şükela:  tümü | bugün
  • 1970 tarihli bir sam peckinpah filmi.
  • jason robards 'ın oynadığı, komedi ve westernin harmanlandığı güzide bir peckinpah filmi. cinci hoca tipli rahip karakteriyle antolojilere geçesidir.
    bir de hoş bir şarkısı vardır butterfly mornin diye, stella stevens'ın hafif petula clark'ımsı jason robards'ın ise hafif kartımsı bir sesle söylediği.

    ayrıca (bkz: harmanlanmak)
  • seyrişahane.. peckinpah'ın az bilinen başyapıtı. kendisi straw dogs'tan sonra gönlümdeki yerini daha bir üst seviyeye çıkardı bu filmiyle. siz imdb puanına bakmayın, amerika'lılara dokunmuş olabilir bu film. ayrıca the big lebowski'yi sevenlerin bu filmi de seveceklerini umuyorum.

    kısaca konudan bahsedecek olursak, çölde arkadaşları tarafından soyulan ve terkedilen, günlerce susuz kalan cable hogue, sonunda suya ulaşır ve kendisine güzel bir mesken inşa eder. olaylar gelişir..

    başrol oyuncumuz, usta jason robards, şehirde hiç bir zaman kendi olamayan, çölde ise kendi imparatorluğunu kurabilecek kendine güvene sahip, robinson cruise oynamayı seven, fahişeliğe bile bir yaşam tarzı olarak bakacak kadar geniş mezhepli olduğu gibi, ağır bir adamdır da..

    filmin en can alıcı anlarında giren leziz country şarkıları da seyre ayrı bir keyif katıyor.

    - spoiler işin tuzu biberidir -

    filmde birbirinden güzel iğnelemeler vardır. özellikle'de hristiyan alemine. kasabadaki çadırın düştüğü sahne ve rahibin "barış.. dostlarım. herşey yolunca girecek" demesi ve peder karakterinin daha nice incileri..

    david warner, straw dogs'tan da çıkarabileceğimiz muzip eleman, bu filmde kendini peder olarak gösteren joshua rolündedir ki filmin en eğlenceli karakteridir. kasabada hatunun evine girdigi sahne benim yuvarlandıgım anlardan biridir mesela.

    şu güzel replik de unutulmamalı :

    - kadınlara göğüsleri verirken tanrı, ne kadar da nazikmiş. tam doğru yerde ve doğru sayıda.. bunu farkettin mi?
    - başka nereye koyabilirdi ki sırtlarına mı?
    - bu da bir fikir.

    - spoiler işin tuzu biberidir -

    neyse efem, 70 tarihli bu güzide filmi kaçırmamanızı salık veririm.
  • the wild bunch ın hemen ardından gelmiş, eglenceli tarafından bir peckinpah westerni. hani denir ya dinlenmek için sakin bir şeyler çekmiş yönetmen, heh işte o hesaptan. şiddetin ozanı diye diye batı illerinde nam salan yönetmen, the ballad of cable hogue da şiddetin kıyısından dahi geçmiyor lakin kendi western anlayışına hakim olan iyi ve kötünün iç içe geçmişliği, eski adam motifi elde yine. ekseriyetle yavaş çekimi şiddetin estetiğinin hizmetine sunan yönetmen, bu işinde de hızlı çekimi komedinin hizmetine sunuyor. bunu ilk yapan o değil tabi, stiline farklılık katıyor ya ondan şeyediyorum.
    film, arkadaşları yüzünden içine düştüğü kötü durumu şansı sayesinde lehine çeviren high spirited bir karakterin incesinden intikam öyküsünü anlatıyor. baş karakter hayatta kalma motivasyonunu içinde bulundurdugu intikam güdüsüyle destekliyor. sonrasında hayatta kalmak için ihtiyacı olan "şey" aynı zamanda onun amiyane tabirle yırtmasına vesile oluyor. aşkı bulması da yine aynı eksen de dolanırken sarının kütle çekimine düşmesine denk geliyor. burda filmin kadınına da bi parantez açalım ve ekleyelim, bir feministi intihara sürükleyecek kadar kadın düşmanı olan yönetmenin, filmin kadına yaklaşımı genel filmografisine nazaran gayet yumuşak, hatta sevecen bile sayılabilir. sincap suratlı ladiest damn'd lady stella stevens da bunu ali mcgraw kadar olmasa da hakediyor, allah için. ama dedik ya filmografisine nazaran, yoksa hala daha arada bir iki tokat iniyor kadının erkeğin yanındaki yanagına.
    cable hogue dan devam edelim, çöl adamı kendisi, kasaba şehir hayatını kaldıramıyor. "yabancı" duruyor. hayata bakışı gayet freş, kompleksiz. yukarda bir yerlerde the dude dan bahis açılmış, hunharca üzerine basılmış. sadece aşkı için kendinden vazgeçecek, şehre inecek, bekliyor. intikamından sonraki motivasyonu da aşkı, ersin inşallah vuslata.
    son olarak the wild bunch ta eski günlerin bittiğinin habercisi addedilen otomobil burada da aynı işlevi görüyor. araba üzerinden vahşi batının mitinin bitişine tanık ediliyoruz, zira atsız kovboy mu olur? o vakit şaire kulak kabartıyoruz; otomobil icad olunur, zarifoglu ölür.
  • başlangıcındaki iguana sahnesi etkileyici, akılda kalıcı olan film.
  • 120 dakikalık, 1970 yapımı film.

    güzel, akıcı ve ilgi çekici bir seyirde başlayan film, orta kısımlara yaklaştıkça, gereksiz uzayan sahneleri ve zaman zaman "aşırı" sevimli sahneleri ile devirden düşüyor . lakin bunlara rağmen, özellikle özünde üzerine kurulduğu "american dream" altyapısı ile olsun, güzel dini göndermeleri ile olsun, yerinde oyunculukları ile olsun keyifli dakikalar teklif ediyor.

    western türündekileri genellikle sıcak öğlen ya da öğlen sonralarına bırakırım ama bu "sıcak" ankara akşamında da bu tekrarının iyi gittiğini söyleyebilirim.

    türü sevenler için zevkli ve değişik bir seçenek. aslında, makineler, hayatta kalma savaşları, amerikan varoluşları ve hülyaları, alttan sosyal ve siyasi mesajları da az değil..

    7 / 10.

    her eve imdb
  • stella stevens ateş parçasıdır bu filmde. güzeldir.

    http://4.bp.blogspot.com/…lehogue_stellastevens.png