şükela:  tümü | bugün
  • common'in 2005 senesi albumu be'nin sanirim en guzel parcasi...klibi ayri bir sahane, ozellikle bahsedilen corner'in ne oldugunu anladiginizda egleniyorsunuz.

    sozlerini de yazalim tam olsun;

    [verse 1: common]
    memories on corners with the fours & the moors (pronounced foes and moes)
    walk to the store for the rose talking straightforward to
    got uncles that smoke it some put blow up they nose
    to cope with they lows the wind is cold & it blows
    in they socks & they souls holding they rolls
    corners leave souls opened & closed hoping for more
    with nowhere to go rolling in droves
    they shoot the wrong way cause they ain't knowing they goal
    the streets ain't safe cause they ain't knowing he code
    by the fours i was told either focus or fold
    got cousins with flows hope they open some doors
    so we can cop clothes & roll in a rolls
    now i roll in a "olds" with windows that don't roll
    down the roads where cars get broke in & stole
    these are the stories told by stony & cottage grove
    the world is cold the block is hot as a stove
    on the corners

    [hook: kanye west]
    i wish i could give ya this feeling
    i wish i could give ya this feeling
    on the corners, robbing, killing, dying
    just to make a living (huh)

    [spoken: the last poets]
    we underrated, we educated
    the corner was our time when times stood still
    and gators and snakes gangs and yellow and pink
    and colored blue profiles glorifying that

    [verse 2: common]
    streetlights & deepnights cats trying to eat right
    riding no seat bikes with work to feed hypes
    so they can keep sweet nikes they head & they feet right
    desires of streetlife cars & weed types
    it's hard to breath nights days are thief like
    the beast roam the streets the police is greeklike
    game at it's peak we speak & believe hype
    bang in the streets hats cocked left or deep right
    its steep life coming up where sheeplike
    rappers & hoopers we strive to be like
    g's with 3 stripes seeds that need light
    cheese & weaves tight needs & thieves strike
    the corner where struggle & greed fight
    we write songs about wrong cause it's hard to see right
    look to the sky hoping it will bleed light
    reality's and i heard that she bites
    the corner

    [hook]

    [spoken: the last poets]
    the corner was our magic, our music, our politics
    fires raised as tribal dancers and
    war cries that broke out on different corners
    power to the people, black power, black is beautiful

    [verse 3: common]
    black church services, murderers, arabs serving burger its
    cats with gold permanents move they bags as herbalist
    the dirt isn't just fertile its people working & earning this
    the curb-getters go where the cash flow & the current is
    it's so hot that burn to live the furnace is
    where the money move & the determined live
    we talk play lotto & buy german beers
    it's so black packed with action that's affirmative
    the corners

    [hook]

    [spoken: the last poets]
    the corner was our rock of gibraltar, our stonehenge
    our taj mahal, our monument,
    our testimonial to freedom, to peace and to love
    down on the corner...
  • the last poets babaların da katkıda bulundukları leziz common şarkısı.
  • staind' in the illusion of progress albümünde yer alan şarkı.
    sözleri ise şöyledir :

    it sheltered me from nothing but the weather
    i called it home for a moment of my life
    this place i see just doesn' t look familiar
    i wonder if it looks the same inside

    so there' s the corner that i sat on
    the road i walked home in the rain
    and there' s the star i used to wish on
    it all just seems like yesterday

    days go by
    nothing' s getting clearer
    can' t change my mind
    my troubles are the same
    faces change
    the names they are familiar
    and the streets i see
    will stand the test of time

    so there' s the corner that i sat on
    the road i walked home in the rain
    and there' s the star i used to wish on
    it all just seems like yesterday

    and those stars
    stars still shine
    shine down through the rain

    and there' s the corner that i sat on
    the road i walked home in the rain
    and there' s the star i used to wish on
    it all just seems like yesterday

    and i stare out this dirty window
    as this world goes slowly by
    and somewhere out there is the future
    that i once thought had passed me by

    sheltered me from nothing but the weather
  • asmalımescit sofyalı sokak'ta köşedeki kasabın yerine açılan bar. hareket etmenin mümkün olmadığı, içerden dışarının, dışarıdan içerinin görülebildiği, her 10 saniyede bir ışıkları sönen küçücük tuvaletini görünce anladım ki kasap dükkanından bar olmaz.
  • nefret edilesi, kolpanın alası bir asmalı mekanı.

    garsonları en kazmalarından özellikle seçerek koymuşlar, beraber gittiğim arkadaşımla önce bir çakma otoparkçı havası sezdiğimiz garson, "abi bu masa 4 kişilik, sizi şu 2 kişilik masalara alabilir miyiz?" deyince, tam bir araba gibi hissettik. arabayı valeye veremiyorsunuz yani, illa kendiniz çekeceksiniz. dsfsfsf

    ardından menü hakkında sorduğum sorular karşısında anlamsız bakan garson, gitti şef garsonunu çağırdı; yok olm modern bar mar gibi durduğuna bakmayın, tamamıyla boktan bir esnaf lokantası mantığıyla yorumlamak gerekiyor.

    şef garsona aynı soruyu yine sordum, menüye koyduğunuz bu the corner specil cocktail nedir, içine limon suyu da koyuyormuşsunuz, ne kadar bir ekşilik katıyor bu falan dedim. garson 2 saniyelik kilitlenmesinin ardından, "ya geç onu geç, başka şey al." dedi. o an içimden geçirdim, lan mekanın ismiyle özdeş kokteyl koyup da müşteriye bu kokteyli önermeyerek nasıl bir ironi yaptıklarının farkındalar mı acaba diye.

    bu andan sonra, "burada kesinlikle bira içmeliyim, başka ne yapsalar boktan olur." düsturunu benimsemem gerekirken, ben ısrarla garson ile muhabbete devam ederek, "peki ne tavsiye edersiniz, neyi güzel yapıyor sizin barmen?" diye şansımı zorlamaya devam ettim.

    bizle ilgilenen ilk garson oradan atlayıp, "moyito 10 numara, 10, ondan alın." deyince, bir anlık gaflette bulunarak, getirin bari demiş oldum.

    hayatımda içtiğim en boktan mojitolardan biriydi, 18 tlye başka pek çok yerde düzgününü içebilecekken, burada cebimden çıkan paraya acıdım. ha hayatımda içtiğim en boktan mojito ise, antalya'da şu an ismini hatırlamadığım, güzel rus bağyan-bağrı açık gömlek ve ceketli kro erkek kombinasyonunun tavan yaptığı bir barımsıda içtiğim ve adamın içine nane yerine nane şurubu!?! koyarak yaptığı mojitoydu.*

    bunların dışında mekanın tek artısı şuydu: ortaya istediğimiz çerez tabağının içinde hiçbir leblebi türevi yoktu, bildiğin fındık, fıstık, badem gibi düzgün kuruyemişlerle donatmışlardı içini. bunu bir anlık dalgınlıklarına veriyor ve bir dahaki sefere çerez tabağını silme beyaz leblebi ile doldurmalarını salık veriyorum.
  • sakınılası bir asmalı mescit mekanı.

    bu akşam oturduk burada arkadaşımın bardağından sigara izmariti, benim bardağımdansa kırık cam parçası çıktı.

    mekanın konuya yaklaşımı ise:
    "sizden hesabı almayalım aramızda kalsın" oldu.
    he amca he, sen bu kafayla devam et, aramızda kalsın...
  • 1500 euro fiyatlı elbiseler falan satan bir site.
    http://www.thecorner.com/
  • özenle seçilmiş hırbo garsonları, terbiyesiz ve kaba barmenleri ile alkol miktarını minimumda tutup maksimum kazancı elde etmek isteyen cimri, iş adabından bihaber, asmalı mescit'in en gereksiz mekanı.

    menüde bira yazıyor olması ve gelen müşterinin bira içmeye başlaması üzerine, sadece daha fazla kazanabilmek ve kokteyl satabilmek adına gece 11 buçukta "üzgünüm bira servisimiz kapanmıştır" diyen bir garson, "şişe açtırmadan bu masaya oturamazsınız" diyen bir barmen ihtiva eden güzide mekan the corner, 11 buçuku neye göre belirlemiş çok merak etmekteyim.
  • the wire'in oncusu hbo mini dizisi.

    uyusturucunun toplumda actigi yaralar :(