şükela:  tümü | bugün
  • bunyesinde a lover spurned'u de barindiran enchanted albumde yer alan marc almond eseri. turkiye konserinde de calinmistir. surpriz golcu tadinda cok guzel bir sarkidir. ayrica alakasiz olarak (bkz: the dreadful hours)

    tonight’s the night it said in my stars
    that love would be round the next bend
    i felt for a while that my run of good luck
    would never come to an end
    this world was not made for me, no no no no no no no
    there was you, there was i, and the sea and the sky
    there was really no need to pretend, i saw

    eyes of a girl, lips of a girl
    could it be you or a call from my soul
    could it be somewhere that i dare not dream
    could it be you, be you

    skull faced moon and dull faced you
    grinning with mischief tonight
    the shimmer of stars
    the whisper of wind
    this minute, tonight is the night, i saw

    eyes of a girl, lips of a girl
    could it be you or a call from my soul
    could it be somewhere that i dare not dream
    could it be you, be you

    unlock the secret door to my vault
    open the gate that leads to my heart
    touch of a tempter, touch of a siren
    could it be you, be you

    the desperate hours
    the scent of the flowers
    you put in my room
    makes me think of you

    in my dream i see

    eyes of a girl, lips of a girl
    could it be you or a call from my soul
    could it be somewhere that i dare not dream
    could it be you, be you

    unlock the secret door to my vault
    open the gate that leads to my heart
    touch of a tempter, touch of a siren
    could it be you, be you

    eyes of a girl, lips of a girl
    could it be you or a call from my soul
    could it be somewhere that i dare not dream
    could it be you, be you
  • yönetmen william wyler'in her sahneyi mükemmel hale getirene dek tekrar tekrar yazdirdigi bilinir; bu özen bogart'in basrolünü oynadigi the desperate hours'un her saniyesinde görülür. her sahne, görsel bir sekilde seyirciye aktarilan binbir nüans ile doludur. karakterler arasi iliskiler, kelimelere ve diyaloglara minimum basvurarak ve tüm derinligiyle sunulur izleyenlere.

    bogart, esasen kendi kalemi olmayan bir rolü, otorite kurmayi beceremeyen yasli suclu rolünü oynarken, daha evvelden oynadigi, her belanin icinden tereyagindan bal (bal ne yahu? kıl) ceker gibi kurtulur suclularin, ölüme kücümseyerek gülen seytana pabucunu ters giydirir adamlarin madalyondaki öbür yüzünü canlandirirmis gibi duruyor; ve acikcasi, müthis derinlikli, ayrintili bir performans gösteriyor, ezikligi, laf gecirememenin verdigi öfkeyi hissettiriyor insana tümüyle.
  • desperate hours (1990) filmi malum bir yeniden çevirimdir.. rourke un adeta moda kataloglarında fırlamışcasına bir giyimi sözkonusudur ve filmde parlar durur.. nedense rehine olan aile adamı dinlemeyip can sıkarlar kaçınılmaz olarak o oda en iyi bildiği işi yapar.. finali tam bir fiyaskodur sorumlu kadın polis ise baygınlık vericidir.
    hopkinsse filme çok nadir katılır zira kendinde değildir. ve son olarak filmin alınıp izlenme sebebi ise kişiye sonderece garip gelir michael cimino..
  • turgut özakman'in duvarlarin ötesi adli oyununa kaynaklik* ettiği iddia edilen film.
    http://www.imdb.com/title/tt0047985/
  • mükemmeliyetçi yönetmenlerden william wyler'ın ellerinden çıkan çok sağlam bir gerilim filmi. ne varsa eskilerde var diye bir söz vardır. bu film bu sözün haklılığını sonuna kadar kanıtlar. film tıpkı adı gibi bir ailenin çaresizce ilerleyen saatlerine odaklanır. üç suçlu hapishaneden firar ederler. sonunda iki çocuklu bir babanın evini girip ailesini ve kendisini rehin alırlar. adam ya da ailedeki herhangi birisi suçluların aleyhlerine bir şeyler yaparlarsa kan dökülecektir. film bir günden kısa bir sürede geçer. bu süre zarfında suçluların birbirleriyle ilişkilerine, ailenin çaresizliğine değinilir. wyler "the end" yazısı çıkana kadar gerilimi sürdürmeyi başarır. alfred hitchcock gibi gerilimin dozunu yavaş yavaş arttırıp finalde zirveye çıkarmaz. suçlular eve girip aileyi rehin aldıktan hemen sonra gerilim başlar. finale dek de devam eder. ve ortaya çok sağlam bir gerilim filmi çıkar.
    filmin başrolünü üstlenen humphrey bogart "keşke kariyerinde sürekli kötü adamı canlandırmış olsaydı" dedirtir. bu cümleyi the treasure of the sierra madre filmindeki rolü için de kurmuştum. bogart orada da kötü karaktere hayat vermişti. bu iki filmdeki performansları daha iyi bana göre. sürekli iyi rollerde izleyince az sayıdaki kötü karakterdeki performansları daha değerli hale geliyorlar.
  • humphrey bogart'ı görmeye pek alışık olmadığımız bir rolde görüyoruz.
    böyle olunca da ne humphrey'liği kalmış ne bogart'lığı.

    (bkz: humphrey bogart'ın o kadar da humphrey olmaması)