şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bi durum;

    f#a#, ilk yayınlandığında 2 parça idi: nervous, sad, poor... ve black, uncertain, beautiful... . sonra albüm yeniden basıldı ve üçe bölündü. bu durumda dead flag blues olarak bildiğimiz parçanın asıl adı nervous, sad, poor... oluyo biraz da
  • parcanin girisindeki monologun turkcesi su sekildedir:

    araba alev almıştı ve direksiyonda sürücü yoktu.
    lâğımlar yüzlerce kimsesiz intiharla kirlenmişti.

    uğursuz bir rüzgâr esiyordu...

    yönetim çürümüştü...
    bir sürü ilâçla uyuşmuştuk.
    radyo açık ve perdeler çekiliyken,
    bu korkunç makinenin göbeğinde kıstırılmıştık
    ve makine kan kaybından ölüyordu.

    güneş batmıştı...
    reklâm panolarının hepsi kötü kötü bakıyordu.
    bayraklar direklerinde ölüydü...

    ve şöyle devam etti:

    binalar kendi üstlerine devrildi.
    anneler yıkıntının içinden bebekleri tutup çıkardılar,
    saçlarından yakaladılar..

    yangında ufuk çizgisi çok güzeldi.
    dönüp duran bütün metaller yukarı doğru uzadı.
    her şey turuncu bir pusla yıkandı.

    dedim ki: "öp beni, çok güzelsin
    bunlar kesinlikle son günler".

    ellerimi kavradın ve tam içine düştük.
    bir gündüzdüşü ya da havale geçirir gibi...

    bir sabah uyandık ve biraz daha aşağı düşük.
    kuşku yok ki bu ölüm vadisiydi...

    cüzdanımı açtım,
    kanla doluydu ...

    ceviri: http://www.araf.net/
  • godspeed you black emperor adlı süper grubun hoş bir şarkısı. herdinlediğimde nedense bana i am legend adlı romanı hatırlatır
  • gybenin ilk dinlediğim ağıtı. ledsoldier bana bu şarkıyı hediye ettiğinde bana aynı zamanda hiç bilmediğim bir insanlık halini tanıma şansını verdiğinin farkında değildi.
    aradan yıllar geçti, ve yaşlandıkça şarkı daha da acılaştı ve güzelleşti.
    düşmenin sınırının olmadığını, yıkıntıların birçok ihtirası ve umudu içerdiğini anlattı bana.
    tanıdığım herhangi birinin veya benim hiçbir zaman şarkının konusu olamayacağımızı, dünya üzerinde nadir birkaç insanın öyküsü olduğunu düşünüyordum, yanılmışım..
    birçok yaşamın denk geldiği bir ezgidir dead flag blues.
    kent, yüz ve dil gibi sınırları olmadan her şeyi içerir, ve içindeki vahşet üzüntülü anlarda insana serinlik verir.
  • yarattığı paralel evrene geçiş yapabilmek için dinlenilirken albüm kapağının üzerindeki resmin el altında bulundurulması önerilen şarkı, modern ağıt.
  • yine eksi sozluk semalarindan bir sekilde kaybolmus olan ingilizce monologu asagidadir (sozlerini de yazayim tam olsun):

    the car's on fire and there's no driver at the wheel
    and the sewers are all muddied with a thousand lonely suicides
    and a dark wind blows
    the government is corrupt
    and we're on so many drugs
    with the radio on and the curtains drawn

    we're trapped in the belly of this horrible machine
    and the machine is bleeding to death

    the sun has fallen down
    and the billboards are all leering
    and the flags are all dead at the top of their poles

    it went like this:

    the buildings tumbled in on themselves
    mothers clutching babies picked through the rubble
    and pulled out their hair

    the skyline was beautiful on fire
    all twisted metal stretching upwards
    everything washed in a thin orange haze

    i said: "kiss me, you're beautiful -
    these are truly the last days"

    you grabbed my hand and we fell into it
    like a daydream or a fever

    we woke up one morning and fell a little further down -
    for sure it's the valley of death

    i open up my wallet
    and it's full of blood
  • karanlık tarafa geçişin övgüsü, karaşınlığın hâlis efendisi ve kölesi, dinginlenemeyen çöküşün kakafonisiz çığlığı, her türlü karanlık tarafın yeryüzündeki gölgesi, çok iyi bir parça; ve dahi grup. zamanla kendini editler ve editler...
  • bana bir şekilde fight club'dan şu sözleri anımsatmıştır:

    "in the world i see - you are stalking elk through the damp canyon forests around the ruins of rockefeller center. you'll wear leather clothes that will last you the rest of your life. you'll climb the wrist-thick kudzu vines that wrap the sears tower. and when you look down, you'll see tiny figures pounding corn, laying strips of venison on the empty car pool lane of some abandoned superhighway."