şükela:  tümü | bugün
  • david eagleman'in yeni kitabı.

    büyük ilgi gören kitabı ıncognito ile nörobilimi geniş kitlelerle buluşturan david eagleman, bizi içimizdeki kozmosa doğru hızlı ve nefes kesici bir yolculuğa çıkarıyor: gerçek nedir? "sen" kimsin? nasıl karar veriyorsun? beynin neden başkalarına ihtiyaç duyuyor? teknoloji "insan olmak"ın anlamını değiştirebilir mi?

    durak durak ilerleyen bu büyüleyici yolculuk ekstrem sporlar dünyasından ceza hukukuna, yüz ifademizden beyin ameliyatlarına, içgüdülerden ölümsüzlük arayışına kadar uzanıyor. yol üstünde, muazzam karmaşıklık barındıran beyin hücreleri ve onları birbirine bağlayan trilyonlarca sinirin arasında görmeyi pek de beklemediğiniz bir şey beliriyor: kendiniz.

    "nörobilimin dahice yazılmış hali. soluksuz okunuyor."
  • incognito'nun yazarı, nörobilimci david eagleman'ın yeni kitabı.

    nörobilime halihazırda ilgisi bulunan insanlara çok fazla yeni bir şey öğretecek içeriği olmasa da bu muhteşem bilim alanına meraklı olanlar için güzel bir kaynak olmuş.
    özellikle gelecekle ilgili tahminlerin ve çalışmaların derlendiği bölümleri okumak bile insanda heyecan yaratıp acaba nörolojiden vazgeçmesem mi diye düşündürtüyor.

    "insanlık tarihinin öyle bir noktasındayız ki, biyoloji ve teknolojinin evliliği beynin sınırlamalarının ötesine geçebilir."
  • muh
    te
    şem
    bir kitap.
    ba-yıl-dım.

    *
    duruşma beklerken okumaya başladım. yarısına kadar okudum. sanırım ilk defa bir duruşmayı beklerken bu kadar keyifli vakit geçirdim. öyle ki duruşma bittikten sonra vaktim vardı, bir cafeye oturup kalan yarısını da orada bitirdim. ertesi güne bırakamayacak kadar severek okudum.

    *

    "ben kimim?" sorusuyla başlıyor kitap.

    hayvanlar doğduktan çok kısa süre sonra ayakta durmaya, yürümeye başlarken insanların gelişimindeki yavaşlığı anlatıyor önce. bu bir zaaf gibi gözükebilir, halbuki işin aslı şu:

    hayvanlar önceden programlanmış bir beyinle doğuyor, bu da hayvanın sadece o ekosistem içinde yaşamasını sağlıyor. o bölgeden çıktığında yaşama şansı düşük oluyor.

    insan ise birçok farklı ortamda yaşama becerisine sahip. bunun sebebiyse eksik kalmış bir beyinle doğmamız. yaşamsal deneyimlerle çevremize uyum gösterecek şekilde yavaş yavaş yoğrulmamız.

    dakika bir gol bir.

    en azından benim için böyle oldu.

    bütün kitap da böyle ufuk açıcı bilgilerle dolu. üstelik son derece akıcı ve anlaşılır bir dille.

    ben kimim'e tekrar dönersek;

    "içine doğduğunuz aile, içinde yaşadığınız kültür, arkadaşlarınız, işiniz, izlemiş olduğunuz her film, yapmış olduğunuz her bir sohbet sinir sisteminiz üzerinde iz bırakmıştır. bu kalıcı, mikroskobik izler birikerek sizi siz yapan bütünü oluşturur ve nasıl birine dönüşeceğinizle ilgili sınırlamalar getirir."

    *

    belleğe pek güvenmemek lazımmış. o kadar ki aklımızdaki anılar biçim değiştirebilirmiş. hatta sahte anılar yaratmak bile mümkünmüş.

    "geçmişimiz, gerçeklere sadık bir kayıt değil, bir yeniden yapılandırma ürünüdür.(...) bunlardan kimi, insanların bize kendimizle ilgili anlattıklarından kaynaklanırken, kiminde de boşlukları akla uygun biçimde kendimiz doldurmuşuzdur."

    "kontrol kimde?"

    bu da kitabın tartıştığı önemli bir konu.

    "bu muazzam karmaşıklık karşısında bize kalan, basit bir gerçeği anlamaya yetecek bir içgörüyle idare etmektir. bu, yaşamlarımızın, farkındalık ya da kontrol sınırlarımızın çok ötesine uzanan kuvvetlerce idare edildiği gerçeğidir."

    *

    zaman yolculuğu da yapıyormuş biz aslında:

    "zamanda yolculuk, insan beyninin bıkıp usanmadan yaptığı bir şeydir. bir kararla karşı karşıya olan beyin, farklı sonuçların simülasyonunu kurarak tahmini bir gelecek modeli oluşturur. zihinsel olarak kendimizi şimdiki zamandan ayırabilir ve henüz var olmayan bir dünyaya yolculuk yapabiliriz."

    *

    önyargılarımız, kötülüklerimiz, soykırımlar, tek eşliliğimiz... hepsinin açıklaması ve daha fazlası.

    çok beğendim.