şükela:  tümü | bugün
  • efsanevi albüm in the court of the crimson king'in son şarkısı. şarkının adı albümün ismiyle sıkça karıştırılır. "progressive rock nedir?" sorusunun cevabıdır.
  • the rusted chains of prison moons
    are shattered by the sun.
    i walk a road, horizons change
    the tournaments begun.
    the purple piper plays his tune,
    the choir softly sing;
    three lullabies in an ancient tongue,
    for the court of the crimson king.

    the keeper of the city keys
    put shutters on the dreams.
    i wait outside the pilgrims door
    with insufficient schemes.
    the black queen chants
    the funeral march,
    the cracked brass bells will ring;
    to summon back the fire witch
    to the court of the crimson king.

    the gardener plants an evergreen
    whilst trampling on a flower.
    i chase the wind of a prism ship
    to taste the sweet and sour.
    the pattern juggler lifts his hand;
    the orchestra begin.
    as slowly turns the grinding wheel
    in the court of the crimson king.

    on soft gray mornings widows cry
    the wise men share a joke;
    i run to grasp divining signs
    to satisfy the hoax.
    the yellow jester does not play
    but gentle pulls the strings
    and smiles as the puppets dance
    in the court of the crimson king.
  • king crimson'ın progressive rock evrenine dair en çarpıcı örneklerden birini sergilediği harika parça. grubun aynı albümde yer alan bir diğer unutulmaz şarkısı epitaph ile birlikte king crimson tarihçesine ait sayfalarda kabartmalı-yaldızlı kelimelerle işlenmesi gereken eserdir.

    ve görüyorum ki bu eser hakkında sadece 3 entry girilmiş. sözlüğün ilahlaştırdığı müzik gruplarının en boktan şarkılarına sırf popüler diye onlarca-hatta yüzlerce entry giren, "ben progressive adamım, gerisine koyarım" diyenlerin sadece popülerle işleri olduğunu anlamamı sağlamıştır. yazıktır.

    beni kendine çeken özelliği tarafı aynen epitaph'ta olduğu gibi etkileyici ve şarkının atmosferinin en önemli parçası olan vokal performansıydı.

    single 80 hafta listelerde yer almaya devam etti. böyle bir parçadır.
  • müzik kelimesinin sözlükteki karşılığı olan başyapıt. savaştan yeni çıkmış aragorn ve uruk-hai cesetleriyle dolu bir arazi geliyor aklıma bu şarkıyı dinlediğimde. lotr'in film müziği olsaydı, savaş sahnelerini daha da mükemmel yapabilirdi.*
  • ilahi gibi bir şey benim için. albüm kapağındaki şizoid adamı yaşıyorsunuz bunu dinlerken. robert fripp'in dediği gibi; gülümseyen ağzı kapattığınızda gözlerindeki hüzün, gözlerini kapattığınızda tebessüm ağır basıyor. tıpkı müzik gibi. müziği yansıtan şarkı budur.
  • children of men'in bir sahnesinde çalıyordu bu şarkı ayrıca. yanlış hatırlamıyorsam yıkımdan kurtarılan sanat eserleriyle dolu bir salonda arka planda çalmaktaydı. plaktan geliyormuş gibiydi hatta. şahsen o sahnede yer alan bir davut heykelinden daha mühim bir eserdir benim gözümde.
  • gary moore ve greg lake beraber çalmıştır bu parçayı, çok da iyi yapmışlardır.

    http://www.youtube.com/…7lo15j5qpmy&feature=feedlik

    children of men filminde kullanıldığı sahne için.

    http://www.youtube.com/…3vbr6am0ft8&feature=related
  • eşzamanlı olarak şarkıyı dinleyip, tür hakkında okurken gördüm ki; bu şarkı progressive rock'ın tanımıdır. başka bir deyişle, aşağıdaki sözel progressive rock tanımının müzikal bağlamda karşılığıdır.

    --- spoiler ---

    it developed from psychedelic rock and originated, similarly to art rock, as an attempt to give greater artistic weight and credibility to rock music. bands abandoned the short pop single in favor of instrumentation and compositional techniques more frequently associated with jazz or classical music in an effort to give rock music the same level of musical sophistication and critical respect. songs were replaced by musical suites that often stretched to 20 or 40 minutes in length and contained symphonic influences, extended musical themes, fantasy-like ambience and lyrics, and complex orchestrations.

    --- spoiler ---

    http://www.youtube.com/watch?v=nlnantlznca
  • synthesizer'ının tonu her dinleyişimde ruhumu eritecek kadar hüzünlü ve kaliteli olan, aslında bir zamanlar köprü denilebilecek ama köprü olmayan flüt gitar partisyonu ile şarkıya karşı acayip bir empati beslediğim başka bir 60'ların güzelliği.
  • 30 yaşıma 10 günden az kala "dinlediğim en iyi şarkı nedir lan?" derken aklıma gelmiştir. geçen onca senede dinlediğim bir sürü muhteşem şarkı olduğu bir gerçek ama benim için en iyisi bu diyebilirim. prog-rock denen naneyi eskisi kadar yoğun dinlemesem de, o tarzın gerçek anlamda bir başyapıtı olması dışında genel olarak da muhteşem bir eser olduğunu düşünmekteyim. davut heykelini her türlü siker.