şükela:  tümü | bugün
  • filmin dvd'sinde bulunan extralardan birinde, 1928 gösteriminden bir kare var. bu karede cep telefonuyla konuşan bir kadın keşfetmiş belfast'lı bir arkadaş. 1928'de? cep telefonu? lan?!
    yüzünü gizlemeye çalışan biri olduğunu düşündüm önce ama tekrar tekrar yakınlaştırarak izleyince. laan!?

    şurdan izleyin: http://blogs.suntimes.com/…one-in-a-1928-movie.html
  • diğer tüm filmleri gibi biraz hüzün çokça komedi içeren enfes bir charlie chaplin filmi. senaryosu, yapımı, yönetmenliği, ve hatta müzikleri dahi chaplin'in bizzat kendisi tarafından hazırlanmıştır.

    film, diğer chaplin filmerinin aksine, senaryosunda bariz sıkıntılar barındırıyor. belki de bu nedenle, modern times ya da city lights'a nazaran daha az biliniyor. ancak klasik chaplin mizansenleri bu filmde de mevcut. her chaplin filminin olmazsa olmazı olan kovalamaca sahneleri (bence en iyisi the kid filminde olan) bu filmin bence en komik sahneleridir. hepsini geçtim , o atlı, aslanlı, maymunlu sahneleri o dönemde nasıl çekmiş merak ettim doğrusu. ayrıca chapline özgü olan o kameraya uzun uzun bakış atmalar bu filmde de mevcut.

    ama beni chaplin'e bağlayan, onu sadece çağımızın değil tüm zamanların en büyük sanatçılarından biri yapan yanı bu komedi sahneleri değil. filmin genel havasındaki hüzün ve bundan daha da önemlisi teknolojiye, makinalaşmaya, kapitalizme olan ince göndermeleridir. özellikle modern times ve gold rush filmlerinde benzersiz bir uslupla yapılan bu göndermeler, bu filmde de kendisine yer buluyor:

    --- spoiler ---

    sirkte çalışan ip cambazı bir gece ortalıkta yoktur. sirkin sahibi, ipin üstünde kim yürüyecek diye yakınırken chaplini görür ve ondan ip cambazlığı yapmasını ister. oysa chaplinin hiç tecrübesi yoktur. yani düşüp ölme ihtimali oldukça yüksektir. patronun baş elemanı ona, chaplinin bunu yapmaya çalışırsa ölebileceğini söyler. patron ise : fena da olmaz, hem sigorta parasını ben almış olurum diyecek kadar ruhsuzlaşmıştır.
    --- spoiler ---

    ki bu ruhsuzlaşma meselesi bence chaplin filmlerinin temel konusu, temel kaynağıdır. kanımca chaplin bu ruhsuzlaşmayı, makinalaşmaya ve dolayısıyla da kapitalizme bağlıyor. bu nedenle de her filminde bu sorunsala değiniyor. the circus filmine, daha doğrusu bir chaplin filmine sadece bir komedi filmi olarak bakmak, onu bu dar çerçeve içerisine hapsetmek, kategorileştirmek sanırım chapline yapılacak en büyük hakarettir.
  • meşhur aynalar sekansını da ihtiva eden kaçma-kovalamaca sahnesi. sirkteki chaplin trüklerinin çoğu devamında çekilen yığınla filmi etkilemiştir.
  • charlie chaplin'e ilk akademi ödülü'nü kazandıran filmi. bu ödülün henüz oscar adını almadığını dönemlerden bahsediyoruz elbette. chaplin'in bu ödülü almasındaki başlıca neden ise yazmak, yönetmek ve üretmek konusunda bitmek tükenmek bilmeyen dehası. buna rağmen chaplin bu filmi hatırlamamayı tercih eder; bu tercihin sebebi ise filmin kendisi değildir. filmin çekimleri sırasında yaşananlardır perde arkasına sakladığı. film, 1920'lerde hollywood camiasında yaşanan en fırtınalı boşanmayla eş zamana denk gelir. lita grey'in avukatları chaplin'in kariyerini noktalamak için ellerinden geleni yaparlar. üstelik yaşanan talihsizlikler bununla da kalmaz. filmin çekimleri başlamadan çekimlerin gerçekleşeceği sirk çadırı fırtına nedeniyle yerle bir olur. çekimlerin 9. ayında çıkan bir yangın da tüm seti tarumar eder. işte böyle bir talihsizlikler silsilesinin ürünü bir başarıdır karşımızdaki.
  • bence chaplin'in en komik filmi ve benim için belki de en iyi filmi. ve belki de bunun nedeni chaplin'in yarattığı karakterin sirke gayet uygun bi yapıda olmasıdır. tramp'in naifliği, komikliği, sakarlığı tavan yapmıştır bu filmde.

    --- spoiler ---

    en baştaki aynalı oda,
    beraber kaçtığı adamla oyuncak* taklidi yaptığı ve adamın kafasına vurup kahkaha attığı sahne,
    aslanın kafesinde kilitli kalması, kıza yaptığı artistlikler ve sonrasında koşarak çıktığı direkte yaptığı şaklabanlıklar,
    ipte yürüdüğü sahne,
    sevdiği kız başkasıyla evlenirken havaya fütursuzca konfeti saçması,
    filmin sonunda tek başına kendine has yürüyüşle uzaklaşması,
    ve böyle gider..

    --- spoiler ---
  • dünyanın en komik adamı bir sirkte komiklik işine girmeye çalışır ve başarısız olur! ironiye bakın. filmin tüm komikliğine rağmen sette çıkan yangınlarla, çalınan arabalarla ve chaplin'in sinir krizi geçirip yataklara düşmesiyle hatırlamak istemediği belalı bir film olmuştur.

    ipte yürüme sahnesi için chaplin haftalarca çalışmış ve gerçekten 12 metre yükseklikte yürüyerek harika bir iş çıkarmıştır. filmin sonu chaplin'in pathos özelliğininden dem vurulup, dar görüşlü bir açıdan eleştirilse de, aşkın tek kişilik olduğu mesajını veren ve cuk oturan bir finaldir. fellini'nin favori filmidir.
  • charlie chaplin'in 1928 tarihli gag dolu, enfes filmi. diğer filmlerine nazaran az bilinir fakat akademiden yapımı, yönetimi, yazarlığı ve oyunculuğunda gösterdiği deha nedeniyle kategori dışı özel bir oskar almıştır (o zamanlar adı oskar değildi tabi) çekimler sırasında seti yanmış adamcağızın, ruh hastalıklarına kapılmış. der himmel über berlin'in referans aldığını sanıyorum ama imdb öyle demiyor. katiyen bulun bakın.
  • 84 yıl sonra bile katıla katıla güldürebilen chaplin filmi. chaplin'e dünyalar tatlısı bir kız eşlik eder bu filmde.
    komedi nedir , nasıl yapılır ders niteliğindedir.

    --- spoiler ---

    şarlo'nun bebeğin elinden sosisliyi yerkenki trajikomik duruma ağlamak mı lazım gülmek mi çıkamadım işin içinden.

    --- spoiler ---
  • swing little girl adinda harikulade bir soundtrack´e sahip olan charlie chaplin filmi.

    swing little girl,
    swing, high, to the sky,
    and don’t ever look at the ground,

    if you’re looking for rainbows,
    look up, to the sky,

    you’ll never find rainbows,
    if you’re looking down,

    life maybe be dreary,
    but never the same,

    some days, it’s sunshine
    some days, it’s rain,

    swing little girl,
    swing high, to the sky,
    and don’t ever look to the ground,

    if you’re looking for rainbows,
    look up to the sky,
    but never, no never, look down...
  • oyunculuk ve çekimleri açısından son derece başarılı bulduğum (aynaların arasında bir kovalamaca sahnesi var ki kesinlikle görülmeye değerdir), ancak hikayesi diğer şarlo filmlerine nispeten daha zayıf olan (böyle düşünmemin sebebi hazin sonundan dolayı da olabilir emin diilim), yine de sadece girişte chaplin'in sesinden yükselen -şu anda ismini hatırlayamadığım- şarkıyı dinlemek için bile arşive katılması gereken bir film.