şükela:  tümü | bugün
  • "seven doors of death" olarak da bilinen filmdir.
    20.000 adet basılmı$, metal kutuda, limited edition dvdsi mevcuttur.
  • çekildiği yıla göre değerlendirildiğinde (1981) gerçekten oldukça ba$arılı, hatta süper bir gore olduğu sonucuna varılabilir.
    ama 1981'de de eminim ingilizce bundan çok farklı değildi ve insanlar morg kapısına "do not entry" ibaresi koymuyolardı. böyle bir amelelikten dolayı lucio fulci amcama da selam ederim.
  • 1990lı yılların başlarında iki albüm ("crawl", "chasm") yaptıktan sonra dağılan, ingiltere kökenli, yer yer thrash tadlarına varan sert gitarlı, duran duran tarzı bir vokali olan, delişmen, hafif progresif bir rock grubu. müziklerini geniş kitlelere yaymayı beceremedikleri için emi ile olan anlaşmaları iptal edilmiş, yeni kurdukları grup gorilla ile daha mainstream bir şeyler yapmaya çalışacaklarken iki epden sonra bundan da vazgeçen, akıbeti belirsiz, hiç bir mp3ü download edilemeyen, her yerde albümleri "out of stock" statüsünde olan, ne alınır, ne çalınır grup. (kişisel not: sırf kapağını beğendiğim için lisedeyken zihniden crawl albümü çektirmiş, daha sonra atlantiste iki kırkbeşlikten oluşan bir eplerini bulmuştum. uzunca bir süre de favori gruplarım arasındaydılar. cd teknolojisine geçerken kaynadı gitti.)

    edit: "crawl" albümünü ebayden 1 doların altında bir ücrete buy it now ile almak mümkün. en son 8-10 tane vardı. "chasm" albümünün sadece japon baskısı bulunabiliyor (amazon shopstan), o da 19 dolar, tek kopya buldum, onu da ben aldım. sorarsanız ki değer mi diye, evet, kesinlikle değer.
  • bu filimde birde unutulmaz plumber karakteri vardır.adam su basan zemin katına iner ,bıkmadan usanmadan sırayla butun duvarları kapıları,kolonları yıkar en son bir duvara daha ulasır tam ellerine tükürmüş kazmayı indirecekken duvar çözülmeye başlar, ortasında bir delik olursur meraklı pompacı dayanamaz ve kafasını içeri sokar tabii bu onun sonu olur aynı zamanda farkında olmadan cehenneme acılan 7 kapıdan birinide acmıştır bu arada.
  • therapy?'nin davulcusu neil cooper'ın eski grubu.
  • filmin adı "zombi 3" diye de geçer.
    diğer iki filmin altyazısı bulunsa da, "the beyond"un altyazılarını bulmak zordur.
    en azından ben bulamadım.
  • şahane bir korku filmidir...yalnız konuşulan ingilizcenin telaffuzu epey tuhaf geliyor...hastanede geçen sahneleri oldukça iyidir...bir de küvetten çıkan adamın,o sahnedeki hatun kişinin gözünü duvardaki çiviyle çıkarma sahnesi vardır ki dadından yenmez.
  • fulci'nin mide kaldırıcı filmlerinden birisi.

    http://oncewestern.blogspot.com/…009/02/beyond.html
  • sabi sübyanken neşe,korku,hüzün vb hislerimi coşturmuş şeyleri bir süredir tekrar gözden geçiriyorum,elimin altında internet gibi bir nimet,ruhumda da ezelden ebede orospu çocukluğu olduğu için seksenlerde çekilmiş perili,zombili,hörrlü filmleri indirip izlemeye başladım,bir seri istismar sineması,giallo,hollywood yapımı arasında the beyond malesef üzülerek söylüyorum ,izlerken korkmak yerine baygınlık geçirdiğim bir film olarak kişisel belleğimde güncellenmiştir,keşke çocukken izleyip altıma sıçtığım filmler için ayırdığım bölümde öyle tozlu tozlu saklı kalsaymış,nitekim ayrıldıktan sonra zaman zaman akla düşen,lakin karşılaşınca beş dakka dayanılamayan eski sevgili olduk bir buçuk saat boyunca.

    zamanının ötesinde gore işçiliğini kenarda bırakırsak,bilhassa senaryonun gidişatıyla akıl sağlığından çalacak kertede kötüymüş hakkaten.korku filminde senaryo ne kadar zayıf olursa olsun,içerikteki kan ve vahşet dozunun tatmin ettiği,kurabiye canavarı gibi korku filmi götüren ciddi bir sinemasever kitle var bu dünyada ve sanırım imdb de de "görece" yüksek puanlı bir film olmasında bunun payı çok fazla.

    mesela küvetten çıkan zombinin temizlikçi hatuna ne yapmasını beklersiniz?yemesi lazım değil mi?bizim gerizekalı zombi kardeşimizin mücadelesi kadının kafasını çivili duvara geçirebilmek için oluyor,salt öldürmek güdüsüyle hareket eden bir zombiyi izliyoruz...garip tabi.bir diğer enteresan sahne şu kütüphanede geçen.vatandaş dört köşe kapalı kütüphanenin içinde şimşek çakınca teke zortlatması oluyor ve kafa üstü çakılıp hakkın rahmetine kavuşuyor,kavuştuğunu gözleri faltaşı gibi açıkken bedeninin tamamen hareketsiz oluşundan anlıyoruz,sonra nereden peydah oldukları belirsiz kafam kadar örümcekler ortama doluşup herifi yemeye başlıyor,abartısız bir beş dakka bu tarantulaların insan ziyafetini izliyoruz,ayrıca bir yandan da ölmüş olan herifin sırf gore dozu maksimizasyonu aşkına aslında henüz ölmemiş olduğunu anlıyoruz,tarantulalar herifi sindirirken gözleri sağa sola bakıyor.son yirmi dakkada falan sikerim evini lanetini deyip zombi konseptine tam manevra yapıyor fulci,(hastane sahnesi) cehennemin kapılarının açık kalması sebebiyle cereyandan etkilenerek dirilen zombiler ne hikmetse makine kimya endüstrisi mühimmatı kafaya yiyince geberiyor,ne hikmetse diyorum çünkü zombiler bu filmde kimyasal vs etkisiyle değil süpernatürel etkenler,lanet vb bir sebepten diriliyor.neyse mantığın sınırlarını zorlayan tonla detay içeren bir filmmiş.lanetli ev konseptiyle zombi filmi arasında bir denge kurmak istenmiş,fırlayan gözler,parçalanan gırtlaktan bahçe hortumu gibi foşur foşur kan akmasıyla tamamen de görselden medet umuluştur,günümüzde izlenmemelidir,zaman kaybıdır.
  • 1981 yılına göre bayaa iyi ama şimdi izlenirse gülmekten altınıza sıçabileceğiniz film.ablamla en çok güldüğümüz arkada kara şimşek tarzı çalan müzikti.ha birkaç sahnesi gerçekten iyiydi.aslında benim de izlemeye pek niyetim yoktu ama kuzen "lan bi film buldum ilk 30 dakikasını izleyemedim,çok korkunç" falan tarzı şeyler söyledi.bu filmi tavsiye eden kuzenim el-cin den ödü bokuna karışmış biridir.
    --- spoiler ---

    lan filmin sonlarına doğru adam üstüne gelen zombimsi insanları ne biçim bir soğukkanlılıkla vuruyor.sanki birazdan ölecek olan benim.ağır ağır "asansöre gir" demeler,adamların kafasına sıkması gerekirken ki bunu farketti hala gövde bölgelerine sıkması.oyunculuğu pek yapamamış orda.bi cehenneme girdi öyle korktu.onda da korkmasa ekrana girip dalacaktım nerdeyse

    --- spoiler ---

    film 1981 yapımı ve güldürse de yine izletiyor ama bir the shining değil.