şükela:  tümü | bugün
  • bu tabloyu gigapiksel boyutunda bizlere sunan teknoloji mi, 1533 yapımı bu tablodaki hayranlık uyandıran detaylar mı daha güzel ben karar veremedim;

    http://www.googleartproject.com/…ry/the-ambassadors

    tabloda tüm nesneler gibi çok canlı bir şekilde resmedilmiş olan halı ise bir anadolu ürünü;
    http://en.wikipedia.org/wiki/holbein_carpet
  • rönesans uzmanı ve hocası jerry brotton, rönesansı anlattığı küçücük kitabına bu tablonun enfes bir "okuması" ile başlar. vaktiniz olduğunda kahvenizi hazırlayın, tabloyu önünüze alın ve bu okumanın satır satır tadını çıkarın.

    ----------------------jerry brotton
    “rönesans”tan söz ettiğimizde ne demek istediğimizi anlamak için gidebileceğimiz en iyi yerler ulusal müzeler ve sanat galerileridir. londra’da national gallery’yi gezenlerin çoğu galerinin koleksiyonunun en ünlü eserlerinden birini görmeden ayrılamaz - hans holbein’ın 1533’e tarihlenen sefirler adlı tablosu. birçok insana göre, holbein’ın bu tablosu avrupa rönesansı’nın kalıcı bir imgesi. fakat holbein’ın tablosunu “rönesans”ın böylesine kolay tanımlanabilir bir imgesi yapan şey ne?

    sefirler tablosunda çok zarif giyimli iki adam ile onlann etrafında yer alan, 16. yüzyıl yaşantısını temsil eden nesneler görülmekte. tabloya bakanlara kendilerinden emin ama aynı zamanda da sorgulayıcı bir ifadeyle bakan bu rönesans insanının holbein tarafından en ufak ayrıntısına kadar, eksiksiz bir biçimde yansıtılışı resim sanatında daha önce hiç görülmemiş bir şey. ortaçağ sanatı bizlere daha yabancı geliyor çünkü bireyin özbilincinin böylesine güçlü bir biçimde yansıtılışı ortaçağ sanatına özgü bir nitelik değil. holbein’ınkine benzer tablolarda ifade edilen duygu zenginliğine neden olan motivasyonları kavramak zor olsa bile, yine de bu duyguları tanınabilir düzeyde “modern" olmalarından ötürü orada görebilmek olanaklı. diğer bir deyişle, sefirler gibi tablolara baktığımızda modern kimliğin ve bireyselliğin ortaya çıkışını görüyoruz.

    bu, holbein’ın tablosunu rönesans’ın sanatsal ifadesi olarak kavrama çabamız açısından iyi bir başlangıç. ama daha şimdiden, açıklanmaları gereken bazı oldukça müphem terimler birikmeye haşladı bile. “modern dünya" nedir? bu da en az “rönesans” kadar değişken bir terim değil mi? benzer biçimde, ortaçağ sanatı bu kadar kolaylıkla tanımlanabilir mi (ve de bir kenara atılabilir mi)? peki “rönesans erkeği”ne ne demeli? ya “rönesans kadını”na? bu sorulara yanıt vermeye başlamak için holbein’ın tablosuna daha yakından bakmak gerekiyor.

    eğitimli bir rönesans

    tabloda yer alan kişilerin bakışları kadar dikkatleri çeken bir diğer unsur kompozisyonun ortasında yer alan masa ile onun üst ve alt katlarında dağınık bir biçimde duran nesneler. alt rafta iki kitap (bir ilahiler kitabı ile bir tacirin aritmetik kitabı), bir ud, bir yerküre, bir flüt kutusu, bir gönye seti ve bir pergel yer almakta. üst bolümde de gök cisimlerinin ele alındığı bir küre ile uzmanlık gerektiren birkaç bilimsel alet: açıölçerler, güneş saatleri ve bir de torquetum (zamanı da gösteren bir yön bulma gereci). bu nesneler rönesans eğitim izlencesinin temelini oluşturan yedi liberal sanatı temsil etmekte. üç temel sanat -dilbilgisi, mantık ve retorik- triviu adıyla tanınıyordu. bu sanatlar tablodaki kişilerin etkinlikleriyle ilişkilendirilebilir. bunlar metin kullanımı konusunda eğitim görmüş, ama her şeyin ötesinde tartışma ve ikna sanatında becerikli elçiler. geri kalan quadrivium ise aritmetik, müzik, geometri ve astronomi demekti; bunların tümü de holbein'ın titizlikle betimlediği aritmetik kitabı, ud ve bilimsel aletler yoluyla açık bir biçimde temsil edilmekte.

    bu akademik konular dönemin birçok delikanlısının takip ettiği eğitimin ana hattının -studia humanitatis, yani daha bilinen adıyla hümanizm- temelini oluşturuyordu. hümanizm 14. ve 15. yüzyıl avrupası’nda yunan ve roma dillerinin klasik metinlerini, kültür, siyaset ve felsefe çalışmayı içeren önemli, yeni bir gelişmeyi temsil ediyordu. studia humanitatisin çok esnek yapısı rönesans düşüncesinin merkezini oluşturacak olan klasik dilbilim, yazın sanatı, tarih ve ahlak felsefesi gibi çeşitli yeni disiplinlerin çalışma konusu edilmesini de teşvik etti.

    holbein, tablosunda yer alan adamların, öğrendiklerini şöhret kazanma ve arzularını yerine getirme yolunda kullanan, bilgili ama bu dünyaya ait “yeni erkekler” olduklarını göstermekte. sağda yer alan kişi 8. henry döneminde ingiltere sarayında görev yapan fransa elçisi jean de dinteville. soldaki de onun yakın dostu, lavaur piskoposu georges de selve. masanın üzerindeki nesneler de onların siyaset ve din dünyasındaki konumlarının hümanist düşünce anlayışlarıyla yakından bağlantılı olduğunu anlatmak için seçilmiş. tablo yoluyla, bu nesnelerin temsil ettiği bilginin bu dünyaya yönelik istek ve başarı için büyük önem taşıdığı anlatılmaktadır.

    rönesans'ın karanlık yüzü

    fakat holbein’ın tablosundaki nesnelere daha da yakından baktığımızda, rönesans’ın tamamen farklı bir versiyonuyla karşılaşırız. alt rafta, udun tellerinden biri kopuk -düzensizliğin simgesi. udun yanında açık duran ilahiler kitabının, din reformcusu martin luther’in eseri olduğu seçilebiliyor. tablonun sağ kenarında perde hafifçe aralanmakta ve gümüş bir haç görülmekte. bu nesneler dikkatimizi rönesans’ta yaşanan din tartışmalarına ve anlaşmazlıklarına çekiyor. holbein’ın tabloyu yaptığı günlerde luther’in protestan görüşleri tüm avrupa’yı silip süpürüyor, roma katolik kilisesi’nin yerleşik otoritesini sarsıyordu. bozuk ud da holbein’ın luther çizgisindeki ilahiler kitabı ile katolikliğin simgesi olan haçı yan yana yerleştirmesiyle anlatılmak istenen dinsel çatışmanın güçlü bir simgesi.

    holbein’ın resmettiği ilahiler kitabı belli ki matbaadan çıkmış bir kitap. 15. yüzyılın son yarısında matbaanın icadı haber ve bilginin yaratılması, dağıtımı ve anlaşılması alanında tam bir devrim gerçekleştirdi. elyazmalarının büyük emek isteyen ve çoğu zaman da güvenilir olmayan kopyalanma işlemleriyle kıyaslanınca, basılı kitaplar büyük bir hızla ve hatasızca, üstelik de daha önce hayal bile edilemeyecek sayılarda okuyuculara ulaştırılabiliyordu. fakat yeni fikirlerin, özellikle de din alanındaki fikirlerin matbaa yoluyla yaygınlaşması aynı zamanda istikrarsızlığı, belirsizliği ve endişeyi beraberinde getirdi ve sanatçılarla düşünürleri kim olduklarını ve hızla genişleyen bir dünyada nasıl yaşadıklannı sorgulamaya yönlendirdi. başarı ile bu başarının yarattığı endişe arasındaki bu ilişki rönesans’ın karakteristik niteliklerinden biridir.

    luther’in ilahiler kitabının yanında ilk bakışta din konusuyla ilgisiz gibi görünse de rönesans’ın bir diğer belirgin niteliğini temsil eden başka bir matbaa ürünü kitap durmakta. bu kitap tacirlere kâr ve zararın nasıl hesaplanacağını anlatan bir elkitabı. tablonun daha “kültürel” nesneleri arasındaki varlığı, rönesans’ta iş ve finans dünyalarının kültür ve sanatla ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu göstermekte. kitap bir yandan rönesans hümanist öğretisinde quadrivium ile bağlantılıyken, diğer yandan da rönesans’ın kültürel başarılarının ticaret ve finans alanlarındaki başarılara dayandığı gerçeğine de işaret eder. dünya boyut ve karmaşıklık açılarından büyüdükçe, para ve malların görünmez bir biçimde el değiştirmesinin de artmasını anlamaya yardımcı olacak yeni mekanizmalara kârların en üst düzeye çıkarılıp kayıpların en aza indirilmesi için gereksinim duyuluyordu. bunun sonucunda da gitgide daha küresel bir nitelik kazanan rönesans devri ekonomisini anlamanın bir yolu olarak matematik gibi disiplinlere duyulan ilgi yeniden canlandı.

    tacirin aritmetik kitabının arkasındaki yerküre ticaret ile finansın rönesans’ın belirleyici nitelikleri olarak yayılmasını simgeler. bu yerküre tablodaki en önemli nesnelerden biridir. seyahat, araştırma ve keşif rönesans’ın dinamik, tartışmalı yönleriydi ve holbein’ın yerküresi de bunu bize dünyayı 1533’te algılandığı biçimiyle sunarak anlatmaktadır. yerküre üzerinde avrupa “europa” olarak gösterilmekte. bu kendi başına çok önemli çünkü 15. ve 16. yüzyıllar avrupa’nın ortak bir siyasal ve kültürel kimliğe sahip bir birlik olarak tanımlanmaya başladığı dönemlerdi. bunun öncesinde insanlar kendilerini ender olarak “avrupalı” olarak adlandırıyordu. holbein’ın tablosunda afrika ve asya’da yapılan yolculuklar ile christopher columbus’un 1492’de başlayan “yeni dünya” yolculukları ve ferdinand magellan’ın 1522’de dünyanın çevresini ilk kez kat edişi sonucunda gerçekleştirilen yakın tarihli keşifler de yer alır. bu keşifler hem avrupa’yı hızla genişleyen bir dünyada belirli bir konuma getirdi, hem de kıtanın karşılaştığı kültürler ve topluluklarla ilişkisini değiştirdi.

    matbaanın ve din alanındaki başkaldırıların etkisinde görüldüğü gibi, bu küresel genişleme de ardında iki yönlü bir miras bıraktı. sonuçlardan biri yerli kültürlerin ve toplulukların savaş ve hastalık yoluyla yok edilmesiydi; çünkü bu yerli unsurlar avrupa’ya özgü inançların ve yaşam biçiminin benimsenmesine ya hazırlıklı değildi ya da isteksizdi. dönemin kültürel, bilimsel ve teknolojik başarılarının yanında dinsel hoşgörüsüzlük, siyasal cehalet, kölelik ve varsıllık ile statü alanlannda devasa eşitsizlikler de boy gösterdi —buna da bugün “rönesans’ın karanlık yüzü” denmektedir.

    siyaset ve imparatorluk

    bu da bizi rönesans’ın holbein’ın tablosunda dile getirilen ve hem tablodaki kişileri hem de nesneleri tanımlayan diğer önemli boyutlanna götürmekte: erk, siyaset, imparatorluk. bu konuların önemini kavrayabilmemiz ve tabloda nasıl ortaya çıktıklarını anlayabilmemiz için, konular hakkında biraz daha fazla bilgiye gereksinim duymaktayız. dinteville ile selve 1533 yılında fransa kralı 1. françois’nın emriyle ingiltere’deydi. kral 8. henry gizlice anne boleyn’le evlenmişti ve papa eğer ilk karısından boşanma hakkını vermeyi reddederse katolik kilisesi’nden ayrılma tehdidinde bulunuyordu. dinteville ile selve, henry’nin roma’dan kopmasını engellemek ve görüşmelerde françois’nın arabulucuları olarak görev yapmak üzere oradaydı. bu nedenle de bu tablo, rönesans tarihinin büyük bölümünde olduğu gibi, erkekler arasındaki ilişkileri konu alsa da, bu ilişkinin merkezinde tabloda görülmeyen ve varlığı tablonun nesnelerinde ve ortamında güçlü bir biçimde hissedilen bir kadının yer aldığı gözden kaçırılmamalı. erkeklerin kadınları susturmaya yönelik ısrarlı çabaları yalnızca kadınların ataerkil bir toplumdaki karmaşık konumlarına daha fazla ilgi duyulmasına neden oldu: kadınlardan rönesans’ın birçok kültürel ve toplumsal gelişmesinin yararları esirgeniyordu, ama kadınlar yine de rönesans’ın erkek egemenliğindeki kültürünün devamı için erkek vârisler doğurarak düzenin işlemesinde anahtar rol üstleniyordu.

    dinteville ile selve’in londra’da olmalarının bir diğer nedeni de henry, françois ve o zamanın avrupa siyasetinin diğer büyük gücü olan osmanlı padişahı muhteşem süleyman arasında arabuluculuk yapmaktı. holbein’ın tablosunda masanın üst bölümündeki kilim osmanlı desenlerini ve imalat özelliklerini taşır ve bu da osmanlılar ile onların doğuda yer alan topraklarının da rönesans’ın kültürel, ticari ve siyasal ortamının bir parçası olduğunu gösterir. selve ile dinteville’in 8. henry’yi françois ve süleyman’la ittifaka sokma çabalarının ardında rönesans’ın bir diğer emperyal gücü olan 5. karl’ın habsburg imparatorluğu’na karşı hissedilen korku yatmaktaydı. kıyaslandığında, ingiltere ile fransa nispeten daha küçük emperyal güçlerdi: tablodaki yerküre bunu da bize göstermekte. bu yerküre üzerinde avrupa imparatorluklarının yeni keşfedilen dünyayı şekillendirmeye başlayışları gösteriliyor. holbein’ın yerküresinde columbus’un amerika’yı “keşfi” sonrasında, 1494’te, ispanya ve portekiz imparatorlukları tarafından belirlenen paylaşım hattı da yer almaktadır.

    bu paylaşım uzakdoğu’daki bölgeler konusunda yaşanan bir anlaşmazlık sonrasında gerçekleşti. hem ispanya hem de portekiz endonezya takımadalarının uzak ama çok verimli baharat üreticisi konumundaki adalarını -molucca adaları'nı- ele geçirmek için çaba harcamaktaydı. rönesans döneminde avrupa kendisini yerkürenin merkezine yerleştirdiyse de osmanlı imparatorluğu’nun dokuma ve ipeklerinden endonezya takımadalarının baharatları ve karabiberine kadar doğu’nun çok çeşitli varsıllıklarına gözünü dikmişti. holbein’ın tablosunda elçilerin giydiği ipek ve kadifeden odanın dekorasyonunda kullanılan dokuma ve desenlere kadar birçok nesne doğu kökenlidir.

    holbein’ın tablosunun alt bölümündeki nesneler rönesans’ın farklı yönlerini gözler önüne serer - hümanizm, din, matbaa, ticaret, araştırma, siyaset ve imparatorluk, doğu’nun varsıllık ve bilgisinin sürekli varlığı. üst raftaki nesneler çok daha soyut ve felsefi konuları yansıtır. gök cisimleri küresi yıldızlar ile evrenin doğasını ölçmekte kullanılan bir astronomi gereci. bu kürenin yanında güneş ışınları yardımıyla zamanı belirlemeye yardımcı olan çeşitli güneş saatleri durmaktadır. görülen iki büyük nesne bir geminin hem zaman hem de uzam içinde konumunun bulunmasında kullanılan yön bulma gereçlerinden açıölçer ile hızölçerdir. bu gereçlerden birçoğu araplar ve yahudi astronomlar tarafından icat edildi ve avrupalı seyyahlar uzun mesafeli yolculuklar için yön bulma alanında uzmanlık kazanma gereksinimini hissedince batı’ya getirildi. bunlar da rönesans içinde dünyayı anlama ve o dünyaya egemen olma arzusunu yansıtmakta. rönesans felsefecileri yaşadıkları dünyanın doğasını tartışırken yön bulma gereçlerini geliştirip imal edenler ile bilim adamları da bu tartışmaları doğal sorunlara pratik çözümler hâline getirdi. sonuçlar da holbein’ın tablosunda görülen türden nesnelerdi.

    son olarak, tablonun alt bölümünde tam bir eğim oluşturan eğik görüntüyü ele alalım. tam karşıdan bakıldığında bu çarpıtılmış görüntünün ne olduğunu anlamak olanaksız. ama eğer tabloya bakan kişi belirli bir açıda durursa bu şeklin kusursuz bir biçimde çizilmiş bir kafatası olduğu görülür. bu o zamanlar birkaç rönesans sanatçısı tarafından kullanılan ve anamorfoz adı verilen, çok beğenilen bir perspektif oyunuydu. sanat tarihçilerinin görüşüne göre bu kafatası bir vanitas simgesidir - bütün bu varsıllık, erk ve bilgi ortamında ölümün hepimize uğrayacağını insanın kanını donduracak bir biçimde anımsatan bir simge. fakat bu kafatası aynı zamanda holbein’ın tabloyu sipariş edenin isteklerinden bağımsız olarak kendi sanatsal inisiyatifini kullandığını gösterir. holbein yetenekli bir zanaatkâr kimliğinden sıyrılır ve bir ressamın yenilikçi resim imgeleri yaratmak için optik ve geometri gibi yeni teknikleri ve kuramları kullanmayı deneme gücünü ve bağımsızlılığını savunmasını gözler önüne serer.
    ----------------------rönesans, dost kitabevi yayınları, s. 7-16.
  • üst raftaki gök cismi, güneş saati ve astronomide kullanılan ve zaman ölçmek için kullanılan çeşitli diğer aletler (cennetsel alan),
    alt raftaki karasal küre, kopuz, açık ilahi kitap (dünya),
    iki katmanlı yapıyı kuşatan, dimdik duran elçiler:
    işte rönesans'ın insan merkezciliği.

    tam "budur" diyip gideceksiniz, orada bir adet anamorfik kafatası. ölüm... gel de bu resme aşık olma. rönesans'ın en sembolik tablolarından biridir şüphesiz. holbein ne hünerli adammış.

    ("holbein kim?" diyenler büyük olasılıkla holbein'ın eserlerine aşinadırlar, fakat ressamı ismen bilmedikleri için bundan haberleri yoktur. ütopya'nın yazarı thomas more'un meşhur portresinin yanında henry viii dönemine ait çoğu önemli kraliyet portresi de holbein'a aittir. resmin çizildiği dönem tam da henry'nin papa ile arayı bozduğu dönem; dini ve felsefi sembolizm içermesinde bunun payı büyük.)
  • genc hans holbein'in en cok taninan eserlerinden biridir. 1533 tarihlidir. jean de dinteville and georges de selve diye de bilinir. zira solda gorunen fransa'nin ingiliz elcisi jean de dinteville (1504 - 1555), sagdaki ise arkadasi lavaur piskoposu georges de selve (1509-1541)’dir. kiyafetlerinden, duruslarindan, arkalarinda siralanmis olan, donemin entelektuel birikimini simgeleyen nesnelerden son derece yuksek seviyede kisiler olduklari izlenmini hemen edinmek mumkundur. resmin icinde yuzlerce ayrinti vardir. ben de dahil olmak uzere pek cok kisi bu ayrintilarin anlamlari uzerine yorumlar yapmis ve yapmaktadir. resmin en belirgin ozelligi ise, on planda yer alan, amorf cizilmis kafatasi betimidir. ancak cercevenin sag tarafindan 27 derecelik bir aci ile bakildigi zaman gercek bir kafatasi seklinde algilanan bu nesne, the ambassadors'u bir vanitas tablosu haline getirmektedir. londra'daki national gallery'nin koleksiyonunda bulunan ve 1800'lerde satin alma yoluyla muzeye giren tablo icin bkz:

    http://www.wga.hu/index1.html
  • 1533 yapımı, memento mori temalı hans holbein tablosu.
  • google sanat projesinin kapsamında gigapixellik şekilde fotoğraflanmasıyla artık doya doya sol üst köşede gizlenmiş, çarmaha gerilmiş isa figürünü, elçilerin yaşlarının gizli yazılmış noktaları inceleyebilirsiniz.
    http://www.googleartproject.com/…ry/the-ambassadors
  • http://www.usm.maine.edu/…/holbein ambassadors2.jpg

    “tablodaki iki adam kendilerinden emin ve resmidirler: aralarındaki ilişki açısından bakıldığında rahattırlar. peki, ressama –ya da bize –bakışları nasıldır? gözlerinden duruşlarından, kimse onları tanımasa da olurmuş gibi bir şey okunmaktadır: sanki başkaları onların değerlerini anlayamazmış gibi bir bakış. adamların ait olmadıkları bir şeye bakar gibi bir halleri vardır. onları çevreleyen ama adamların dışında kalmak istedikleri birşeydir bu. en iyisini düşünürsek onları çevreleyen, onları alkışlayan bir kalabalık en kötüsünü düşünürsek, rahatlarını kaçıran insanlar olabilir bunlar. bu adamların dünyanın geri kalan kesimiyle ilişkileri nelerdir? resimde adamların arkasındaki rafta görülen nesneler –imleri çözebilen birkaç kişiye-bu adamların dünyadaki yeri hakkında belli bir bilgi vermek amacıyla konmuştur oraya. dört yüzyıl sonra biz bu bilgiyi kendi görüşümüze göre yorumlayabiliriz artık. üst raftaki bilimsel araçlar denizcilikte kullanılıyordu. deniz yollarının tutsak ticaretine, ticaret gemilerine açıldığı sıralardaydı bu. öbür kıtaların zenginlikleri bu gemilerle avrupa’ya aktarılıyordu. bu zenginliklerle sanayi devriminin çıkış noktası olan kapital birikimi sağlandı. alt raftaki kürenin yanında bir aritmetik kitabı, bir ilahi kitabı, bir de ud vardır. bir ülkeyi sömürgeleştirebilmek için insanlarını hıristiyan yapmak, onlara hesap öğretmek gerekiyordu: böylece onlara dünyada en ileri uygarlığın avrupa uygarlığı olduğu kanıtlanıyordu. elbette avrupa sanatı bunun dışında değildi. burada bizi ilgilendiren onların dünyaya karşı takındıkları tutumdur. bu da bir sınıfın genel tutumudur. iki elçi dünyanın kendilerine hizmet etmek için var olduğuna inanan bir sınıfın insanlarıdır. en aşırı biçimiyle bu inanç sömürgecilerle sömürgeleştirilenler arasındaki ilişkileri haklı göstermeye yaramıştır.

    bu eski bir ingiliz ilkesidir: “might is right” (güçlü olan haklıdır). elçilerdeki güçlü olanın tepeden bakışıdır. sağdaki elçinin neredeyse gölgesi gibi döşemeye düşen ve yamuk bir bakış ile görülebilen kafatası ise elçinin sorumluluk bölgesindeki sömürgeleştirme işlerinin hızla devam ettiğinin de bir yansımasıdır." john berger / görme biçimleri
  • görsel vuruculukla başlayıp dokunma hazzıyla sonlanan resim.

    ilk olarak gözler kürkten başlayarak ipeğe, madene, tahtaya, kadifeye, kağıda ve keçeye doğru kayar. her kaymada ise gördüğümüz şeye dokunma ihtiyacı duyarız. aynı şekilde resimde diplomatların fikirlerini simgeleyen bir çok obje olmasına karşın yine ağır basan şey, onların vücutlarını saran afilli kumaşlardır.

    ayrıca yüzler ve eller dışında kalan tüm yüzeylerde dokumacı, kuyumcu, derici ve kürkçülerin ince işleri görülür.
    tabi bir de bu ince işlerin holbein tarafından yeniden incelikle işlenmesi..
  • eser ile ilgili bir kaç detay da benden gelsin,

    konu şahısların yaşları şöyle bir şekilde belirtilmiş.
    soldaki arkadaşımız jean de dinteville in sağ elinde tuttuğu hançerdeki "29" ibaresi ve diğer arkadaşımız georges de selve in sağ kolunu dayadğı kitapta ki "23" ibaresi.

    sol üst köşe de ki perde aralığında çarmıha gerilmiş isa heykelciğini adamlarımızı izlerken bulabilirsiniz.

    ama bana göre en önemli ve en güzel ayrıntısı amorf olarak çizilen kafatası.kafatası için kolaylıkla ölümü simgelediğini söyleyebiliriz ve şöyledir ki,kafatasını tam görmek için bakış açınızı değiştirdiğinizde resmin bütün öğelerini göremeyecek durumda kalırsınız.burada verilen mesaj resmin can damarı sanıyorum
  • zizek'in* looking awry adlı kitabına esin kaynağı olan eser.