şükela:  tümü | bugün
  • amsterdam'da merkez istasyonun cok yakininda bulunan iskence muzesi. sehrin dort bir yaninda afisleri bulunan muzede farkli farkli odalarda calisan insanlarin amsterdam tarihiyle ilgili anlattigi hikayeler dinleniyor, insanlarin korkmasi icin efsaneler anlatiliyor. sonuc olarak ise oyunculuk 10 uzerinden 10, korkutma orani 10 uzerinden sifir.

    amsterdam'a gidip de illa korkmak isteyenler madame tussaudsteki korku tuneline tek basina gitmeliler. yuzde yuz korku ve adrenalin sagliyor.
  • bence "korku tüneli yihaaaa" amaçlı gidilmemesi gereken bir yer zira "bu ne lan?!" diye kalabilirsiniz.

    tek eleştirim budur çünkü gerek oyunculuk olsun gerek ambiyans olsun gerçekten çok eğlenceli ve çok güzel. amsterdam'ın 500 yıllık tarihiyle ilgili bilmediğiniz (tabi ki bilimsel şeyler değil gayet karanlık bilgiler) şeyler de duyabiliyorsunuz. hem ingilizce hem de hollandalıların kendi kullandıkları dil (flemenkçe, hollanda nederlands'ı, artık ne derseniz) ile oyunculuklar sergileniyor. zaten önemli olan oraya girdiğinizde konuşulanları anlamanız, ingilizce falan az biliyorsanız hiç girmeyin derim.

    --- spoiler ---

    - başta bir fotoğraf çekim sahnesi var, sıraya girdiğinizde lan bu millet niye bağırıp duruyor diye korkmayın.

    - bence hep önde durun ve önde gidin heyecanlı oluyor kapılardan falan ilk siz geçin olayı ne kadar içinde yaşarsanız o kadar tatlı.

    - cadı çok güzel, bardağa tükürüp içirme olayı ve seyircilerden bir kurban seçip kontrata imzalatması falan eğlenceli

    - mahkeme kesinlikle mükemmel, engizisyonların saçma kararları ile süper dalga geçiyorlar

    - en sondaki tren de buraya ne koysak lan tren koyak bari mantığıyla konmuş. hop fotoğraf da çekeriz veririz bunlara hesabı

    - aklıma geldikçe eklerim ben.

    --- spoiler ---

    çıkışta bir shop var ki sapan saçma ve violence üzerine binlerce eşya var. gezerken baya eğlenebilirsiniz, anahtarlıklar çok güzel bir tane alın derim.
  • fazladan zamanı ve parası olan saf turistleri gitmeden güzel bi s...lim mantığıyla oluşturulmuş mekan. korkmaktan değil ama gülmekten öldürür vallahi.
  • sol frame'de görünce amsterdam günlerini özletendir. red light ve coffee shoplardan sonra tek mekanda birkaç saat geçirdiğim tek yer olabilir. ha bir de sağlam kafayla gidin, yoksa boku çıkabiliyor.
  • fear is a funny thing sloganına sahip olduğundan dolayı "korkunçmuş" düşüncesinden sıyrılarak gidilmesi gerekir. evet gerdiği anlar var ama olay korkutmaktan ziyade eğlendirmek ve tarihi bilgi vermek. yarattıkları atmosfer oldukça başarılı özellikle ışıkların gittiği her an germeyi başarıyor. cinayet efsaneli oda aşırı başarılı. bununla birlikte korsanlı ve mahkemeli kısımlar kahkaha attırıyor. sonundaki aynalı labirent muazzam keyifli. bir an nerede durduğunuzu anlamıyorsunuz.

    interaktif bir gösteri olduğu için aradan insanları seçiyorlar şunu yap bunu yap diye. seçilmekten korkmayın zira sizi koydukları yerde efektlerden uzak kalıyorsunuz ve daha çok eğleniyorsunuz.

    burada küçük bir tüyo. baktınız ortam, oyuncular, ışıklar, sesler sizi gerdi, aniden bir şey fırlayacak diye rahatsız oldunuz. her odada bir acil çıkış kapısı var, girince onu bulup sırtınızı ona verin. oradan bir şey çıkmaz rahat edersiniz.
  • kilise ve müze gezmekten daha keyif aldığım aktivitedir. zaten amsterdam'da önünde sıra olan her yere girmekte fayda var, burası da o mekanlardan bir tanesi.
    girdiniz zaman kendinizi serbest bırakın ve o andan keyif almaya bakın. amaç korkmak değil, tiyatro izleyerek ve zaman zaman oyun içinde yer alarak güzel, eğlenceli vakit geçirmek.
    paranın sonuna kadar değen farklı bir deneyim daha, siz siz olun sağlam bir ingilizceniz yoksa girmeyin. ya da girecekseniz anlatılan hikayelerden ve konuşmalardan alacağınız zevkten mahrum kalmayı göze alın. ha orta seviye ingilizceniz varsa yine girin...

    gösteri sonrası "gelin şu işi istanbul'a getirelim" diyor insan. sağlam bir senaryo/hikaye ve detaylıca hazırlanmış kostümler ve ekipmanlar ile benzer bir konsept yapalım. tiyatrocular alın size girişimcilik.
  • iyi seviyede inglizceye sahip olmadan ve o şehrin tarihini az buçuk bilmeden tadı çıkmayacak aktivite. mesela the london dungeon'da jack the ripper'ın hikayesi anlatılırken, the san francisco dungeon'da alcatraz ile ilgili hikayeler anlatılıyor. sen şimdi jack the ripper kimdir bilmiyorsan, alcatraz hakkında herhangi bir bilgin yoksa ya da bunları bilsen bile ingilizcen iyi değilse bu aktiviteden zevk almazsın. yani kısaca i amsterdam yazısının önünde poz verip instagram'dan paylaşan ortalama bir türk turiste uygun bir aktivite değil.