şükela:  tümü | bugün
  • cat stevens'ın 1978 yılında çıkarttığı back to earth albümünün 5. parçasıdır.
    2 dakika 31 saniye sürmektedir.
  • michel hazanavicius'ın yazıp yönettiği 2011 yapımı bir filmmiş. trailerına burdan imdb sayfasına da burdan ulaşılabiliyormuş. bir türk filmi havası sezmedim değil *
  • filmekimi'nde gösterilecek, 2011 yapımı siyah beyaz sessiz film. heyecanla bekliyoruz.
  • tabii ki subjektif bir görüş ama filmekimi 2011'in en kıymetli parçası...

    sessiz filmlerin en bomba aktörlerinden birisi olan george valentin'in sesli filmler furyasının başlamasıyla hızlı bir şekilde kariyerinde yaşanan düşüş ve merkezinde bir aşk hikayesinin anlatıldığı film cannes film festivali'nde başrol oyuncusu jean dujardin'e en iyi aktör ödülünü kazandırdı.

    film bildiğimiz sessiz film. diyalogsuz, siyah-beyaz ve sessiz filmlerin çekildiği gibi 22 kare/saniye olarak çekilmiş. bunu yaparken de sadece nostalji seven kitleyi değil her izleyiciyi memnun bırakacak sağlam bir senaryo ve sanat yönetimi ile her karesinde izleyiciyi perdeye kilitliyor.

    ilk fırsatta izlenmeli...
  • öyle bir etkisi var ki; bitti, çıktım dolaştım kafa dağıttım geri geldim, yaklaşık bir saat sonra aynı salonda en babalardan dediğim yönetmenin filmini izlemeye başladım, başlar başlamaz başroldeki hanım kızın abartengiz oyunculuğuyla aman be dedim, ne de güzelimiş öyle sessiz diyalogları hayal ederek, dudakları okuyarak, orkestrayla müzikle katartik kütartik takılarak. cidden düşündürdü, sessiz film niye yok artık diye.
    başroldeki jean birader de birine benziyo fena ama çıkaramadım, o samimiyetsiz karakteri oynarken nasıl içten bir herif kendisi, gözünün içinden belli.
  • (bkz: tap dance)
  • sessiz sedasız filmler çağına özlem duyuyordum. hem de o dünleri hiç yaşamasam da. smokinli ve viskili ve purolu adamlar, abiyeli ve görkemli ve ince sigaralı kadınlar... saçma tesadüfler, abartılı oyunculuklar, güzel müzikler ve illa ki mutlu sonlar... neyse ki kendi çağımda yakaladım aynı tadı. the artist kışın ortasında sabahın en erken saatinde mahalle fırınından alınan sıcacık ekmek gibi. afiyet şimdi olmayacaksa ne zaman olacak ey dünyalılar?
  • 1920'li yıllara dönmek için paris'in arka sokaklarına gitmeme gerek kalmadı, bu filmi izledim..
  • filmekimi kapsamında izleyebildiklerim arasında kesinlikle en güzeli. açıkcası sessiz film olması en başta beni biraz düşündürse de izledikçe önyargılarımı kırmakla kalmayıp son derece eğlendim. ayrıca oyunculuklar için söylenebilecek kötü tek bir şey bile yok. kesinlikle izlenmeli

    edit: ne oscar mı, film eleştirmeni mi olsam acep.*
  • filmekimi kapsamında izlediğim filmlerin en güzeli. siyah beyaz çekimi, dansları, sessiz sinema gereği abartılı oyunculukları... hepsi çok güzel. olumsuz eleştirebileceğim belirgin hiçbir yönü yok filmin. sıcacık, insanın içini ısıtan nasıl desem yaşama isteğini arttıran bir film. özellikle depresyonda olanlara önerilir. her seviyede sinema izleyicisinin tat alabileceği güzellikte film. izleyin,izletin