şükela:  tümü | bugün soru sor
  • japon yazar ishiguro'nun 10 yıl aradan sonra çıkarttığı yeni kitabı.
  • ishiguro bu sefer biraz farklı, biraz fantastik, roman yazmış. bir yol romanı aslında, fantastikten ziyade ama romanın içinde cinler, ejderhalar, şövalyeler, merlin, kral arthur var.

    toprağın verimli olmadığı, havaların sert olduğu, yaşamanın sıkıntılı olduğu bir dönem. daha zor bir sorun var yaşamak dışında; hatırlamak .... herkesin hatırlamakla ilgili bir sıkıntısı var. hatıraların sisli olduğu bir dönem. ve birbirine şefkat ve sevgi ile sarılmış yaşlı bir çift evlatlarını ziyaret etmek için yollara düşerler ve hikaye başlar ....

    alışık olduğumuz duyarlılıkta bir kazuo ishiguro romanı değil. hatırlamakla, anılarla, barışmakla, nefretle, barışla ilgili bir sürü güzel dokunuş var. yaşlı çiftin sımsıcak sevgileri gerçekten çok güzel anlatılmış. ama gene de mükemmel değil. insan bu kadar güzel, masalsı bir unutmadan ve kazuo ıshiguro gibi bir yazardan çok daha fazlasını bekliyor. güzel mi güzel elbet, ama 2009'dan bu yana bekleyince insan daha fazlasını, daha da fazlasını bekliyor.
  • --- spoiler ---

    sanırım en çok yazarın kolaycılığını sevmedim. fantastik roman yazmak, bilimkurgu romanı yazmak biraz kendi dünyanı yaratmakla ilgili. bu türün takipçisi olmama rağmen çok ciddi mühendislik gerektiğine inanıyorum. her şeyin tutarlı, kendi mantığının, kendi geçmişi ve geleceği olan. yepyeni bir dünya. burada çok fazla ödünç öğe var. don kişot'umuz gawain var, yunan mitolojisinden alıntı boğa / köpek karışımı yaratığımız var, ejderhamız var, hadesin diyarına insanları taşıyan kayıkçımız kharoon var, merlininiz var ... çok fazla ödünç öğe var. neden en basitinden bir dünya inşaa etmek varken böyle bir ödünç almak. avunamayanları düşünün. ne güzel bir yapı vardı biraz escher vari ... üzücü. bu kadar beklemiş, heyecanlanmışken.
    --- spoiler ---
  • kazuo ishiguro abimizin enfes romanı. fantastik öğelerle harmanlanmış , muazzam bir hayal gücü örneği. karakterlerin özgünlüğü , olayların çeşililiği , çatışma gücü ve muazzam bir dil tek romanda toplanmış. yol macerası sanıp aldığım fakat yol macerasından öte felsefik sorulara dokunduran bir altmetne sahip bu roman , bana biraz da skyrim oyununu hatırlattı. çiftin gezdiği yerlerin betimlemesi, karakterlerin tepkileri , bilinmez diyarlar ve hakkında mitleştirilen ögeler skyrim dünyasına benzer bir evrenin roman hali gibi adeta. lafı uzatmadan mutlaka okunması gereken müthiş kitap.
  • son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan.

    konusundan kısaca bahsedersek olaylar kral arthur 'un ölümünden sonra belirsiz bir zamanda ingiltere'de geçiyor. romanın kahramanları bir yaşlı briton karı koca beatrice ve axl. önemli bir sorunları var. yaşadıkları dünyayı saran garip bir sis onlara hem uzak hem de yakın geçmişleri ile ilgili hemen her şeyi unutturmaktadır. geçmişleri ile ilgili bir çok şeyi hatırlayamayan çift olanlara bir anlam verememektedir.

    beatrice ve axl yakın bir köyde yaşayan oğullarını ziyaret etmek için yol çıkıyorlar. yolda gecelemek için uğradıkları sakson köyünde yanlarına wistan isimli bir sakson savaşçı ve bir dev tarafından ısırılmış 12 yaşındaki bir çocuk olan edwin katılıyor. daha sonra yolda kral arthur'un şövalyelerinden sir gawain ile karşılaşıyorlar. işte olaylar bu beş kişinin etrafında dönüyor.

    kitap diğer kazuo ishiguro kitapları gibi yalın, duru bir dille yazılmış basit bir hikayeye sahip. ancak yine diğer ishiguro kitapları gibi incelendiğinde ince düşünülmüş, derin ve çarpıcı mesajlar veriyor.

    bu kitabın özelliği fantastik ögelere sahip olması. kitapta yaratıklar, ejderhalar, yamyam devler, ifritler, cinler, insanlara hatıralarını unutturan bir sis, büyü, efsanevi kral arthur ve şövalyeleri, büyücü merlin , insanları ölümlüler diyarına geçiren kayıkçılar var.

    ishiguro diğer eserlerinde olduğu gibi bu romanında da kimlik, tarihsel kimlik, milli kimlik konusunu inceliyor. savaşlar, barış, milletlerin, devletlerin devamlılığı, intikam, sürekli barışın mümkün olup olmaması, barış sağlanması ve sürdürülmesi konusunda neler yapılması gerektiği temaları üzerinde duruyor.

    yalnız yazar burada çok çetrefilli bir yol izliyor. kahramanlarımız sis yüzünden hemen hemen her şeyi unutmuş durumdalar. bu yüzden anlatı yer yer belirsizleşiyor. ishiguro'nun bilinçli bir şekilde yaptığı bu belirsiz anlatı yer yer okumayı güçleştiriyor. yaşanılan tarihsel bir amnezi üzerinden, hatta bu amnezi ile mücadele ederek kimlik arayışında kahramanlar.

    hikayenin sonunda ise iyi ya da kötü bütün hatıralarının getireceği tehlikeleri de kabul ederek bütün anılarını geri almayı seçiyorlar. gelecek belirsiz kalıyor.
  • türkçeye gömülü dev ismi ile roza hakmen tarafından çevrilmiş ve yapı kredi yayınları tarafından yayınlanmıştır.
  • fantastik edebiyat türüne meraklı olanlar için güzel bir okuma şeklinde tanım yapılabilir sanki.
    unutmanın bir nimet mi yoksa lanet mi olduğu sorusunu güzel işliyor; önemli şeyler söylüyor ve insanı düşünmeye zorluyor.
    tabii ki güzel kaleme alınmış bir metin.

    ama...
    neredeyse orta dünya'da geçiyor be ağbi...
    ejderha nefesinin peşinde üç gün geçiriyorsun. ve evet, bu yaşta ishiguro'dan devler, ejderhalar, cinler filan okumak istediğimden emin değilim hiç.

    neyse, güzel roman. akıcı filan.
  • kitabın başından sonuna kadar sir gawain ile cervantes'in don kişot'unun arasındaki benzerlikleri düşünüp durdum. kitap bitince ise anladım ki ıshiguro'nun kitabı aynı zamanda alternatif bir don kişot hikayesi...
  • güzel roman. belleğin insanın başına ne derece bela olduğunu bize çarpıcı bir şekilde anlatan bir yapıt. insan hatırlamadığında aslında mutluyken hatırlamaya çalışır ya işte tam olarak bunu sorgulamış yazar. geçmişi kurcalamanın insanın mutsuz kılacağı yaşlı bir çift üzerinden gösterilir bize. romanda beni en çok etkileyen karakter gizemli kayıkçı oldu. görevi birçok çağrışımda bulundu bana, bunların en başında adaya geçirmek için çiftleri sorgulaması ve onların birbirini koşulsuz sevdiğine karar verirse onları adaya geçirip orada beraber yaşamalarına imkan vermesi geliyor. sembolik bir görev. sanki thanatos'taki nehri geçmek gibi. ölüme sevdiğinle gidebilmek gibi. tuttum seni kayıkçı.