şükela:  tümü | bugün
  • sony'nin playstation lll'de kullanilacak i$lemcinin cekirdegine verdikleri ad. abarti rakamlara ali$igiz lakin the cell'in 2.5gh bi p4 ya da athlon'dan 250 kat hizli olacagi soyleniyor. ha zaten kucule kucule .28 mikrona indiler, atom boyunda mi olacak bu i$lemci, hayir, birden fazla ($u an 16 ongoruluyor) i$lemci cekirdegi icerecek, yani kuculme degil buyume var. yillardir diyorum, yahu kuculerek olmaz, buyutun $u i$lemcileri, ı ıh, buyrun sony yapti mi yapti hadi $imdi. coklu cekirdek tipki dual processor cihazlarda oldugu gibi yazilim destegi gerektirecek. yani yazilimlarin coklu cekirdek icin yapilandirilmi$ olmasi gerekecek. ben pek anlamiyorum bu kismindan ama ole bi$eye yazilim uretmek bayagi bi zormu$, aman bana ne ayol
  • atın bir kaç parçaya bölündüğü sahnede ne olduğumu şaşırdığım,sapık katilin bilinçaltında yaşadığı olayları izlerken içimin burkulduğu,jennifer lopezin beni benden alıp götürdüğü başarılı bir film..
  • yaninizdakine yada kolçaklara sarilmanizi saglayan sinema filmi.
  • (ara: *cell)
  • salvador dali tablolarından epey etkilenerek çekildiğini düşündüğüm film.
  • jennifer nasıl $efkat dolu bir anne olabilir, evlenecegi insana "buyum ben" $eklinde gostersin. sıkmadan bitti.
  • çoğu güncel sanatçılara ait olmak üzere birçok sanatçının işinin kullanıldığı fakat kapanış jeneriği dahil hiçbiryerinde bunlara referans verilmediği için filmi görenlerin bu işlerin yarattığı görselliği tamamen yönetmene yüklediği film. (tarsem iyi yönetmendir o ayrı). filmde işleri kullanılan bazı sanatçılar ise şunlardır:

    leonora carrington “the inn of the dawn horse”(1937): filmin açılışındaki at figürü.

    salvador dali: çöldeki ağaçlar

    damien hirst: filmde işleri en çok kullanılan sanatçıdır. filmdeki hücre hirst’ün bir dönemki işlerinin temel nesnesidir.
    “the acquired inability to escape”: hücrenin boş hali, 3.istanbul bienalinde de sergilendi.
    “the physical impossibility of death in the mind of someone living”: hücre içindeki ölü kız
    “some comfort gained from the acceptance of the inherent lies in everything”: filmin en etkileyici sahnelerinden biri olan atın kesitinin çıkarılması( hirst’ün bu işini filmde kullanılması için yapımcı şirkete sattığı söylenir.

    cindy sherman: oyuncak bebeğe dönüştürme teması, ölü bedenler.

    fantastic planet(animasyon dizi): cathrine tv’de izler. animasyonda uzaylıların insanlara hükmetmek için boyunlarına taktıkları halka starger’ın zihninde catherin’in boynunda var.

    stelarc’ın 1975-85 arasında 27 kere gerçekleştirdiği suspension performansları: starger’ın kendisini vücudundaki piercinglerden astığı sahne. stelarc-starger

    rosenquit: köprünün altında bulunan naylona sarılı yüzünde böcekler gezen ceset. bu sahne aynı zamanda cindy sherman’ın yüzünde böcekler gezen oto portresi.

    bruce neuman “self-portrait as a fountain”(1960): starger’ın küvette ağzından su fışkırtması

    chapman brothers: stargher’ın zihnindeki siyam ikizi tadındaki bebekler

    brothers quay: starger’ın zihnindeki oyuncak bebekler

    frank lloyd wrightnew york guggenheim müzesi: catherine’in starger’ın zihnine ilk girişindeki duvarlar.

    claude nuridsany, marie pérennou microcosmos: uğur böceğinin ağır çekimde yaprağın üstünden düşmesi

    harald eugene edgerton“milk splash”: ağır çekimde kan damlasının yere düşmesi

    stanley kubrickthe shining”: atın kesitlere ayrılması sahnesindeki küçük çocuk

    maurits cornelis escher : merdivenli sahnede alt-üst kavramlarının karışması

    marcel antunez performansı: diş hekimi koltuğundaki kadının ağzındaki aparat

    orlan: ameliyat koltuğundaki kadın. ayrıca novak’ın starger’ın zihnine girdiğinde
    starger’ın kaşları

    joel peter witkin : at arabasını çeken kadın. ayrıca !986 tarihli leda isimli fotoğrafına benzer bir kompozisyon da hayvanların arasında çıplak duran boynunda fantastic planet’taki halkayı takan kadını andırıyor.

    francis bacon “study after velasquezs portrait of pope innocent”: tahtta oturan starger
    “man with dog”: starger’in albino köpeğinin catherine’i karşılaması. bu sahnede catherine havada asılırken yanında köpeğin durması da bacon’un başka bir resmine benzemekte.

    lewis carrollalice harikalar diyarında : catherin’in küçülmesi ve bir boşluktan süzülerek aşağıya düşmesi. ayrıca beyaz tavşan yerine starger’in albino köpeği catherine’e yol göstermesi ve catherin başaşağı durması.

    jan saudek: starger’ın kan dolu küvetin yanında oturduğu mekan saudek’in birçok fotoğrafında kullandığı çalışma odası. tarsem singh bu mekanı rem’in losing my religion şarkısına çektiği videoda da kullandı.

    david “death of marat” : kuvetin içinde ölü yatan kadın

    odd nerdrum “dawn”(1990). novak’ın starger’in zihnine ilk girdiğinde havaya bakarak yerde oturan siyahlı kadınlar

    caravaggio “kuşkucu thomas”: stargher’ın parmağını novak’ın karnına sokması. bu resme daha çok benzeyen bir görüntüyü singh daha önce rem’in loosing my religon videosunda da kullandı.

    nam june paik: havada asılı duran içinde insan yüzünün görüntüsü olan küp

    pierre et gilles: catherine’in starger’ı kendi zihnine soktuğu bölümün dekorları
  • psikopat filmin tekidir. zaten coğunlukla psikopat bi seri katilin bilinçaltında geçer.kendini kaptırmaya gelmez.
    kaçırılan kızın su dolan hücredeyken "bu benim başıma geliyor olamaz" gibisinden haykırışları gibi değişik tatları da yok değil*
  • don letts’in west way to the world isimli rock dokümanteri clash’in yalnızca müzikal gelişimiyle ilgilenerek tuhaf bir ikilem yaratmıştı. politik yanı çok iyi bilinen clash gurubu yetmiş dakika boyunca yalnızca müzik ve gurup içi iletişim hakkında konuştu. zamanında sosyalist partiden mektuplar alan joe strummer metinleri edebi bağlamda çok ağır bulduğunu, bu yüzden imha edip bu sorunu hallettiğini söylemişti. bu tür anekdotlar insanların duymak istediği veya istemediği şeyler. bu noktadan itibaren the cell isimli film, göstermek istediğiyle göstermek zorunda kaldığı imgelerin her katmanda geri tepişiyle düşüşe geçiyor. form içeriği boğarken içerik kendine yeni alt metinler yaratma çabasında. grafik bağlamda güçlü imgeler yaratmak, denge olarak görülenin tartışılması zorunluluğu doğurur. popüler sanatla kodlanan alanlar dramatik akışta kendi eşini bulamama zorluğu çeker. sinema biraz da kendine güvenmekle ilgili. güven ise anlık seçimlerin geri dönüşümsüzlüğüyle. eğer the cell ben benim, beni bu yüzden sev deseydi sorun yoktu. frank miller marvel için başka dark horse için başka çizim tarzları öne süren bir sanatçı. todd mcfarlane’de marvel’la çalışırken spider man’in iç dengesini sarsmamaya özen göstermişti. bir yerden sonra başarı ön görülerin hayal gücünü sınırlamasıyla geliyor ne yazık ki.
  • jlo yüzünden ön yargılı bakılabilecek, ama izlendiğinde jlo'ya rağmen adamlar yapmış dedirtecek film. hele ki o 31 sahnesi yok mu? nasıl bir hayal dünyasının, hastalığın ürünüdür halen çözebilmiş değilim.