şükela:  tümü | bugün
  • 1080p yify sürümü paylaşıma açılmıştır.
  • uzun zamandır hakkında yazmak istediğim halde, filmin benim için anlamının karşılığı olan kelimeleri bulamadığım için ertelediğim filmdir.

    öncelikle yorumları okudum. "evlilik dışı ilişkileri itlaf ekibi" olan sözlük tayfası bile, nedense bu filmi pek inandırıcı bulmuş.

    gerçek aşk!???

    gerçek olmayan aşk nasıldır ki?
    ilişkilerin, beraberliklerin, dostlukların ve en çokta evliliklerin sahtesi olurda,aşkın sahtesi nasıl olur?

    aşk hesabı sorulabilen ama verilemeyen tek duygudur belkide.

    işte hikaye böyle başlar:
    birlikte olmanızın imkansızlığını bilerek, birisini yanınızda olamasa da sevebilir misiniz?
    görmediğiniz halde ölümüne kadar hep sizi sevdiğini öğrendiğinizde ne yaparsınız?

    evliliğin sıradanlığında kaybolmuş, aşkın, tutkunun, çocukça heyecanın, öldürücü mutluluğun, nedensiz gülümsemenin ne olduğunu belki hiç bilmeyen belki hatırlamak için hiç bir nedeni kalmamış.... bir kadın.

    hayatı sorgulamak ve ummaktan çoktan vazgeçmiş, kendini hiç bir yere ait hissetmeyen... bir adam.

    hiç sormadan kapıyı çalmadan içeri giren bir misafir:
    aşk;
    seçme şansı bırakmayan tutsaklık, hiç pişmanlık duyulmayan günah, asla gerçekleşmeyecek hayaller....

    geçmişin ve geleceğin silindiği o "an".
    eli kapıda asılı kalan bir kadın
    kapının dışında bekleyen bir adam
    bir daha böyle bir şansları olamayacağını bilerek beklerler... beklerler...

    özlem ve pişmanlıklarla geçip giden yıllar.....

    -son-

    başka türlü olabilir miydi?
    belki
    ama olmadı.

    francesca: görmek istediğini gördü. dört günlük bir macera değildi. bunu görmeseydi ,hayatı boyunca yaşadığın gerçek ve gerekliliğini sorgulayarak pişmanlık duyacaktı.
    robert: son vuruşunu yaptı. aşkının gerçek olduğunu ve her şeyi göze aldığını göstererek gitti. ardında, onu asla unutamayacak bir kadın bırakarak.

    gerçek:
    kadın, kocası ve çocukları için değil, aşık olduğu bir adamı- sebep oldukları yüzünden- ömür boyu mahkum kalacağı bir vicdan azabından kurtarmak için gitmedi.
    belkide o gün oracıkta ölmüştür. kimse görmeden.
    adam, asla ona ait olmayacak bir kadını sevmenin acısı hep içinde taşıyacağını bilerek geride kalanında kıramayacağı zincirleri gözüne sokarak gitti.
    belki o da oradan gitmemiştir hiç. ruhu hep orada hapis kalmıştır. kimse görmeden.

    sonuç:
    olduğunu sandığımız şey belki de hiç olmamıştır. hepimizin birilerinin yolundan çekilme tarzı farklıdır.
    yaptıklarımızı, söylediklerimizi , yaşadıklarımızı haklı çıkaran bahanelerimiz vardır.

    ....ama hiç bir bahane sevdiğimiz bir insanı yok saymamıza neden değildir.
  • hayatı boyunca hiç gidememiş bir kadınla, hayatı boyunca hiç kalamamış bir adamın öyküsü.
    birbirlerine, sanki hayatlarının son rötuşlarını yapar gibi dokunan iki insanın; sevmenin yaşı ve zamanı olmadığını gösteren bir aşkın filmi.
    4 günde yaşananların etkisinin bir ömür sürdüğü efsane bir içtenliğin senfonisi.
  • izledigim ilk ask temali insani derinden etkileyen clint eastwood filmi.
  • ben sadece kitabını okuyan azınlıktanım gaiba. bu kitabın en çok aklımda kalan kısmı fotocu amcanın kitabın başında yolculuğuna seattle'ın kuzeyindeki bellingham'den başlaması ve cascade loop yolundan (bkz: sr-20), washington eyaletini aşmasıdır. o yol gerçekten de bir fotoğrafçı için enfes manzaralarla doludur.

    (bkz: diablo lake)
  • aşkı çok güzel anlatan bir clint eastwood filmidir. film soundtracki muhteşem jazz ve blues lar içerir ama sezen aksunun (bkz: dört günlük bir şey) şarkısıda olsaymış ne hoş olurmuş demi.
  • meryl streep ablamızın eastwood reyisle döktürdüğü romantik drama. hayatınla ne yaptığını sorgulatan bir film.
  • temelinde ihanet yatıyor olmasına rağmen; naif bir film.
    enteresan bir dokusu var. temposu ağır; fakat oyunculuklar o kadar büyük ki, sıkılmıyorsun.

    akılda kalanlar:

    ---spoiler---

    -mükemmel müzik ve oyunculuk.
    -sinyal sahnesi

    -francesca:
    "but love won't obey our expectations. ıts mystery is pure and absolute. what robert and ı had, could not continue if we were together. what richard and ı shared would vanish if we were apart."

    -robert:
    "this kind of certainty comes but just once in a lifetime."

    ---spoiler---
  • daha once izlemeye baslayip sebebini bilmedigim bir sekilde yarida biraktigim, uzun zaman sonra dun gecenin bir vakti aklima gelmesiyle izledigim, 4 oscarli clint eastwood ve 3 oscarli merly streep'in basrolunde oynadiklari, 1995 amerika yapimi romantik dram turunde cok basarili film.

    sacma sapan bir algi yaratarak turkceye ''yasak iliski'' seklinde cevrilmesine ve ihanet temali bir film olmasina ragmen, o kadar naif ve o kadar guzel bir ask hikayesine tanik oluyorsunuz ki, evli olmasina ragmen baska bir adamla iliski yasayan bir kadinin kocasina ihaneti sizi zerre rahatsiz etmiyor. en azindan beni hic etmedi.

    francesca, italya asilli bir kadin. askerligini yapmak icin italya'ya gelmis olan richard'la tanisip evlenerek pek cok hayaliyle birlikte iowa'ya yerlesiyor. iowa, sakin bir yer. insanlari iyi ve yardimsever ancak her kucuk yer gibi bagnaz ve dedikoducu bir yer. francesca'nin hayati hayal ettigi gibi olmuyor. richard istedigi icin ogretmenligi birakiyor ve klasik bir ev kadinina donusuyor. ev isleri - cocuk- es ucgeninde hayati sorgulamayi unutuyor. richard, iyi bir es ve iyi bir baba ancak francesca'ya aski, tutkuyu ve heyecani hissettirebilen bir adam degil. bir gun, fuardaki bir yarismaya katilmak icin richard kizini ve oglunu alarak kasabadan ayriliyor ve francesca evde kaliyor. onlarin ayrildigi gun, national geographic'de fotografcilik yapan robert, madison county'ye geliyor ve bir koprunun yerini bulamadigi icin francesca'ya adres soruyor. boylece aralarindaki iletisim basliyor. robert, bir evlilik yapmis bosanmis ve dunyayi dolasan bir adam. francesca gibi yerlesik bir hayati yok.

    ikisi de baslarda cekingen olmalarina ragmen birbirlerinden o kadar etkileniyorlar ki, 4 gun boyunca her seyi unuttuklari tutkulu, heyecanli ve bana gore fazlasiyla naif bir ask yasiyorlar. birlikte iciyorlar, geziyorlar, yuruyus yapiyorlar, yemek yiyiyorlar, dans ediyorlar, egleniyorlar ve sevisiyorlar. robert, francesca'nin istedigi gibi bir adam. insanlarin sikisip kaldiklari amerikan aile yapisini elestiren, insanlarin istedikleri gibi ve ozgur yasamalari gerektigini savunan, gezgin, francesca'ya 4 gun boyunca kadinligini iliklerine kadar hissettiren, askin tutkunun ve heyecanin nasil bir sey oldugunu francesca'ya yasatan sahane biri. evden ayrilmasi gereken 4 gunun sonunda francesca'ya onunla gelmesini teklif ediyor ancak francesca bunu yapamayacagini soyluyor.

    buradan sonraki kisimla ilgili bilgi vermek istemiyorum cunku filmin en can alici sahnelerinin cogu bu kisimdan sonra yasaniyor.

    the bridges of madison county, tam bir kadin ve ask filmi. toplum normlari ve evliliginin arasinda sikismis, tercih yapmakta zorlanan bir kadin. evliligi rutin bir hal almis, bosanmak istemesine ragmen degisimden korkan ve hayallerini yasayamamis bir kadin. 4 gunluk bir aski 4 ciltlik kitaplara sigdiran ve bu askin gizli kalmasini istemeyen biri.

    bana gore francesca ve robert yanlis hicbir sey yapmadi. evet francesca evli ve hem topluma gore hem de kagit uzerinde esine sadik kalmasi gereken bir kadin ancak yillar sonra yakaladigi aski, tutkuyu, heyecani yasama firsati eline gecmisken onu kaybetmeyerek (en azindan 4 gun boyunca) en iyisini yapmis biri.

    filmi izledikten sonra bircok noktada sorgularken buluyorsunuz kendinizi ve kafanizda bir suru soru isareti olusuyor. belli bir yastan sonra aski yakalamis iki insan her seyi geride birakip asklarinin pesinden gitmeli mi? sirf toplum normlari ve toplumun aile kavramina ters dusmemek icin iki insanin omur boyu aci cekme pahasina asklarindan vazgecmesi dogru mu? kendimizin degil toplumun etik degerleri icin bir seyleri feda etmek sacma bir tercih degil mi? toplumsalligi bu kadar onemseyip bireysellikten vazgecmek ne kadar etik?

    clint eastwood'un hem oynayip hem yonettigi bu film 7,5'lik puani hic haketmiyor bence. acin izleyin ve robert'in dedigi gibi ''kac insan boyle bir duyguyu bizim gibi hissedebilir?'' sorusunun cevabini gorup bu sansli iki insanin ask hikayesine taniklik edin.

hesabın var mı? giriş yap