şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ellen page)'in başrolünde olduğu (bkz: david freyne) filmi.

    zombi konseptine yeni bir bakış açısı:
    film zombi virüsü salgınına bir çözüm bulunmasıyla başlıyor. önceden kana susamış bir şekilde etrafta dolanan, insanlara saldıran zombileri insan hallerine geri döndürecek bir tedavi bulunuyor. iyileştirilen insanların yeniden topluma kazandırılması gerekiyor. bunun için belli aralıklarla psikolojik kontroller yapılıyor. iyileştirilenler aile üyeleri veya tanıdıklarının yanına yerleştiriyor. fakat kaos içinde geçen, her yeri kana bulayan salgından sonra insanlar iyileşenleri eskisi gibi göremiyor. onların da eskisi gibi hissetmediğini anlamaları uzun sürmüyor.

    toronto film festivali'nde izleyici karşısına çıkan the cured, amerika'da 23 şubat'ta vizyona girecek. filmin ülkemizde gösterilip gösterilmeyeceği ise belli değil.

    fragman
    ayemdibi linki
  • altyazısını bulan varsa yeşillendirsin. (bkz: ellen page) den ötürü merak edilen filmdir.
  • uyarı: giri spoiler içerir.

    çıkış noktası çok iyi olsa da yapmaya çalıştıkları şey, insanların empati dürtülerine pek uymamış sanıyorum. nüfusunun bir kısmı enfeksiyona kurban gidiyor bir şekilde ve sen buna bir ilaç uydurup insanları geri getirebiliyorsun ancak geri getirebildiğin, iyileştirebildiğin insanları sanki kendileri kana susamış yaratık olmayı seçmişler gibi aşağılık görüyor, ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor ve yer yer şiddete maruz bırakıyorsun ve bu sırada hala hasta insanların dörtte biri tedaviye cevap vermemiş vaziyette geziyorlar.

    benzer bir temayı the girl with all gifts'te de gördük. kötü bir fikir değil kesinlikle ancak iki filmin işleyişlerindeki farklılığı ele almak gerekiyor. girl with all the gifts'te çocuklara kötü davranılmasının bir nedeni var, iyi bir nedeni var. burada ise toplum aşırı gereksiz bir biçimde tedavi edilmiş insanlara karşı kin besliyorlar. böyle bir salgında illa ki birileri, yakınları, sevdikleri hastalanmıştır. içdürtüsel olarak da böyle bir durumda tedavi olmuş insanlara karşı şevkat besliyor olmaları lazım. en azından büyük bir kısmının. yoksa niye devlet bu insanları tedavi etmiş olsun ki? o parayı daha fazla silah yapıp toptan bu yaratıkları yok etmeye harcarlardı paşa paşa. yeterince insan vardı nasıl olsa hastalanmamış, değil mi?

    bir diğer problem ise, bu insanların hastalıklarının işleme biçimleri anlaşılmadan, hasta bireylerin toplumsallıkları öğrenilmeden sokağa salınmaları. bu noktaya gelene kadar da hikaye bitiyor zaten. meğer insanların bir nedeni varmış ancak sen bunu filmin son çeyreğine girerken öğreniyorsun. bu da haliyle işi sıkıcı hale getiriyor. climax'e varan yolda çok yoruluyor beynin, izlemek istemiyorsun. çünkü çok sıkıcı karakterlerin çok sıkıcı diyaloglarını dinliyorsun ancak bu sırada hiçbir karakter gelişimi olmamaya devam ediyor. iki karakter bir sahnede yakın değiller, iki gün sonra "bak neler yaptık" modunda oturmuş muhabbet ediyorlar. zorlama bir senaryo var yani.

    her neyse, filmin pek beğenilmemiş olmasının nedeni zaten tümüyle bu problemler değil. ya çok yavaş ilerleyen ya çok hızlı ilerleyen bir film bu ve zombi filmlerinden, özellikle de hızlı koşan hastalardan oluşan zombi filmlerinden insanlar öfkeli yaratıklar ve tedavi draması bekliyorlar genellikle. buradan kaybetmesi öngörülebilir. bunun dışında oyunculuk kesinlikle harika.

    boş vaktiniz varsa ve izleyecek hiçbir şey yoksa, izleyin. dram kısmı aşırı ağır bastığı için beklentilerinizi bayağı bir düşük tutun ve tempo beklemeyin. birkaç iyi sahne hariç vasadın üzerinde, fena olmayan bir dram; ortalama bir zombi filmi.

    daha iyi işlenebilirmiş. dizi olabilirmiş. bir çok olay bir arada sunulmayabilirmiş. sürü olmanın hastalar ve iyileşmiş hastalar üzerindeki etkileri ele alınabilirmiş. çok potansiyeli varmış, yazık etmişler. sağlık olsun. bu hatalardan öğrenen başkaları daha iyi filmler, diziler yapacaklardır.
  • müminlerin cayır cayır kurban kesip sonrasında yediği günlerin ilk gecesinde izlenmiş, insan yiyenzombi salgını sonrasına odaklanan irlanda dramı.

    zombi saldırısı sonrasındaki toplumsal düzenin yeniden oluşumuna odaklanan ilk yapım olmaması sebebiyle "orijinal" olmadığı gerekçesiyle eleştirilen film.

    muadillerinden the returned, her ne kadar kapitalist piyasanın en temel değerlerinden arz talep ile başlayıp sonrasında facia bir ikinci yarıya bağlaması, the girl with all the gifts'in ise, iki düşman ırk arasındaki düşmanlığın sonunu getirecek melez kahramanın doğması klişesinden yürüyen bir "hayatta kalma" gerilimi olduğu düşünülürse, bu filmin muaddilleriyle tek benzerliğinin "tema" olduğu, bu temadan daha özgün bir yere gittiği yapım.

    zombileşmekten daha çok "zombi olmanın dayanılmaz ağırlığı"na biraz ağır ancak çok da duyguları deşmeden kararında odaklanan bir yapım olmasıyla biraz daha öne çıkıyor. zombiden tekrar insana dönenler kendi "varoluşsal" krizlerini yaşarken, toplumun büyük çoğunluğunun da hiç sektirmeden "iyileşenleri" ikinci - belki de üçüncü - sınıf insan yerine koyması toplumun "varoluş" krizini ırkçılık üzerinden ve "iyileşenlerin" de antifaşist mücadelesini sarihçe anlatıyor.

    elbette bu anlatının mükemmel olduğu söylenemez; saatte 561 mil/sa hızla koşan zombi temposu beklenmese de ağır aksak dram oldukça zorluyor ve öte yandan filmin ikinci yarısına hakim olan, "siyasî" mücadelelerin "kişisel" komplekslere indirgenmesi ve dolayısıyla bireye hasredilmesiyle de toplumsallığından uzaklaşan yapım. fakat film irlanda filmi olunca, mezhep mücadelesi ve bloody sunday üzerinden de okuma ihtimali sunmasıyla tüm dramının ardında bir de tarihsel bir "öteki" hikayesini, farklı bir alegoriyle anlatan zombi temalı sahih dram.