şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir john fowles kitabı. kitabın önsözünde kendisininde de değindiği üzere ("this book was first published against the advice of almost everyone who read it") kitap, esasında tartışmaya açık birçok fikri ortaya koyarken, bir yandan insanı rahatlatan bir yandan da rahatsız eden bir anlatıma sahip olmasa da, böylesi kesitleri içermekte; john fowles'un o tatlı dili hala hükmediyor kitaba. ancak, birtakım kısımlarda çileden çıkarıyor, ardından yine yumuşatıyor sizi.
  • john fowles'ın 'nemo'su, kanaatlerin yumuşak karnına nasırlı ellerle dokunur.

    "nemo, bir insanın kendi boşunalığının ve geçiciliğinin duygusudur; göreceliliğinin, bağıllığının; gücül hiçliğinin duygusudur.
    ....
    nemo’yu yenilgiye uğratmanın başlıca iki yolu vardır: uyuşabilirim ya da çatışabilirim. içinde yaşadığım toplumla uyuşursam, önemli birisi olduğumu kanıtlayabilmek için, başarının kabul edilmiş simgelerini, statü simgelerini kullanacağım. bazı üniformalar başarılı olduğumu kanıtlar; bazıları başarısız olduğumu gizler. üniformanın çekici yanlarından bir tanesi, insanı, başarısızlığın suçunun bir bölümünün her zaman için grubun üzerine atabileceği bir duruma sokmasıdır. bir üniforma onu giyen herkesi eşit kılar. hepsi birlikte başarısızlığa uğrarlar; eğer başarı varsa, onu hepsi paylaşırlar.
    ...
    oswald, başkan kennedy’yi gerçek düşmanını öldürebilmek için öldürdü: yani, nemo’sunu. gerçekliğe karşı kör değil, tersine aşırı duyarlı bir adamdı. onu öldürmeye götüren şey hem kendi toplumunun hem de bütün sürecin zehirli adaletsizliğiydi. ondokuzuncu yüzyıl sonunun anarşist suikastçıları tekrar tekrar şunu doğruluyorlardı: yaptıklarını, kendilerini suikaste uğrayan kişilerle eşit kılabilmek için yapıyorlardı. birisi şöyle demişti: “şimdi o anımsandığı sürece ben de anımsanacağım.”
    alman halkı, hitler’in yaşamlarına egemen olmasına aynı nedenle izin verdi. bireyler gibi, ırklar ve ülkeler de önem, anlamlılık duygularını yitirebilirler. büyük bir diktatör bir üniforma gibidir; altındaki herkese nemo’nun yenilgiye uğratıldığı yanılsamasını verir.
    daha az zararlı bir düzeyde onu ünlüler ve başarılılara, film yıldızına, ‘kişilik’e, ‘ünlü kişi’ye duyulan kitle hayranlığında görüyoruz; dedikodu dergilerinin, çıplak kadın posterleri kültünün, ucuz yaşam öykülerinin, kadın dergileri tarafından yayılan taklitçi manyerizmlerin ve yaşama üsluplarının popülerliğinde görüyoruz. onu, her parlak sıradanlığa, her gelgeç başarıya cömertçe yöneltilen dikkatte görüyoruz. ürettiği her şeyi ‘büyük’ olarak gören hollywood değil yalnızca: halk bu sahte büyüklüğü istiyor.
    nemo en çok gelişmiş ve en iyi eğitilmiş olanlarda en güçlü, en ilkellerde ve cahillerde en zayıftır. böylelikle şurası açık ki, onun gücü sadece daha yüksek genel eğitim standartlarına erişildikçe değil, aynı zamanda dünyanın nüfusu büyüdükçe artabilir. boş zamana ve daha fazla ulaşılabilir bilgiye fırsat olduğu ölçüde, can sıkıntısı ve haset de artacaktır. sahneye korkunç zincirleme tepkiler çıkar: bireyler arttıkça her biri kendini daha az birey hisseder; adaletsizliği ve eşitsizliği daha açıkça gördükçe, daha çaresizleşmiş gözükürler; daha fazla bildikçe tanınmayı daha fazla isterler; ve tanınmayı daha fazla istedikçe de tanınmaları daha az olası olur."