şükela:  tümü | bugün
  • kristen wiig, alexander skarsgard'ın kadrosuna katıldıkları drama.
  • alexander skarsgard canlısının filmin san francisco premierine katılımı pek bir ilginç olmuş.
  • 15-16 yaşlarındaki bir kızın cinselliğini keşfetmesi... ama öyle keşfetmek ki bir süre sonra shame'e (fassbender'in filmi) bağlamak, bir seks hastası olmak. yok tabii, o kadar değil, abarttım biraz. genç kız cinselliğini annesinin sevgilisiyle tanıyor, o adama aşık oluyor. bu küçük kızla (adam 30 yaşlarında) sevişecek kadar düşen herif yüzünden kız uyuşturucuya bulaşıyor, lezbiyen oluyor falan. böyle söyleyince 70'lerde hülya avşar'ın kötü yola düştüğü filmler akla gelebilir, tabii ki öyle bir film değil. mizahı finale dek koruyor.

    senenin başarılı bağımsızlarından. sundance'den sonra adının anılmaması ilginç olmuş. yılın başında sundance'de gösterildiğinde genelde beğenilmişti. fakat ödül sezonunda öne çıkamadı, kampanya yapmadıklarından olsa gerek. zaten bağımsız çevreler dışında ödüllendirilmesi zordu. neyse. yönetmen genç kızın cinselliğini keşfetmesine odaklanırken sıklıkla animasyondan yararlanıyor, kızın duygularını, hislerini animasyonlarla anlatıyor. hoş olmuş o animasyonlu sahneler. müzik kullanımı da iyiydi, diyalogları da. mizahını da sevdim. seks sahneleri de iyi çekilmiş, oynanmış. bel powley senenin güzel keşiflerinden olmuş. bu filmden sonra işleri açılacaktır.
  • american splendor ve ghost world tadında bir film. ayrıca soundtrack albümü defalarca dinlenesi:

    http://youtu.be/zbyese3jmhc

    http://youtu.be/_1ur1wpmokk
  • bir insanın kendini bulmasını anlatan şukela film.

    15-16 yaşlarındaki bir kadının ergenlikten cinselliğe geçişini, kendi bedenini tanımasını, kadınlığa bakış açısının değişmesi, kendi kimliğini bulmasını başarılı aktaran bir film.

    sonunda da bütün kiz cocuklarina seslenişinde duygulandım resmen. erkekleri merkeze koymayacağını dillendirmesi bence çok şukela idi.

    ama oyuncunun true blood'tan eric'i (bkz: alexander skarsgard) öpüyor olmasını çok kıskandım.
  • pek bi numarası olmayan film. muadili gençlik/büyüme filmlerinden farkını göremedim. ayrıca en az 25 yaşında gösteren bel powley'in - ki 23 yaşındaymış zaten - oynadığı karakterin 15 yaşında olduğuna da inanmak mümkün değil. bu da film boyu rahatsız edici bir unsur başlı başına.
  • 15 yaşında yeni yetme bir genç kız hatalar yapar mı kesinlikle bunda sorun yok. filmde de işte bu ana vurgu. ama gerçeküstü bir şekilde. bizim agir travma diyecegimiz bircok seyi normalize ederek basitleştirilmiş siradanlastirilmis bir şekilde. hayatın olağan akışı sanki buymuş gibi yaşa geç sigliginda üstüne kafa yorma mantığında... iste bu sebeple filmi gerçekçi bulamadığım gibi özenli de bulmadım. istismar boyutunda yaşanmış bir ilişki ve öyle bir anlatım dili ki seyirci gülüp eglenebiliyor, sarsıcı çoğu sahneyi sıradan gözlerle izliyor etkilenmiyor, normalize edebiliyor. elbette filmin dram yüklü olmasina gerek yok farkli tarzda da kurgulanabilir her sey ama yaşanılan onca şeyi baside indirgiyerek anlatmak bence olmamış. onun haricinde oyunculuklar güzel çekimler başarılı ve oldukça sürükleyici bir film ama o kadar derinlik ve duygu boyutu yok. yüzeysel bir tarz ve anlatım.
  • if istanbul 2016'da izleyemeyip bari evimde izleyeyim diyerek bitirdigim, ağızda yarım gülümseme bıraktırmış film.

    --- spoiler ---

    sonu da böyle bitiveriyor:

    "so, maybe nobody loves me. maybe nobody will ever love me. but maybe it's not about being loved by somebody else."

    "this is for all the girls when they have grown. "

    --- spoiler ---
  • son derece rahatsız edici, sırf bu nedenle bile çok güzel film. vermek istediği tüm duyguları, izleyiciye çok kolay ve güzel bir şekilde geçiriyor.

    --- spoiler ---

    ayrıca, öyle anne olmaz olsun bence.

    kadına, sadece anne rolü yapıştırmak istemiyorum, kadın olarak kalmalı kesinlikle; ancak eğer evinde 2 tane ergenlik çağında kızın varsa, kesinlikle daha çok dikkat etmeli insan.

    --- spoiler ---

    film de beni, böyle, yüzeysel yorumlar yapan annaneye çevirdi işte.