şükela:  tümü | bugün
  • dunyadaki en ilginc ve en pahalı saat olabilir kendisi. 2008 yılında university of cambridge, corpus christi koleji mensuplarından john taylor tarafından dusunulmus ve fonlanmıstır. saat cambridge'de, corpus christi kolejine ait taylor kutuphanesinin onunde sergilenmektedir. once suradan saatin tipine bakmanızı rica edeyim. sonra da anlatayım saatin onemi ve ozellikleri neler diye.

    saat altın kaplama ve maliyeti 1 milyon pound ve saatin uzerinde herhangi bir rakam ya da buna denk gelen bir sembol yok. sadece kesikler var 3 farklı 360 derece dongusel kesikler. en icteki kesikler saati, ortadaki dakikayı, ve en dıstaki kesikler saniyeyi gosteriyor. saat kendini kesitlerden suzulen mavi led ısıklarıyla belli ediyor.

    zaman hem objektif hem de subjektif olabilen bir olgu ve john taylor bunu es gecmek istememis. yani zamanı objektif olarak saate bakarak olcebiliyoruz fakat einstein'ın da vaktiyle izafiyet teorisi icin dedigi gibi zaman bir taraftan da subjektiftir yani "guzel bir kadınla bir saat edilen muhabbet bir dakika, kızgın bir sobanın yanında gecirilen bir dakika bir saatmis gibi gelebilir" (einstein da bilirdi flortu tabi ne zannediyordunuz!)

    cemberin en dısında alt kısımda bulunan sarkac ve ust kısmında bulunup chronophage diye de bilinen cekirge zamanın subjektifligini anlatmak icin orada. chronophage, antik yunancadan, kronos (zaman) ve phage (yiyici) anlamına geliyor. saat bes dakikada bir dogru zamanı gosteriyor sadece, aradaki vakitlerde zaman yiyen bu cekirge bazen daha yavas bazen daha hızlı hareket ediyor. bazen duruyor. bunu alttaki sarkacı izleyerek de gorebiliyorsunuz; sarkac bazen yavaslıyor, bazen duruyor, ve bazen cok hızlanıyor.

    saati izlemek rahatsız edici aslında cunku zaman her anı yiyor ve geriye dondurmesi imkansız. onumde boyle ilginc somut bir ornegi olunca sarkac yavaslarken gevsedigimi, hızlanırken telaslandıgımı farkettim. aynı anda hem buyuleyici hem rahatsız edici izlemesi; hem bir muhendislik harikası hem de bir sanat eseri...