şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kevin costner)
  • sinemada çılgınca alkışlanmış olan iki oyuncu vardır, arnold ve kevin. birincisi asta la vista baby repliğiyle, ikincisi ise söz konusu filmdeki (bodyguard yani) samuray kılıcıyla kadıköy süreyya'da yeri göğü inletmişlerdir. *
  • kevin costner (frank farmer) ve whitney houston (rachel marron) un başrollerini paylaştığı 130 dakikalık inanılmaz film. 1992 yapımı, yönetmenliğini mick jackson yapmış. senaryo lawrence kasdan'a ait.
  • jet lee abimizin zhong nan hai bao biao isimli filminin dunyada ki diger ismi.
  • televizyonda en çok verilen film rekoru olmasa da, televizyonda en çok karşılaştığım film kişisel rekorumu kırmış filmdir. işin enteresanı her defasında tekrar izlememdir*...
  • filmin başkarakteri frank farmer* en hasından bir kütük olsa da, yojimbo'yu 60 küsür kez izlediğini itiraf ederek sinema mevzuunda zevk sahibi olduğunu kanıtlamıştır.
  • ne kadar güzel olduğunu unuttuğumuz film. meğer whitney ablanın renkleri, kemik yapısı, sesi ne güzelmiş; kevin abi bir zamanlar ne kadar gençmiş.. ama sanki şimdiki kadar yakışıklı değil miymiş ne? vakit ayırıp tekrar izlemek lazım her 5 senede bir.
  • hesaplarıma göre ilk izlediğimde 7 veya sekiz* yaşındaydım. filmin olayını hakkaten sağlam kavramamıştım ama tekrar izleyince hasta olmuştum.

    şimdi tekrar izleyince, 10larca farklı ayrıntı yakalıyor insan. meğer ne filmmiş. kevin costner'ın gözlüklerinin gözlerini göstermeyip whitney'in*kilerin göstermesi. kevin abinin içki içtiği zaman bile portakal suyuna sadık kalacak kadar disiplin ve düzen üstüne kurulu bir yaşamı olması. kendine ters gelen şeyleri değiştirmek yerine, benim sorumluluğumda değilse bana ne, diyip çekip gitmesi.(bunun genel olarak güzel bir özellik olmasını beklemiyorum ama bu filmde bu karaktere yakışıyo be kardeşim)

    pek iddialı olacak ama, zamanına göre biraz fazla bir filmmiş. şimdi çekilse, eminim ki o karakterleri daha iyi canlandıran tipler olabilir, daha iyi efektler, sahneler olur falan filan... fakat filmin büyüsü bu konuda kendini hissettiriyor... filmdeki kostümleri, arabaları falan bir kenara bıraksak, film hiçte eski falan durmuyor. soundtrack şarkılarının birçoğu hala efsane sayılabilir ve bana kalırsa bir çok yeni filmin soundtrackine kıyasla, filmi çok daha iyi anlatıyor ve filme daha iyi oturuyor.

    başka iddialı bir laf olacak ama, kevin costner'ın oynayıp ta hakkını verdiği ve akıllara kazılı olduğu film sayısını arttıran bir film oldu benim gözümde. (bkz: field of dreams) (bkz: robin hood) (bkz: dances with wolves) (bkz: jfk)

    çocukluktan beri akılda kalmış bir filmi, hakkını vere vere seyretmek çok farklı bir duyguymuş.(yoksa niye bu kadar entry kastırsın adama)

    ne varsa eskilerde var lafının savunucularının, deliller hanesine bir ekleme.
  • kevin costner'ın bu filmdeki "elma yerken adam dövme"sinden öylesine etkilenmişim ki bu o gün bugündür elmaları bıcakla dilimleyerek yerim.
  • çekildikten 15 yıl sonra ilk defa seyredince insana pek de çekici gelmiyor. daha doğrusu kendine o kadar bağlayamıyor. bir sürü hata buluyorsun falan. ya da "yok burası olmamış" falan diyorsun. ya da ne bileyim çekim sırasında arka camdan ses kaydı için uzatılan mikrofonu görüyorsun. ama anladığım şudur ki bu filmi en az 10 sene önce seyredenlerdeki yeri ayrı. keşke 10 sene önce seyretseymişim diyesim geliyor.