şükela:  tümü | bugün
  • half a league, half a league,
    half a league onward,
    all in the valley of death
    rode the six hundred.
    "forward, the light brigade!
    charge for the guns," he said:
    into the valley of death
    rode the six hundred.
    "forward, the light brigade!"
    was there a man dismay'd?
    not tho' the soldier knew
    someone had blunder'd:
    theirs not to make reply,
    theirs not to reason why,
    theirs but to do and die:
    into the valley of death
    rode the six hundred.

    cannon to right of them,
    cannon to left of them,
    cannon in front of them
    volley'd and thunder'd;
    storm'd at with shot and shell,
    boldly they rode and well,
    into the jaws of death,
    into the mouth of hell
    rode the six hundred.

    flash'd all their sabers bare,
    flash'd as they turn'd in air
    sabring the gunners there,
    charging an army, while
    all the world wonder'd:
    plung'd in the battery-smoke
    right thro' the line they broke;
    cossack and russian
    reel'd from the saber-stroke
    shatter'd and sunder'd.
    then they rode back, but not,
    not the six hundred.

    cannon to right of them,
    cannon to left of them,
    cannon behind them
    volley'd and thunder'd;
    storm'd at with shot and shell,
    while horse and hero fell,
    they that had fought so well
    came thro' the jaws of death,
    back from the mouth of hell,
    all that was left of them,
    left of six hundred.

    when can their glory fade?
    o the wild charge they made!
    all the world wonder'd.
    honor the charge they made!
    honor the light brigade,
    noble six hundred!
  • (bkz: the trooper)
  • bilmem kacinci suvari alayinin kirim savasindaki yenilgisini anlatan film.kisiler arasindaki cikar iliskileri,rekabetler ve dusmanliklar islenir savas oncesinde-hatta sirasinda.ayrica araya belgeselimsi sahneler de eklenmistir.
  • kirim sava$i esnasinda balaklava yoresinde cereyan eden osmanli-ingiliz ittifaki kar$isindaki rus kuvvetleri arasindaki sava$ta, suvari alayi komutani lord lucan tarafindan yanli$ yorumlanan ve uygulanmayan bir emirler zinciri sonucu 673 tane hafif suvari askerini rus piyadesi, agir suvarisi ve topcusu ile acikta kar$i kar$iya birakan hucumdur. arazinin lucan'a almasi gereken tepelerin gerisinde toplanan rus kuvvetlerini gormesine imkan saglamamasi yuzunden, lucan askerlerini bilmeden bir intihar saldirisina gondermi$tir. hafif suvari alayi, agir kayiplar almasina ragmen, rus saflarina ula$mi$, rus kuvvetlerini beklenmedik bir $ekilde dagitmi$tir. ama zamaninda yeti$emeyen piyade ve topcu destegi yuzunden, cabuk toparlanan rus agir suvarisi kar$isinda geri cekilmek zorunda kalmi$tir. 673 suvariden sadece 198'i geri donebilmi$tir.

    sonucta, sava$in neticesine cok da buyuk etkisi olmayan bu olay - ki balaklava sava$i bir ingiliz zaferi olarak tarihe gecer -, hafif suvari alayinin bu intihar saldirisi ile hatirlarda kalmi$, taraflarin her ikisini de o gun kendisinden cok daha ustun bir kuvvete hucum eden suvari alayina saygi duymasini saglami$tir.
  • kırım savaşının ince kırmızı hat ile beraber belki de en ünlü çarpışması olan bu olayda balaklava istihkamlarındaki türk garnizonu günah keçisi yapılmış, rus saldırısı ile kaçtıkları ve hafif süvari alayının bu yüzden kendini ateşe attığı ingilizlerin resmi açıklaması olmuştu. halbuki işler hiç de böyle gelişmemişti. işte murat bardakçı'nın konuyla ilgili yazısı:

    "ölenlerin tamamı türk askeriydi ama ingilizler 'kayıplar bizimdi' dediler"

    ingiltere'nin bundan 150 yıl önce ortaya attığı bir tarih yalanını, yine bir ingiliz tv'si düzeltti. 1850'lerde dünya gündemini senelerce işgal eden kırım savaşı sırasında balaklava'da meydana gelen çarpışmalarda 600 ingiliz askerinin ölmesi, ingiliz tarihinin kahramanlık destanlarından biri sayılıyordu.
    ama ingiliz ‘‘savaş alanları detektifleri’’, ölenlerin ingiliz değil türk askerleri olduğunu ve ingiltere'nin kamuoyunun desteğini sağlamak için konuyu çarpıttığını ortaya çıkardı ve beşinci kanal tv'sinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan programda ‘‘soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen türk askerleri bizi korumak için ümitsiz bir savunma yapmışlardı’’ dendi.

    ingiltere'nin geçtiğimiz haftalarda beşinci kanal tv'sinde yayınlanan dört bölümlük bir belgesel, ingilizler tarafından ortaya atılan ve 150 seneden beri devam eden büyük bir askeri tarih yalanını gözler önüne serdi. uzun araştırmalardan sonra hazırlanan program, 600 ingiliz askerinin canına malolduğu iddia edilen ve ingiliz tarihine bir efsane şeklinde geçen 'balaklava savaşı'nda ölenlerin aslında türk askerleri olduğunu ve ingiltere'nin kamuoyu desteği sağlamak için savaşla ilgili herşeyi çarpıttığını gösterdi.

    bundan 150 sene önce bugünlerde, türkiye'nin gündeminde yine bir savaş konusu vardı: kırım savaşı... 1850'lerin başında, osmanlı devleti'nin en zayıf ánını yaşadığını farkeden rusya, imparatorluktaki bütün ortodoks nüfusu himayesine almak istemiş, istanbul reddedince de eflák ile boğdan'ı işgal etmişti. boğazlar'ın rus tehdidi altına girdiğini gören ingiltere'yle fransa türkiye'nin tarafını tutmuşlar, 1853'ün 4 ekim'inde rusya'ya harp ilán edilmiş ve tuna boylarından kars'a kadar uzanan sahada iki yıl boyunca devam edecek bir savaş başlamıştı. avusturya ve italya'daki küçük piemonte hükümeti de osmanlılar'ın yanında savaşa katılmış, 1855 eylül'ünde sivastopol müttefiklerin eline geçmiş, hayli zorda kalan rusya ateşkes istemiş, 30 mart 1856'da imzalanan paris barışı ile savaşa son verilmiş, türkiye pek birşey kazanamamış ama káğıt üzerinde de olsa 'avrupalı' sayılmıştı.

    ingiliz beşinci kanal tv'sinde yayınlanan 'battlefields detectives' yani 'savaş alanları detektifleri' programında, bundan 150 yıl önce sadece türkiye'nin değil bütün dünyanın gündemini işgal etmiş olan kırım savaşı ve savaştaki en önemli çarpışmalardan biri olan balaklava muharebesi ele alındı.

    müttefikler, 26 eylül 1854 günü, sivastopol'un 6 kilometre kadar güneyinde bulunan balaklava limanını herhangi bir direnişle karşılaşmadan işgal etmişlerdi. balaklava, sivastopol'e yönelik çevirme harekátının bir parçasıydı ve limana imgiliz birlikleri yerleştirilmişti. kırım savaşı'nın en kanlı çarpışması daha sonra işte burada, balaklava çevresinde yaşanacaktı.

    ruslar, 25 kasım günü limana karşı beklenmedik ve yoğun bir topçu ateşi açtılar. ingiliz tarihleri, başında don kazakları'nın bulunduğu rus topçusuna karşı ingiliz süvarisinin büyük bir saldırıya geçtiğini, bataryaların susturulduğunu ama 600 ingiliz askerinin saldırı sırasında can verdiğini yazacaktı. hadise, ingiliz kamuoyunda bomba gibi patlamış ve ingiliz tarihine bir efsane gibi girmesinin yanısıra, ingiliz edebiyatına bile konu olmuştu.

    işin ilginç tarafı, balaklava'da can veren 600 askerin ingiliz değil türk olmasıydı, askerlerimiz üstelik ingiliz birliklerini rus topçusundan korumak için şehid olmuşlardı. ingiltere hadiseyi tam tersine çevirmiş, tarih yalan şekilde yazılmış, üstelik 'ingiliz askerleri türkler'in hatası yüzünden canlarından oldular' suçlamasına muhatap olmuştuk.

    ingilizler'in bu tarihi yalanını, aradan 150 sene geçtikten sonra yine bir ingiliz tv'si, beşinci kanal düzeltti. ben, 'savaş alanları detektifleri'nin balaklava savaşı'nı ele aldıkları programın kasetine halkla ilişkilerin türkiye'deki 'üstade'si betül mardin sayesinde sahip oldum. programı londra'da bulunduğu sırada tv'den seyreden betül hanım her zamanki profesyonelliğini burada da göstererek mümkün olmayan bir işi halletmiş, programlarının kopyalarını hiçbir zaman vermeyen ingilizler'den 'master' yani yayın öncesi bandı almaya muvaffak olmuştu.

    işte, hemen hepimizin bildiği 'sivastopol önünde yatar gemiler / atar da nizam topunu yer-gök iniler' gibi şarkılara kadar konu olan kırım savaşı'nın ve balaklava'daki kanlı çarpışmaların bizden 150 sene boyunca gizlenen gerçek öyküsü...

    sadece yalan söylemekle kalmamış, yaralılarını bile bize taşıtmışlar

    ingiliz beşinci kanal tv'sine program yapan 'savaş alanları detektifleri', konuyla ilgili değişik meslek gruplarından gelen önemli uzmanlardan oluşuyor. aralarında savaş tarihi ve siláh uzmanlarının yanısıra arkeologlar, jeologlar, elektronikçiler ve askerler bulunuyor.

    balaklava'daki savaş alanı, aradan geçen 150 yıl boyunca büyük değişikliklere uğramıştı. bölgedeki yoğun heyelán muharebenin meydana geldiği yerlerin üzerini en az bir metre kadar örtmüş, limanın çevresi kırım savaşı'ndan 90 küsur sene sonra, ikinci dünya savaşı yıllarında da büyük çarpışmalara sahne olmuş ve sovyet kızıl ordusu ile alman birlikleri burada birbirlerine girmişlerdi.

    'savaş alanları detektifleri', balaklava'nın kırım savaşı sırasındaki arazi yapısını ortaya çıkartmak için öncelikle bir uydudan faydalandılar. ikonos uydusundan çekilen fotoğraflar, arazinin heyelán öncesi durumunu net şekilde gösteriyordu. sonra çarpışmaların en yoğun olarak yaşandığı yerler arkeologlar tarafından kazıldı, ikinci dünya savaşı'ndan kalma siperlerin altına inildi ve çok sayıda top mermisi, kurşun ve boş kovanlar bulunması üzerine araştırmanın doğru yerde yapıldığı anlaşıldı.

    raporlar değiştirilmiş

    ama savaş meydanında bütün bunlarla beraber ortaya çıkan ve türk askerlerine ait olan düğmeler, 1830 yılında istanbul'da basılmış osmanlı paraları ve yine türkler tarafından kullanılan 'tophane işi' denilen toprak ağızlık parçaları, balaklava savaşı'nın bilinenlerden başka şekilde yaşandığı yolunda kuşkular yarattı. zira savaş kayıtlarına göre bölgede türk değil sadece ingiliz askerleri vardı ve resmi raporlarda bu askerlerin rus topçusu karşısında 'kahramanca can verdikleri' yazılıydı, dolayısıyla çarpışma alanında türkler'in bulunmaması gerekiyordu.

    'savaş alanları detektifleri', bunun üzerine arazide elektronik detektörlerle yeni aramalara giriştiler ve yine türk askerlerine ait çok sayıda kalıntıyı ortaya çıkardılar. çalışma genişletildi, ingiltere'deki 'kırım savaşı araştırma grubu' isimli bir başka profesyonel kuruluştan da yardım istendi, savaş kayıtları tekrar tekrar gözden geçirildi, ikonos uydusu yeniden devreye sokuldu ve ortaya bambaşka bir gerçek çıktı:

    150 seneden buyana yazılıp söylenenlerin aksine, 1854'ün 25 kasım günü rus topçusunun ateşi altında kalanlar ingiliz değil, türk birlikleriydi. rus ordusu'nun don kazakları bataryası ingilizler'e karşı yoğun bir baskına girişmişlerdi ama hemen önlerinde türkler vardı ve ilk ateş altında kalanlar bizim askerlerimizdi.

    türkler, rus top ateşine karşı ellerindeki tüfeklerle karşılık verirlerken ingilizler'e haber göndermişlerdi. ingiliz ordusu ise henüz uyanmıştı, mahmurluğunu üzerinden atamamıştı ve herşeyden habersizdi. süvariler topçuları susturmak için hücuma geçtiler ama yanlış yere gittiler. hatalarının farkına varıp geri döndükleri sırada rus bombardımanı daha da yoğunlaşmış, türk askerleri çaresiz bir vaziyette kalmış, ingiliz süvariler rus topçusuna saldırıp susturmuşlar ama bu sırada ateş altında kalan 600 askerimizin tamamı şehid olmuş, ingilizler ise sadece 120 kayıp vermişlerdi.

    şairler de yalanci çikti

    ingiltere, balaklava'daki savaşı daha sonra tam bir reklam malzemesi olarak kullandı. o günlerde londra'da savaş karşıtı bir hava esiyordu, kırım'daki muharebelerin bir türlü bitmek bilmemesi halkı ve muhalefeti ayağa kaldırmıştı ve kahramanlık hislerinin yeniden canlandırılması için askerlere bir 'destan' lázımdı. balaklava savaşı, işte bu işe yaradı. uykudaki ingiliz ordugáhını korumak için can veren askerlerimizden hiç bahsedilmedi ve ölen 600 askerin ingiliz olduğu yalanı ortaya atıldı. sonra daha da ileri gidildi ve 'türkler'in beceriksizliği yüzünden 600 askerlerimiz hayatından oldu ama süvarilerimiz bir destan yazıp rus saldırısını püskürttüler' dendi. bütün bu propagandanın üzerine ingilizler'in milli şairi lord alfred tennyson'un ingiliz birliklerinin kahramanlıklarını anlatan destanlar yazması ile kamuoyu bir anda değişti ve ingiltere'de savaşın devam edip ruslar'ın ezilmesi gerektiği düşüncesi hákim oldu.

    beşinci kanal'ın 'savaş alanları detektifleri' de vardıkları sonuçtan oldukça şaşkındılar ve 150 yıl önceki savaşın kayıtlarının bu derece tahrif edilmiş olması üzerine araştırmalarını genişlettiler. londra'ya dönüşlerinden sonra zayiat kayıtları da tek tek elden geçirildi ve balaklava'da öldüğü söylenen 600 askerin sadece 120'sinin can verdiği, diğerlerinin ise sağ salim ingiltere'ye dönmüş oldukları ortaya çıktı.

    araştırmaların tamamlanmasından sonra, beşinci kanal'da geçtiğimiz günlerde dört bölüm olarak yayınlanan programda bütün bu gerçekler tek tek anlatılıyor. 'soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen türk askerlerinin ümitsiz bir savunma yaptıkları' söyleniyor, hadiselerin nasıl değiştirildiği anlatılıyor ve 'yaptıklarımız bu kadarla da kalmadı. türkler'in kaybını umursamamamız bir yana, yaralılarımızı bile onlara taşıttık ama kayıplarından hiç söz etmedik' deniyor.
  • aynı isimle iki defa sinema'ya uyarlanmış hikaye . filmlerden ilki michael curtiz'e ait olup başrolünde errol flynn oynamaktadır ve 1936 yılında yapılmıştır. bir diğeri ise tony richardson'un 1968 yapımlı filmdir ve trevor howard başrolde oynamaktadır.
    aynı zamanda iron maiden'ın the trooper şarkısı da the charge of the light brigade hakkındadır.
  • bu şiirin şu kısmı, birinci dünya savaşının her savaş meydanı incelendiğinde daha da anlam kazanmaktadır.

    "theirs not to make reply,
    theirs not to reason why,
    theirs but to do and die:"

    hikayesi gerçektir değildir bir yana, sadece bu kısım, özellikle birinci dünya savaşı'nda olup bitenlerin insanın kanını donduran bir özeti gibidir.

    bu yüzden, kanaatimce, the charge of the light brigade şiirindeki övgüyü hak edenler, balaklava'da savaşanlar değil, ypres'te, somme'de, seddülbahir'de, tannenberg'de, lemberg'de, sarıkamış'ta, kanal'da, galiçya'da, filistin'de, komutanlarının beceriksizlikleri, savaş meydanının aldığı karakterden bihaber oluşları, hayalperestlikleri ya da salt hırsları yüzünden yok yere, umutsuzca ölüme yürüyenlerdir.
  • türkçe çevirisinin bir kısmı şöyledir:

    "karşılık vermek değil onların işi;
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi,
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi...
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de...''