglere ismini söyler :
    - ahmed ibn fahlan said bin muhammed al muvallit.
    vikinglerden birinin cevabı:
    - ibn.
    düello sahnesindeki ufak tefek vikingi canlandıran aktörün norveçli futbolcu mykland olup olmadığı merak konusu...
  • buliwyf isimli karakterin bir carpi$ma ba$lamadan once arkada$lariyla beraber soyledikleri $iir gibi and gibi dua gibi olan sozler insanin tuylerini diken diken eder ve ''hanim kilicimi getir'' dedirtir..
  • "acaba ben de bir saat kadar japonlarla otursam bir ateş başında sadece dinleyerek japoncayı öğrenip hatta anadilim gibi konuşabilir miyim"i düşündüren film.
  • antonyo karde$imiz filmde bir $air oldugu icin dili cozuyor yani dile hakim biri oldugu icin anliyor o yabanci dili..
  • (bkz: buliwyf)