şükela:  tümü | bugün
  • basrollerinde jaye davidson, forest whitaker ve stephen rea'nin oynadigi, 1992 dogumlu tuhaf neil jordan filmi.
  • boy george un tek guzel parcasi.
  • kesinlikle birden cok iyi sarkisi vardir ama boy george antolojisinde en tepelerde, tek basina zirvede degilse en azindan yukarilarda yer almayi hak eden sarki.
  • eger iyi bir kulaginiz varsa ya da parcayi yvaineile dinliyorsaniz, boy georger versiyonundaki belli belirsiz neil tennant vokalini duyabileceginiz parca.
  • en etkileyici sahnelerden birinde diyaloglar sagidaki gibidir:
    fergus ve dil dil'in evinde sakin sakin muhabbet etmektedir, olaylar gelisir...

    fergus: did he ever tell you you were beautiful?
    dil: all the time.
    fergus runs his hand down her throat.
    dil:even now.
    fergus: no...
    dil: he looks after me. he's a gentleman too.
    she draws him behind a curtain toward the bed, pulls him
    down. they kiss passionately.
    dil: give me one minute.
    she walks into the bathroom. fergus lies there, looking at
    the picture, listening to the sound of running water. she
    comes out then, dressed in a silk kimono. she looks
    extraordinarily beautiful.
    he reaches out his hand and grasps hers. he draws her toward
    him. he begins to kiss her face and neck.
    fergus: would he have minded?
    she murmurs no. his hands slip the wrap down from her
    shoulders.
    close on his hands, traveling down her neck, in the darkness.
    then the hands stop. the kimono falls to the floor gently,
    with a whisper. the camera travels with it, and we see, in a
    close-up, that she is a man.
    fergus sits there, frozen, staring at her.
    dil: you did know, didn't you?
    fergus says nothing.
    dil: oh my god.
    she gives a strange little laugh, then reaches out to touch
    him. fergus smacks the hand away.
    fergus: jesus. i feel sick --
    he gets up and runs to the bathroom. she grabs his feet.
    dil: don't go, jimmy --
    he kicks her away. he runs into the bathroom and vomits into
    the tub.
    she crouches on the floor.
    dil: i'm sorry. i thought you knew.
    he retches again.
    dil: what were you doing in the bar if you
    didn't know -- i’m bleeding...
    she lights a cigarette.
    fergus runs the taps. he washes his face, rinses his mouth.
    dil: it's all right, jimmy. i can take it.
    just not on the face.
    fergus slams the door shut. she is sitting on the couch, the
    kimono round her once more, looking very much like a woman. a trace of blood on her mouth.
  • filmin en etkileyici diyaloglarından birinde, iskemlede elleri bağlı olarak oturmakta bulunan forest whitaker, kendisini alıkoyan ira askerine akrep ile kurbağa öyküsü anlatır:

    --- spoiler ---
    akrep, ırmağı geçmek istemektedir. kurbağa'dan kendisini karşıya sırtında taşımasını ister. kurbağa, "sen akrepsin. beni sokarsın. olmaz." der. akrep ise, "ben salak mıyım? seni sokarsam, ikimiz de boğulur ölürüz." der ve kurbağayı ikna eder. kurbağa akrebi sırtına alır, ırmağın ortalarına doğru kurbağa sırtında bir acı hisseder. acı ile kıvranırken, akrebe "ne yaptın! ölüyorum, sen de boğulacaksın.." der kurbağa. akrep, "elimde değil, benim doğam bu." diye cevap verir. (i can't help it. it's my nature)
    --- spoiler ---

    aslında, her iki karakter de işleri ve doğaları gereğini yapmaktadır. ama asıl film, bundan sonra başlar. doğası daha farklı bir üçüncü karakter ile biçimlenir.
  • "ben aşktan payimi aldim" diyen kişinin muhtemel freelove'a gecisinden once, soyle sakince durup geriye bakis sarkisi. ayrica vokalini neil tennant'in "heartaches" ve "so sad" sozleri ile destekledigi boy george sarkisi ki guzel soylemis ibne. bir de o sentetik bass sesler her ne kadar take my breath away'i hatirlatsa da o 1986 da kaldi..
  • irlanda dogumlu neil jordan'in 1992 yapimi, 6 dalda oscar odulune aday olup 1 dalda odulu alabilmis insanin tüylerini urpertecek, bogazinda birseyler dugumlenmesine sebep olacak kadar etkileyici bas yapiti. boy george'un ayni adli soundtrack'ini de unutmamak gerekir.

    film aynı zamanda sinemada görebileceginiz en buyuk surprizlerden birini icinde barindiriyor.
  • hakkında yazılan "yönetmeni neil jordan'ı dünyaya tanıtan film" ve "sinema tarihinin en iyi saklanan sırlarından birini barındıran film" ifadeleriyle, izlemeden önce dikkat çeken filmdir. izledikten sonra da, "oldukça kayda değer bir film olmuş" söylemini kullanmak zor değildir. tabii bu söylem, filme hangi gözle bakıldığına göre değişecektir. yüzeysel bir bakışla bu filmi, "macera, dram ve aşk unsurlarından bir veya birkaçını barındıran film" olarak nitelendirmek, bu filmin gerçek hoşluklarını göz ardı etmek olacaktır.

    --- spoiler ---
    örgüt militanı olup avcı konumundayken, bunun mizacına uymadığını anladığı zaman av durumuna düşmemek için çabalamak ama yapamamak; öldürülmenin eşiğinden döndüğünü sanarken, hiç umulmadık şekilde ölmek; ideolojiler uğruna masum bir insanı öldürmek zorundayken, insani yönleri ağır basan biri olduğunu fark etmek; vicdani sebeplerle karşı cinsten birine yakınlaşıp, beklenmedik şekilde ona bağlanmak, sonra da, bu karşı cins sanılan kişinin hemcins olduğunu anlayınca tepe taklak olmak ; bir insanı karşı cins olarak sevmek ile insan olarak sevmek arasında bocalamak.
    --- spoiler ---

    spoiler olmayan bazı ifadelerle özetlemek gerekirse; "ölmek-öldürmek", "vicdan ile mecburiyet arasında kalmak" ve "düşmanını da, karşı cinsten birini de insan gibi insan olduğu için sevebilmek" durumlarını sorgulayan ve yüzeysel bakmadan seyredenlere sorgulatmayı başaran leziz bir filmdir.
  • --- spoiler---

    karakterlerin ayri ayri degerlenmesi gerektigini dusundugum film. 5 ira askerlerinden ikisi filmin basinda oldugu icin onlar hakkinda soylenebilecek pek birsey yok. fergus, filmin sonunda ingiliz askerin fotografina bakip, "evinden ayrilmamaliydin." diyor. hala kuzey irlandadaki hakli davasinin arkasinda ama ulkesi ugruna verdigi savasta piyon olarak kullanildigini da farkediyor. hatun ira askeri ise filmin karanlik yuzu. igrenc bir sekilde kullandigi cinselligi, ingiliz bir yetkiliyi oldurmeden once evde yaptigi son hazirlik, aynaya bakip kiyafetini duzeltmesi ve sinsi gulumsemesiyle, ulkesini savunmaktan cok egolarini tatmin etmeye calistigi acik. ingiliz yetkiliye hayati pahasina ates eden ve catisma sonucu olen ira askeri ise sadece ona verilen gorevi yapan bir robot.

    bu filmi izledikten sonra yonetmenin ira'ya yaklasimi acisindan hicbirsey soylememiz mumkun degil. o bize irlanda veya ingiltere'den degil her insanin farkli olan dogasindan bahsediyor.