şükela:  tümü | bugün
  • francis ford coppola'nin 1974 yilinda yazip yonettigi bir gerilim filmi. basrolleri gene hackman ve yonetmenin has adami john cazale paylasmistir.*
  • coppolanin universite yillarinda tasarladigi, ve ancak 1974te, iki godfather filminin arasinda cekebildigi, muthis tematik film. gerilim gibi gozukse de aslinda daha cok bir bugger olan henry caul'un (bkz: gene hackman) karakter tahlilidir. kamera cogu zaman bir surveillance kamerasi gorevindedir, ve basli basina bir karakterdir, bir antagonisttir. kamera, gizlilige ve ozel hayatina obsesyon derecesinde onem veren caul'un evinde adeta casusluk eder, ve seyirciyi de haliyle suc ortagi yapar. teknolojinin bizi korkutucu derecede esir almis olmasi ve heryerde izlendigimiz gibi bir orwellian temanin yanisira, filmde izleyenin izlenen haline gelmesi gibi bi ironi de vardir.

    ayrica gene hackman, enemy of the statede de burdaki rolune benzer bi rolde oynar.
  • rear window'u cok andiran bu filmde zaten fanatik bir hitchcock hayrani coppolla olayi son 20 dakikaya saklami$tir. geri kalan bolum (ki 90 dakika kadardir) bayagi bir baymi$tir beni. eh i$te derecesinden bir gomlek ustundur en fazla. iki godfather arasinda cekilmi$ olmasi bir vadiyi hatirlatir bana. sonu guzeldir, ama o kadar cok bekletilen seyirciye azdir bu. yapacak iyi bir alternatifi olmayanlar icin izlenebilir, yoksa bo$verilmesi daha mantiklidir bence.bir de ronin'de de gorulen "izleyici biraz salaktir" onyargisi sebebiyle cok sik tekrar edilen ogeler mide bulantisina sebep olabilir. diyorum ya sadece meraklisina.**
  • coppola'nın 70ler boyunca süregiden hakimiyetinin en az bilindik fakat o oranda da ehemmiyetli parçası. gene hackman usta bir teknisyeni usta bir oyunculukla canlandırır, gizlice izler ve dinlerken gizlice izlenir ve dinlenir, ama yaptığı işi asla inançlarıyla bağdaştıramaz. zira ölümlere dahi dolaylı iştirak etmiştir. o sadece işini yapmak istemektedir halbuki. bi de saksafonunu çalar evinde. işler sarpa sardıkça bakar olmuyo düzeltiyim yoluna koyim derkene buna indir elini derler, bu da oturur evinde saksafon öttürür. alenen ahlaki bi filmdir. (bkz: lolita) coppola'nın sembolik işlevselliği uyguladığı bu film tekniği ve ekonomisiyle de takdire şayandır. cannes'da da altın palmiyesi vardır.
  • --- spoiler ---
    gene hackman'ın grapes of butcher'ın yerinde tespit ettiği üzere oturup öttürdüğü son sahneden önce dinleme cihazı bulma umuduyla elinde çekiçle evinin ahşap parkelerini söktüğü sahne, ilk seyrettiğim dört yaşımdan beri hafızamdan silinmemiştir. koyu katolik gene abi'nin artık sıyırdığı bu noktada son olarak evdeki plastik meryem ana heykelini parçalama çabaları da filmin ahlaki boyutu açısından ilginçtir.
    --- spoiler ---

    erik satie ile thelonious monk etkisindeki piyanolu tema müziği de bu ağır, durağan filme ayrı bir hava katmıştır. brian de palma 'nın blow out'u bunun gereksiz bir kopyasıdır.
  • antonioni'nin blow up ina saglam bir selamdir ayni zamanda.
  • film boyunca gene hackman'nın sırtından çıkarmadığı ucuz görünümlü plastik yağmurluk, dedektif filmlerinin ağır ve gösterişli pardösülerinin alaya alınması mıdır yoksa artık araştırma işlerinin sentetik dinleme cihazları ile mekanikleşmiş olmasına bir gönderme midir emin olamıyorum. hiçbir anlamı olmadığına inanmıyorum. coppola filmi çektiği zaman, doğumgünü olan 7 nisan'da vizyona girmesi için ısrar etmiştir, bunun ne anlamı var bilemem. bildiğim şey, coppola'nın godfather'ında o meşhur restoran sahnesinde al pacino katil olma düşünceleri içinde boğulurken, arkadan duyulan tren sesinden ve apocalypse now'da tavandaki pervaneyi izleyen gergin martin sheen görüntüsüyle beraber pervane sesinin helikopter sesine dönüşmesi ile birlikte, "ses" fikrinin bu filmde de görüldüğü üzere, coppola'nın kafasını oldukça meşgul ettiğidir. filmin minimale yakın piyano ile oluşturulan orjinal müziği david shire'a aittir. yönetmenin kız kardeşinin soyadı da shire'dır. coppola'nın aile işlerine değer verdiğini biliyoruz, sanırım bu kişi kardeşinin eşidir. yanılıyor olabilirim.
  • bir daha çekilirse tema müziği midnight in a perfect world olası. o da bir san francisco ürünü ne de olsa. aşılamaz bu film o ayrı.
  • çömez harrison ford'un ilk önemli rollerinden birinde, robert duvall'un minicik (yüzü bile doğru düzgün görünmez hatta) ama hayli mühim bir karakterde göründüğü bu nadide parça, yaklaşık bir 90 dakika yerlerde sürünen temposuyla seyircinin sabrını denedikten sonra, muhteşem bir final bölümüyle ağzındaki baklayı çıkarıverir.

    --- spoiler ---

    finalde hackman'in yana yakıla aradığı dinleme cihazı saksofon'un içinde değilse, ben de bişi bilmiyorum kardeşim...

hesabın var mı? giriş yap