şükela:  tümü | bugün
  • sosyal medya, doğru kullanıldığında, çok şey öğrenmek için mükemmel bir ortam. twitter'da aklın gözü adlı hesap da bunlardan biri bana göre.

    bicameral mind'dan bahsettiği tweet'ler çok ilginç. biraz araştırınca, işin ucu çok tuhaf yerlere gidiyor..:)) julyan janes, bu kuramı ilk ortaya atan bilim insanı ve freud ile eş değer görülüyor. bazı insanlar, sıkışınca çözümü olmayan, hayal dünyalarında yarattıkları fictional karakterlerle açıklama yolunu çizmişler ve bu abi de bilimsel olarak ti'ye alıyor ve iyi de ediyor..:))

    daha önce pelin batu da bu konuda bir yazı yazmış. buyrun..

    tanrıların sessizliği,
    eski insanların rüyaları neydi? sizce antik çağda insanlık bizim gibi mi düş kuruyordu? bunu pek çoğumuzun sorguladığını düşünmüyorum. genel kanaat, insanların rüyaları, rüya kurma biçimlerinin değişmediğidir. bugün, rüyalarımızda bin bir macera yaşayıp, uçup, kaçıp, zihnimizin bir filmi içinde yüzüyoruz. oysa julian jaynes’e göre eski dönemlerde insanların rüyaları çoğunlukla tek tipti; kendilerini yatakta, bir tanrı ya da atadan mesaj alırken düşlüyorlardı. peki bu neye işaret ediyor?
    kimdir julian jaynes ve neden rüyalar alemini deşiyor?
    jaynes, kimilerine göre freud’dan sonra dünyaya gelmiş en mühim psikolog ve teorisyen. princeton üniversitesi yıllarında kaleme aldığı “iki kısımlı zihinde kırılma ile bilincin kökeni” (the origin of consciousness in the breakdown of the bicameral mind) dünyanın en tuhaf, düşündürücü eserlerinden biri. psikoloji, antropoloji, arkeoloji, teoloji, antik edebiyat, nöroloji sularında gezen kitap aslında insanlığın nasıl düşünmeye başladığını anlatıyor. bilincin, doğuştan değil, bir süre sonra çıktığını iddia ediyor. böylece dinlerin neden ve nasıl doğduğuna da değinmiş oluyor. o yüzden kitap birçok insanı ifrit edebilir.
    jaynes’e göre eski insanlarda bilinç yoktu. ilyada yazıldığı zaman, yani yaklaşık m.ö. 1000 yılına kadar insanın iki kısımlı beyni tam anlamıyla bölünmüştü. korku ve stres anında sol beyin, sağ beyinden gelen halüsinasyon ve seslerle “yatıştırılıyor”- bu sesin bir tanrı ya da başbuğ tarafından geldiğine inanan insan, hemen rahatlayıp itaat etmeye başlıyordu. yani dinler, tanrı sesi duyduğunu düşünen kişiler tarafından inmiştir demeye getiriyor jaynes. o dönemin insanlarını kontrolsüzce ses duyan günümüz şizofrenlerine benzetiyor. çevirmenleri antik çağ insanlarına modern zihniyet yerleştirmekle eleştiriyor zira “tanrılar, hayal mahsulü değil, sinir sistemlerinin, büyük olasılıkla sağ beyinlerinin ürünüydü” diyor.
    antik çağın insanlarına tanrılar ve ilham perileri “konuşuyor.” sağ beyinden gelen sesler, onlara şiir ve destanlar fısıldıyor. antik çağın tanrıları, gılgamış’ın, eski ahit’teki amos’un tanrıları, kibirleriyle, zaaflarıyla, kızgınlıklarıyla insanlara benziyor çünkü jaynes’e göre onlar insanlığın kafa sesleri. m.ö. 2. milenyumda, yani odysseus’un yazıldığı döneme gelindiğinde ise bir şeyler değişmeye başlıyor. depremler, salgınlar ve büyük toplumsal değişimlerin olduğu bir zamanda bilinç doğuyor. işte tam da bu büyük değişim döneminde kahinler ve dualar patlıyor çünkü artık tanrıların sesi kesilmiş oluyor.
    kitap 1976 yılında çıktığında çok konuşulmuştu. john updike ve marshall mcluhan gibi yazarlar jaynes’i övgüye boğmuştu. 1999 yılında, yani eser yayımlandığından otuz sene sonra, beyin üzerinde yapılan deneyler gerçekten de jaynes’in dediği gibi duyumsal halüsinasyonların sağ beyinden, yani dilin hükmettiği yarıdan geldiğini kanıtladı. bugün özellikle amerika’da yine gündemde çünkü jaynes’in eserleri, bilimin yeni keşifleri ışığında tekrar değerlendirilmeye başlandı. bilim insanlarının deyimiyle günümüz şizofrenlerine yakın “zombi zihninden” bilinçli zihne, dilin hükmettiği zihin yapısına geçiyoruz 3000 yıl kadar önce. ama anlaşılıyor ki, tanrıların sessizliği bizi hala acıtıyor.
    `:http://www.milliyet.com.tr/…rin-sessizligi-1681431/`

    günümüzde "deli" olarka tanımlanan profillerin, geçmişte yüceltilmesinin nedenleri üzerinde duruluyor.

    ek olarak..
    `:http://s-f-walker.org.uk/…igin_of_consciousness.pdf`
    `:http://www.functionalneurology.com/…iral/index.html`
  • insanoğlunun ilk atası primatların bugünkü insan gibi nasıl düşünmeye başladığı konusuna ışık tutan muhteşem bir teori.
    ayrıca yaratıcının, bu teorinin temelini oluşturan, gelişmekte olan beyindeki tanrı kavramının yardımıyla insanı bugünkü şekline evrimleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.
    bu deist bakış açısıyla yorumlama aslında inançlı aynı zamanda sorgulayan insanlar için de gizem olan bir konuyu aydınlatmaktadır.