şükela:  tümü | bugün
  • naomi watts, jacob tremblay, jaeden lieberher, sarah silverman, lee pace, maddie ziegler ve dean norris'in başrolünde olduğu drama. filmin yönetmeni colin trevorrow. amerika vizyon tarihi 16 haziran 2017.

    poster
    fragman
  • tanıtım bilgilerinde zeki çocuk olduğunu görünce hemen gifted gibi bir film zannederek izlemeye başladığım ama alakası olmayan film. filmin ilk yarısı dram ve ikinci yarısı dram/gerilim karışık. filmde zeki bir çocuk olmanın, yetişkin olmak zorunda kalan bir çocuk olmanın ve annesi yerine her kararın sorumluluğunu alan bir çocuk almanın zorlukları insanın yüzüne çarpıyor. bu tarz filmleri seviyorsanız, bunu da çok seversiniz.

    uyarı: bundan sonrasını filmi izlemeden okumayın, dev spoiler çünkü.

    --- spoiler ---

    doktorun henry'e durumunu anlatırken cümle kuramaması, buna karşılık henry'nin hastalığını ve durumunu doktora bir çırpıda anlatması, mri sonuçlarına bakması ve anlaması çok acıydı.

    henry'nin kardeşine kendi ölümünden sonra yapmasını istediği şeyi anlatırken after... after... diye cümle kuramaması, bir çocuğun yakında öleceğini bilmesi ve sonrasını hayatındaki diğer insanlar için düşünmek zorunda kalması hiçbir çocuğun yaşamaması gereken bir yük, izlemesi bile zordu.

    annesinin sen bir çocuksun diyerek vazgeçmesi ama adama da haddini bildirmesi filmin en iç rahatlatan sahnesiydi.

    --- spoiler ---
  • herşeyden önce hulusi kentmen yeşilçam için nasıl bir baba figürüyse naomi watts da benim için, her filminden sonra daha da ideal anne figürü oluyor. bu durum en seksi döneminde bile böyleyken bu orta yaşlı küt saçlı haliyle iyice kemikleşirti.
    film için tanım gerekirse ilk yarısı ismine ve afişine oldukça uygunken ikinci yarısı oldukça farklı filmlerden. konu ilgi çekici ve sürükleyici, oyunculuklar iyi, izlenebilitesi yüksek.
    beğenmediğim yanlarına geçersek:

    --- spoiler ---

    özellikle ilk yarı konu henry'nin dehası ve sorumlulukları, arka planda da christina'nın mağduriyetiyken bu durumların üzerinden çok yüzeysel geçilmiş. henry belki en alakasız olduğu tıp alanında bile beyin cerrahı kıvamındayken asıl ilgi alanı olan finansal konularda nasıl coşabileceğini bile göremiyoruz.
    2. yarıya seyircinin öfkeli girmesi için de glenn sickleman'ın canavarlığının gösterilmesi gerekiyordu ama hank reisin önceki hatrı ve yarattığı istismarın oldukça soft gösterilmesi de beni o moda sokamadı. anladığım kadarıyla kızın fiziki ve ruh halinin çevresinden farkedilecek kadar bariz olmasını istemediler ama en azından ev gözetlenirken adamın pisliğini biraz netleştirip seyirciyi kinlendirebilirlerdi.
    kasetin nasıl çekildiği ve nasıl dinlendiği mantık tırmalıyor. tam zamanında gelen komutlar ya da durum tespitleri hoş bir akış yaratsa da seyircinin aklıyla dalga geçiyor. en azından başta bir kere baştan sona dinlediğini ve sonra durdurarak ilerlediğini görseydik.
    filme ismini veren cinayet planı da üzerine kitap yazılacak dahiyane bir plan değil ne yazık ki. olayın özeti 'para çek, şuradan silah al, biraz atış çalış, gösteri gecesi de herifi evden çıkar vur. arada da velayet kağıdı imzalat.' yazsa da olay böyle gelişirdi sanırım.

    --- spoiler ---
  • bir numaralı şekerparenin sihir gösterisi, christina'nın sahnesiyle akıllara kazınan, hank'ın rolünü erken terk ettiği halde yıldızlaştığını düşündüren 140 dakika.
  • iyi bir drama.

    hakkında bu kadar az şey yazıldığına göre, bahsedilmesi gereken birçok yönü kalıyor aslında geriye. yine de her şeyin ötesinde, filmde dikkat çekici detaylardan biri, kitap ya da başka bir ifadeyle defter meselesi. bu da amerikan sinemasının bir klişesi belki, ama bilhassa türkiye izleyicisinin buradan bir mesaj alması iyi olurdu. teknolojinin bu denli geliştiği ve dahası işlevsel ve yaygın biçimde kullanıldığı bir ülkede, -velev ki bir imaj çalışması olsun- yazmak ve okumak eylemlerine; kitap, defter denilen objelere bu denli yoğun bir göndermede bulunulmasını önemsemek gerekiyor.

    sanırım anlasak iyi olacak: yazmak ve okumak, hepimizin hayatı için, zannettiğimizden daha çok şey ifade ediyor.

    sadece bu yönüyle bile saygı duyduğum bir film oldu. mutlulukla izledim.
  • çok sık film izlemesemde -genelde anime izliyorum- can sıkıntısının baş gösterdiği bu saatlerde, unutulmazfilmler adlı güzide film izleme sitemde gerilim türünde yavaşça izleyecek film arıyordum ve kendisini keşfettim, henry'nin zekası, annenin şefkat ve muzipliği, kardeşinin çocuksu yanı ile izlerken büyük zevk aldım. filmin sonuna doğru, hatta en önemli anında ağlamanın eşiğine geldim. filmin son sahnesi ile oyuncu ile aynı anda aynı repliği söyleyerek ağladım. kesinlikle izlenmesi gereken, iç burkan ve sizi müthiş bir seyir zevki veren filmdir.
  • neden bu kadar az puan ve az yorum aldığını merak ettiğim sıcacık bir film. sıkmıyor. klişe değil. oyunculuk gayet iyi. breaking bad'deki hank var. daha ne olsun...

    ...kesinlikle yatırım tavsiyesidir.