şükela:  tümü | bugün
  • 1971 yapımı bir clint eastwood filmi. türkiye'de 1972 yılında kadın affetmez ismi ile gösterime girmiştir. don siegel'in yöetmenliğini yaptığı bu film hem kendisi hem de clint eastwood için farklı bir yapım olmuştur. filmde eastwood'a geraldine page, elizabeth hartman ve jo ann harris eşlik ederler. film, amerikan iç savaşı sırasında bir askerin hikayesini anlatmaktadır... şahsi fikrim filmin vasat olduğu yönünde ama clint eastwood bön bön kameraya baksa bile izleyebilirim açıkçası...

    (bkz: ukte dolması)
  • o kadar kovboy ve aksiyon filmi arasında 71* yılında play misty for me ile birlikte ayrılan bir film.

    clint eastwood'un oynadığı karakterin ayağını testere ile kıyır kıyır kestikleri bir sahne de barındırır ki, o kadar karılı kızlı* sahne arasında beni en çok etkileyen sahne olmuştur.
  • clint eastwood'un başrolünü üstlendiği don siegel filmi. siegel'la eastwood'un ortaklığından çıkan en farklı film. eastwood'un koca filmografisinin de en farklı filmlerinden kanımca. kuzey amerika'yla güneyin savaştığı bir dönemde (iç savaş döneminde) kuzeyli bir askerin yaralı bir halde güneyde bulunmasıyla başlayan film cinsel tansiyona (gerilime) yoğunlaşan bir filme dönüşür anbean. elemanımız kendisini çocuğundan yaşlısına kadar 10 kadınlı, erkeksiz bir ortamda bulunca uçkuruna sahip çıkamaz ve olaylar gelişir. ilginç bir atmosferi var. yukarıda sürreal denmiş, hakikaten öyle. öyle bir atmosferi mevcut ki o ortamın gerçekçiliğini sorgulamamak zorlaşıyor. farklı atmosferiyle dikkati çekiyor. öte yandan lezbiyen öpüşme sahnesi, grupça öpüşme sahnesi (seks sahnesi demek zor, çünkü sadece öpüşüyorlar), 13 yaşındaki çocuğu öpme sahnesi, 17 yaşındaki kızla sevişme sahnesi, ensest sahnesi (oha, ne çok şey varmış) mevcut. özellikle 70'te çekildiğinden lezbiyen öpüşme sahnesi ve ensestin işlenmesi şaşırtmadı değil. ama tabi bu sahneleri böyle yazınca erotik bir film olduğu sanılabilir. ama sanmayın. çünkü erotik bir film değil.

    film kötü değil ama iyi de değil. yani ortada bir yerde duruyor. seyri keyifli ama bu konudan daha iyi bir film yapabilirlerdi bence. konunun harcandığını düşünüyorum. cinsel tansiyon, yani gerilim vasat entrikalarla harcanmış. halbuki daha iyi yan öykülerle askerle kadınlar/kızlar arasındaki tansiyon/gerilim daha iyi işlenebilirdi. gerçi filmin gerilimli olduğunu da söylemek zor. ayrıca uzaktan cennet gibi görünen bir yerin cehenneme dönüşü de daha iyi işlenebilirdi. kısacası yukarıda bahsettiğim sahneler dışında pek şaşırtmayan film.

    sofia coppola'nın bu filmi tekrar çevirdiğini, daha doğrusu bu filmin uyarlandığı aynı adlı romanı tekrar uyarladığını belirtmek gerek. eastwood'un rolü colin farrell'a (irlandalı bir adama kuzey amerikalıyı oynatmak iyi bir fikir mi?), geraldine page'in okulun sahibi martha rolü nicole kidman'a, carol rolü elle fanning'e teslim edilmiş. edwina'yı bu kez kirsten dunst oynamış. amy'nin yaşıysa büyütülmüş nedense. zira bu filmde 13 yaşında ama 2. filmde 30'larında (game of thrones'dan oona chaplin oynamış). ilk film vasatı aşamadığından coppola daha iyisini yapma şansına sahip, umarım coppola da vasat entrikalarla bu şansı heba etmez.

    spoiler

    ya yukarıda adama uçkuruna sahip çıkamaz dedim ama gören de kadınları iffetli sanacak. ekranda doğru dürüst gözükmeyen kızları es geçersek herkes aç durumda. martha da askeri istiyor, 17 yaşındaki aç carol da, ona gerçekten aşık olan edwina da. yani millet aç aç... gene de elemanımız her çiçeği koklamamalı, kendisine hakim olmalıydı. gerçi kadınların adamı öldürmelerinin bahanesi yok.

    spoiler
  • 1966 yilinda thomas p. cullinan tarafindan yazilan ve amerikan kuzey guney savasi sirasinda guneyde yasayan iki kiz kardesin islettigi kiz yetistirme yurduna, kuzey icin savasan bir irlanda'li adamin yarali olarak yine yurdun en genc ogrencisi tarafindan getirilmesi sonrasinda gelisen olaylarin yurtta yasayan kadinlarin gozunden anlatildigi "a painted devil" adli romanin sinema uyarlamasidir. 1.cisi don siegel tarafindan cekilen film sofia coppola tarafindan 2016 sonbaharinda yeniden cekilmistir ve 2017 yazinda sinemalara gelmesi beklenmektedir. basrollerinde colin farrell, nicole kidman, kirsten dunst ve elle fanning'in oldugu filmin erkek kahramani orjinal romanda irlandalidir. dolayisiyla eger filmde kahramanin irlanda aksani ile konusmasi dusunuluyorsa irlandali aktor colin farrel'in kadinlari kendi cikarlari icin cok iyi sekilde idare eden bu karakter icin secilmesi isabetli bir karar olabilir.

    aslinda sofia coppola yapilmis bir filmi yeniden cekmeye hic sicak bakmiyor. onceleri bu filmi yeniden cekme konusunda cekincesi varmis. ancak filmi seyredince konusu oldukca zengin ve cinsel gerilimi yuksek olan bu hikayeyi bir de kadinlarin penceresinden anlatma dusuncesi ilginc gelmeye baslamis . onceleri erkek kahraman olarak colin farrel aklinda yokmus. farkli erkek oyuncularla gorusmeler yapmis ancak daha sonra danismaninin onerisi uzerine colin farrell'la gorusmus. kuzeyli bir asker olan erkek karakterin, narin guneyli kadinlarla buyuk bir tezat olusturacak sekilde erkeksi, karizmatik, seksi ama ayni zamanda gizemli ve anlasilmasi zor bir karakter olmasi gerektigini belirten coppola cok karizmatik ve cekici olarak degerlendigi colin farrell'in bu hikaye icin cok uygun olduguna karar vermis. filmin esinlendigi orjinal kitapta ve filmin clint eastwood versiyonunda yer alan kole karakteri ise tam hakkini veremeyecegini dusunerek ve kadinlarin tamamiyla yardimsiz kalmalarini istedigi icin hikayeye dahil etmemis.

    orjinal kitapta olaylar tamamiyla kadinlarin gozunden anlatiliyor ve erkek kahramanin firsatciligi clint eastwood versiyonundaki gibi hemen belirgin degil. ayrica yine ilk filmdeki gibi cinsel sahneler yok. buna ragmen kitabi okurken cinsel gerilimi surekli hissediyorsunuz. erkek kahraman ilk baslarda gayet nazik, iyi huylu bir asker gorunumunde ancak kitabin ilerleyen bolumlerinde yavas yavas ne kadar firsatci oldugu ortaya cikiyor. o yuzden coppola'nin versiyonunun nasil olacagini ve kitabi ne kadar yansitacagini cok merak ediyorum.

    sofia coppola bu filmle 70. cannes festival'inde "en iyi yonetmen" odulunu alarak festival tarihinde sovyet yonetmen yuliya solntseva'dan sonra bu odulu olan ikinci kadin yonetmen oldu.

    edit: imla.
    edit: ılk fragman super gozukuyor: https://www.youtube.com/watch?v=grkxyeowfco
    edit: 70. cannes film festival'inde yarisma kategorisine secildi.
    edit: sofia coppola'nin gorusleri.
    edit: cannes festival 2017 results.
  • bende ne kadar hayranlık uyandıran kadın varsa toplamışlar cast'e.

    nicole kidman (50), kirsten dunst (35), elle fanning (19). kombo mahiyetinde bir de 65'lik hottie olarak ısabelle huppert veya sigourney weaver, 80'lik nine olarak da jane fonda veya sophia loren olabilirmiş.

    bu ne lan böyle??? tövbe bisss--
  • the beguiled”, amerikan kuzey-guney savaşı sırasında kuzeyliler adına savasirken yaralanan parali asker irlandalı onbası john mcburney’nin (colinfarrell) okulun en genc ogrencisi (oonalaurence) amy tarafindan mantar toplarken farkedilmesinden sonra martha farnsworth (nicolekidman) tarafından yönetilen ve edwina morrow’un (kirsten'in yardım ettiği) yardimci olarak calistigi kiz yetistirme yurduna getirilmesinin ardindan gelisen olaylari anlatiyor. yurt sakinleri, yarali askeri konfederasyon askerlerine teslim edip etmemeyi aralarinda tartistiktan sonra cok fazla yasayacakmis gibi durmayan onbasinin yaralarini sarmanin hristiyanligin bir geregi oldugunu vurgulayarak onu yurda almaya karar verirler. düşman askeri ile ilgili çekinceleri olsa da mcburney’nin erkeksi varligina ilgisiz kalamazlar. surekli kontrollu ve celik gibi bir kadin olan miss martha bile baygin durumda yatan mcburney’in vucudunu temizlerken kendine hakim olmakta oldukca gucluk ceker (coppola’nin merceginden mcburney’in yakin cekim vucudunu yakinda detayli bir sekilde gorunce ms. martha’ya hak vermemek elde degil). mcburney iyilestikce, okulun genc ve yetiskin bayanlari onun dikkatini cekmek icin birbirleriyle yarismaya baslarlar. mcburney oldukca tatli dilli ve cekici bir adamdir. sansina inanamayan mcburney savastan mumkun oldukca uzak durmak icin onlar hakkinda yavas yavas bilgi toplarayarak ve ogrendiklerine gore okulun sakinlerini idare ederek okulda kalmaya calisir. bayan martha'nın ne kadar guclu bir kadin oldugunu soyler, ergenlik yasindaki kizlara bir baba gibi davranir, oldukca hassas olan edwina'yı övgüler yagdirir ve onu sevdigini soyler, okulun yetiskin genc kizlarindan olan ve cinselligi yeni yeni kesfeden alicia'nın (ellefanning) kur yapmasina kayitsiz kalmaz. istenmeyen misafir ve okul sakinleri birbirlerine iyice alistiklarinda miss martha mcburney’e yarasinin iyilestigini soyler ve gitmesi gerektigini ima eder. mcburney hic yapmamasi gereken bir sey yapar ve bunu da aci bir sekilde oder.

    coppola’nin oldukca kontrollu ayni zamanda da cazip bir hikaye anlatma sekli var. filmi begendim ancak bitirdikten sonra keske biraz daha uzun olsaydi demekten kendimi alamadim; yeterli gelmedi. goruntu yonetmenligini philippe le sourd’un yaptigi filminin goruntuleri cok guzel. dogal ısık ve mum isigi altinda cekilen filmin keyfine varmak istiyorsaniz kesinlikle sinemada izleyin. film sirasinda arka planda calan bir muzik yok ancak ara sira savasin varligini size animsatan top seslerini duyuyorsunuz. bu da karakterler arasindaki ufak ama anlamli bakismalarin daha cok farkedilmesini sagliyor. oyuncu kadrosu isini cok iyi yapmis. ancak colin farrell, kirsten dunst ve nicole kidman abartiya kacmadan cok guclu bir performans gostermisler. colin farrell, kendi ırlanda aksaniyla konustugu icin karakter daha da cekici bir hale gelmis.

    *** bu noktadan sonra spoiler içerebilir ***

    film, thomas p. cullinan'ın 1996 yilinda yazdıgı "a painted devil" adli bir romanin ikinci uyarlamasi. kitapta yatılı okul farnsworth kızkardeşler tarafından yönetiliyor. hikaye, her öğrencinin, farnsworth kızkardeşlerin ve bu filmde çıkartılmış (dolayisiyla amerika’da oldukca gurultu koparan) ama don siegel'in ilk uyarlamasında bulunan mattie adlı zenci kole kadinin perspektifinden anlatılıyor. hikayede acikca anlatilan bir cinsellik yok ancak her karakterin dusuncelerini okurken cinsel gerilimin yavas yavas yukseldigini hissediyorsunuz. ayrica, mcburney'in niyeti ilk once cok belli degil. icten bir insan gibi duruyor. bence coppola'nın filmi romandaki karaktere siegel'in uyarlamasindan daha yakin olmus. kitapta edwina yardimcidan ziyade diger kizlarla iyi gecinemeyen ancak parası olan ve digerlerine gore daha olgun bir öğrenci. ayni zamanda melez ancak yurtta kimse bunu bilmiyor. kole mattie'nin dusuncelerinden, farnsworth kardeslerin gecmisini, martha farnsworth'un erkek kardeşiyle arasında olan ensest ilişkiyi ve mcburney’in ona olan benzerliğini ve diger ögrenciler hakkindaki bazi gercekleri ogreniyoruz. bundan dolayı bence coppola’nin kole karakteri filminde islememis olmasi filmi cok etkilemiyor; cunku coppola gecmisle degil karakterlerin o anki iliskisiyle ilgileniyor. coppola icin kuzey-guney savasi da sadece arka planda kalan bir goruntuden ibaret.