şükela:  tümü | bugün
  • helen mirren'ın oyunculuk derslerinden bir ders daha.
    insanın bir tane boşu olmaz mı yahu.
    2012 tarihli film sırf helen mirren tripleri için izlenir.

    şimdi filme adını veren şey: bir kapı.
    emerenc'in kendini bütün dünyadan soyutlamasının ve o kapıdan içeri girmesine izin verdiği tek kişi olan yazar magda'nın birbirlerinin hayatlarını dostluğun sihirli değneği ile değiştirmesinin hikayesi. emerenc, bir hizmetkar ama hiç de alıştığımız türden bir hizmetkar değil. emir almayı sevmiyor, gerekirse emir veriyor ve yaşamının sınırlarını da hep o belirliyor.
    kadın tam bir karakter yani.

    kadınların düşmanlığı kanlıdır ama dostluğu da pek sıkıdır.
    bu film o bağları güçlendirirken, her insanın kalbine giden bir yol ve sonunda açılacak olan kapının varlığına işaret ediyor bizi.

    glenn close'un albert nobbs karakteri kadar başarılı bir oyunculuk olmuş.
    bu iki güçlü ve azimli kadını karşılaştırmalı izleyiniz derim.

    http://www.imdb.com/title/tt1194577/

    http://www.imdb.com/title/tt1602098/
  • "en iyi akademi ödülünü" kazanmış film.

    the kapı
  • usta yönetmen istván szabó'nun ev sahibi ve hizmetçi üst zemininde iki kadının birbirine olan bağlılığını anlattığı ve zaman zaman da aralarındaki bu sınıf farkının yer değiştirdiği izlemesi oldukça eğlenceli bunun yanında muhteşem oyunculuklarla bezenmiş son filmi the door benim nazarımda bu seneki filmekimi'nin iyi filmlerinin arasındaydı. özellikle flashback sahnelerinin başarısını burada yazmam gerek çok iyi çekilmiş ve tasarlanmıştı. filmi en iyiler listeme almamamın sebebi ise sahne geçişlerinin zaman zaman kopuk olmasından kaynaklıydı. süreyi idareli kullanma isteği sanıyorum buna sebep olmuştu keşke bu dikkate alınmasaydı.
  • filmekimi vasitasiyla izledigim en iyi uyarlama senaryolardan biri. roman o kadar guclu olunca film de oyle oluyor. derdini cok iyi anlatmis bir film, ha derdini seversin sevmezsin, siradan bulursun o ayri.

    helen mirren'a gelince helen is my girl!
  • yonetmeni bir adim uzagimdayken merak ettigim halde 'budapeste'de niye herkes ingilizce konusuyor?' diye soramadigim, cok guzel, siir gibi film. bir de 'film cok hizliydi' diyene 'ben de yavas oldugunu dusunuyordum endiselenmeme gerek yokmus demek ki' diye gulumseyerek sevimli bi ayar vermistir sempatik amca.
  • "the doors" toplulugunun jim morrison öldükten sonraki halidir.
  • en iyi kısa film dalında oscar adayı olmuş 2008 yapımı sağlam bir kısa film.zaten filmin çernobil'de geçmesi görsel olarak kötü olmasını imkansız kılıyor.hikaye güzel ve vurucu.
  • d'angelo'nun 14 yıl aradan sonra cikardigi black messiah albumu ile, kulak paslarimizi akittirdigi enfes parcalardan sadece biri.

    sozleri

    ı told you once but twice
    you wasn't very nice
    ın your hands you held my life
    ı told you once but twice, my love
    don't lock yourself out that door
    no, no, no
    don't lock yourself out that door

    behind a silky shade
    you danced the masquerade
    on a float in your parade
    and on the music played
    my love
    don't lock yourself out that door, no no no
    don't lock yourself out that door

    ı wrote a perfect song
    you sang it all night long
    held your breath when you were done
    and waltzed out with the sun
    my love
    don't lock yourself out that door, no no no
    don't lock yourself out that door

    ı told you once but twice
    you wasn't very nice
    ın your hands you held my life
    ı told you once but twice, my love
    don't lock yourself out that door, no, no, no
    don't lock yourself out that door
  • david chaprfield'in yazdığı kitaptır.
  • bir turin brakes şarkısı the optimist lp den.